Yeni model kız

Kız seçimi kopyala makarnası

2020.08.12 15:56 muptezel_pengwing Kız seçimi kopyala makarnası

öncelikle dalga geçecekler klavyelerini yavaşça yere bıraksın. yaşım artık geldi ve artık gelecek hakkında ciddi bir karar vermem gerekiyor. bunu oturup danışacak, akıl fikir alacak kimim kimsem olmadığı için buraya yazıyorum.
şu anki sevgilim 6/10, pek de başarılı bir kariyeri olmayan bir yarı-köylü kızı. bana neredeyse tapıyor. ne istesem yapıyor kız. neredeyse 3 yıl olacak tanışalı bununla. hiçbir yanlışını görmedim. fiziği fena değil, ince uzun bir kız.
diğer tarafta da başka bir kız var. ona da 7/10 diyelim ama fiziği çok daha iyi. kız benimle aynı sektörde ama benden çok kazanıyor. bu kızla da aramızda bir şeyler var. ama ileride benden iyi kazandığı için sorun olur mu bilemiyorum. gerçi benim kredi borçlarım falan olmasa onunla eşit kazanıyorum ama şu an benim altımda 2000 model araba var onun altında 2016 model araba var. farkı siz anlayın. ama kız bu durumun farkında ve hiç sorun ettiğini görmedim şu ana kadar. "istanbul'a gel buluşalım yeni eve çıktım" falan diyip duruyor. ayrıca bu kızın hala sevgilisi var. tam bir davar o ayrı bir tartışma konusu ama kıza yeşil ışık yaksam ona siktiri çekeceğinden eminim. izlenimim genel olarak iyi bir insan olduğu yönünde ama fazla detaylı konuşma fırsatım olmadı tabii ki.
şimdi elimizdeki veriler şu yönde:
ilk kız:
-ileride evlenirsem ben bakacağım. söylediğim gibi para kazanıp iş hayatına atılma gibi bir derdi/isteği yok.
-ailesi muhtemelen köylü olduğu için hayvan gibi düğün falan isteyip masrafa sokacak beni
-kızla fazla bir ortak noktamız yok
-ikinci kız bundan daha güzel
+tam bir türk kızı ama beni karşılıksız sevdiğinden eminim. bir defa aldatmama rağmen hala devam ediyoruz.
ikinci kız:
+iyi kariyer
+büyük memeler
+güzel fizik
+ortak noktamız var, ayrıca aynı sektörde çalıştığımız için ileride kendi işimizi kurma şansımız da var
+10 kat daha eğitimli
+tek başına kendi ayakları üzerinde durabiliyor
-sevgilisi olmasına rağmen bana iş atıp duruyor. ileride bunu başkasına da yapar mı bilmiyorum.
sizce ne yapmalıyım? şu önümdeki iki yıl hayatıma nasıl devam edeceğimi belirleyecek. bunun etkenlerinden biri de kiminle hayatımı birleştirdiğim olacak.
inşallah size soru sorduğuma pişman etmezsiniz.
submitted by muptezel_pengwing to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.03 02:00 Cratix16 Annem Babama Nasıl Verdi Acaba Neler Hissetti! Part 3

akşam incide takılıyordum ki babam bini çıktı yanıma kapıyı tıklattı.. okan mı beyaz mı? diye sordum. ikisinin de amk aç kapıyı dedi. doğru cevabı verdiğinden açtım kapıyı. lan bu ne hal? diye bağırdı. ne var halimde? dedim. oğlum delirtme çıkar şunları diyor. taktığım sütyeni kastediyormuş amk.. bu herifin dar kafalılığı öldürecek beni. baba merve'ye aldım takmadı, o kadar para verdim. boşa mı gitsin? tasarruf yapıyorum dedim. tasarrufunu giberim diye bağırınca çıkarmak zorunda kaldım. tek tek tuvaletleri gezip boşa su akıyor mu? diye kontrol etmeyi biliyor oç. biz tasarruf yapınca suçlu oluyoruz. takacak ya bana, bahane arıyor. konuyu değiştirmek için zaman lerzan mutlu'yu ne kadar değiştirmiş, farkında mısın? diye sordum, giblemedi. böyle zekiliklerim vardır. aşırı bir tepki aldığımda olayı yumuşatmak için parlak zekamı devreye sokarım. ters ters bakıyor amk.. sen ne demeye geldin baba? dedim. demiyorum lan sana bir şey baba da deme bana amk dedi ve çıktı. oha amk itirafı kest. delirmek üzereydim.. babam kimdi benim amk? bu konuyu hemen açıklığa kavuşturmalı, incide arkamdan konuşulanları haklı çıkarmamalıydım.
not: lerzan mutlu annem olabilir.
hemen indim aşağıya sordum anneme. benim babam kim? dedim. mal mal konuşma git başımdan diyor. babam babam olmadığını iddia ediyor, kim benim babam cevapla çabuk, yoksa bida odama almam seni dedim. öyle deyince tırsmış olacak gitti babama sen ne dedin bu çocuğa? diye çıkıştı. ben biraz uzaklaştım, dayaktan korktuğum için. zaten duydum sonra babam yakışıksız ifadeler dillendiriyordu hakkımda. bunlardan bir gib çıkmayacaktı, kendi yöntemlerimle öğrenmeliydim. merve'nin yanına gittim. kapıyla küs olduğumuzdan ona bir şey söylemedim ve tıklattım. zaten onla harcayacak zamanım da yoktu. merve açtı kapıyı, ne var? dedi. önce benimle insan gibi konuşmasını, daha sonra göğüslerinin bir ara fotoğrafını çekmemiz gerektiğini, bir iş için lazım olduğunu tembihledim. git abi pff xs gibilerinden bir şey söyleyecek oldu, tuttum saçından. söyle, geçen saklayıp da söyleyemediğin şey neydi? benim gerçek babam kim? annem başka kimlere veriyor? dedim. sesi çıkmadı.. söyle çabuk yoksa nermin'in face profiline yine mesut yar'ın kilo vermeden önceki hallerinin fotoğraflarını atarım diye tehdit ettim, defol diye karşılık verdi. bu kız tam bir kevaşe.. artık anlaşılmıştı, aile içinden doğru cevap gelmeyecekti. bir an önce farklı yollara yönelmeliydim.
not: aradığım sorunun cevabı nermin'de olabilir.
sabaha kadar gözüme uyku girmedi. face'den, twitter'dan ve inci'den çeşitli duyurular yaptım. babamın kim olduğunu bilenlerin acil bana ulaşması gerektiğini yazdım. küfürle cevap verenlere gerekli tepkileri verip evden fırladım. 1. kata indim, yine o kadın çıktı. eşiniz evde mi? dedim. hayır dedi. oha bu saatte gelmedi mi hala? diye bağırdım. herif ağır tokmakçı amk evine bile uğramıyor. saçmalama işe gitti dedi. yemedim tabiki ama onla uğraşamazdım. sizin kocanız benim annemi gibmiş doğru mu? dedim. ne diyorsun sen defol git falan dedi küfür müfür bir şeyler saydırdı. dur kapatma kapıyı cevap ver dedim, kapattı huur kapıyı. annemin tadına varmış biri bu karıya katlanıyor olamaz deyip babamın bu adam olmadığına karar verdim. karşı komşu firuze teyzenin kapısını çaldım. eşiniz evde mi? diye sordum.. yok dedi. kocanızı kastediyorum, evde mi? dedim. yok evladım diye karşılık verdi. firuze teyze belanızı gibtirmeyin hepinizin eşi mi memur amk saat 8 buçuk deyince, bir şeylerden korkuyor olmalı ki kapıyı hakaret ederek kapattı. firuze teyzenin kocası ihtimalini aklımda tutmalıydım. firuze teyze bir şeyler saklıyor gibiydi. sıra 2. kattaki dairelere gelmişti.
not: 1. kattaki kadının adını hala bilmiyorum.
  1. kattakilerden birini tanıyorum da 4 numaraya hiç gitmemiştim. o yüzden önce tanıdığımdan başlayıp aradaki samimiyeti kullanmaya karar verdim. kapıyı çaldım, aramızdaki samimiyete olan inancından dolayı açtı kapıyı. aramızdaki samimiyete güvenerek nassın mehtap teyze görünmüyon? dedim. beni görmekten şaşırmış olacak ki ters ters baktı. kocanız annemi gibmiş doğru mu? diye sordum. sorgu tekniğidir bu, annem itiraf etmiş gibi yapıp lafı alacaktım ağzından. böyle zekiliklerim vardır. insanlara aklımla küçük oyunlar oynar, keskin zekam karşısında çırpınışlarını izlerim. lafı değiştirmek için terbiyesizlik yapma oğlum git işine hadi deyip kapıyı kapattı. bunların hepsi niye böyle davranıyor amk? 1 insan gibi sohbet edebilen olmaz mı koca apartmanda.. kocasından şüpheleniyor belli ki. bu ihtimali de cebe koyup 4 numaraya gittim. çaldım kapıyı benim yaşlarımda bir kız açtı. eşiniz evde mi? dedim. eşim yok benim, neden sordunuz? dedi. kocanızı kastediyorum hanımefendi, evde mi çabuk diye ısrar ettim. öğrenciyiz biz söyle ne söyleyeceksen diyor. bir an öğrenci ve kız olduğunu aklıma getirince çok heyecanlandım ve birkaç saniye aralıksız bakıştık. fakat benden hoşlanıyor olması, sorgu tekniğimden kaçabileceği anlsevgi gelmiyordu. babanız annemi bafilemiş doğru mu? dedim, gülüyor amk. oha bulmuştum galiba.. bu diğerleri gibi kapıyı kapatmamıştı. tabi bu benden hoşlanıyor olmasından da kaynaklanabilirdi ama gözlerinden babasını saklamak istediği gerçeğini okudum. bak dedim ayağını denk al, şahsi meselemizi sonra halledelim dedim ve babasının msn adresini istedim. uğraşamam senle deyip kapıyı kapattı. nihayet elime gerçekçi deliller geçmişti. ayrıca behzat ç'deki şule'den sonra ilk kez bir kızın benden hoşlandığını hissetmiştim. bu da olumlu bir gelişmeydi. neyse edindiğim bilgileri aklımda tutup 3. kattakileri sorguya çekmek vardı sırada.
    not: mehtap teyze ve erdal beşikçioğlu liseden sınıf arkadaşı olabilir.
  2. kattaki sinirli teyze biraz beni korkutsa da kapıyı çalmak zorundaydım. açtı ne var? dedi. olaya yumuşak girmek için natalie portman'ın léon'daki halini hatırlıyor musunuz? dedim. anlamadım? evladım işim var noldu? dedi. acelesi kendini ele veriyordu açıkçası. bu tavrı şüphelerimi artırmıştı. hanımefendi dalga geçmeyin benle, kocanız nerde? dedim. napacan kocamı? diyor. aklı sıra lafı değiştirecek oç. kadın biraz yaşlı olduğundan sorumu dikkatli sordum. muhterem beyefendinin validem ile vakt-i zamanında izdivaç ettiğini teferrüc ediyorum dedim. söylediğime cevap vermeyip lafı değiştirmeye çalıştı. annenin haberi var mı geldiğinden? dedi. sanane annemden oç deyip ondan önce kapıyı ben kapattım. sonra da açmadı oç. şüpheliler listeme eklenmekten kurtaramamıştı kocasını... karşı daireye geçtim. kapıyı tıklattım. kapıyı açan kadına ''oha siz burada mı oturuyordunuz? kapıcı sanıyordum sizi.'' dedim. ne diyorsun sen? falan bir şeyler geveledi. eşiniz evde mi dedim. yok bana söyle ne söyleyeceksen bebek içeride yalnız dedi. bebek kimden? diye sorunca biraz sinirlenip kapıyı kapattı. bu millet mal amk. babam tembihlemiş herhalde hepsine, konuşmayın demiş. bu adam tam bir oç, böyle bir şeyi benden saklayabileceğini nasıl düşünür? neyse şimdi gitmem gereken tek bir adres kalmıştı. firuze teyze.. fazla beklemeden bizim kata çıktım.
not: bebek önder açıkbaş'tan galiba.
bizim kata çıkıp firuze teyzelerin kapısını çaldım. firuze teyze kapıyı açınca bir şey söylemesine izin vermeden ''haykırmaaaak istiyoruoooğğmmmm konuşamıyorum'' eserini ilhan irem'in tarzıyla seslendirmeye başladım. bu daha samimi bir sohbet gerçekleştirmemizi sağlayabilirdi. noldu evladım yine? dedi. bakın firuze teyze sevişmek doğal bir şey ve insanın bir ihtiyacı. günümüzde yıldız tilbe bile sevişiyor dedim. oğlum git hiç sırası değil dedi. ne sırası değil? bu saatte görmeyin siz de şu işi kardeşim dedim. kapıyı kapatıyordu ki koydum ayağımı araya korkmasını sağladım. bildiğiniz gibi böyle çevikliklerim ve böyle zekiliklerim vardır. bu hareketimde iki yeteneğimi bir potada erittim. napıyorsun oğlum sen? git evine yürü dedi. eşiniz annemi emmiş doğru mu? dedim. anlamadığım birkaç arapça cümle söyleyerek kapıyı kapattı ve kafamı karıştırdığını sandı. fakat bu hareketleriyle kendini ele vermiş oldu. çünkü firuze teyzenin arapça bilme ihtimali çok düşüktü. böyle basit hamlelerle aklımı karıştırmayacağından şüpheliler listeme kocasını ekletmekten kaçamadı. yeterli bilgiyi toplamıştım. şimdi eve gidip taylor swift'in love story şarkısı eşliğinde bir durum değerlendirmesi yapacaktım. kapıyı çaldım, annem açtı. nereden geliyorsun? diye sordu. konuyu değiştirmek için defne joy foster öldü 3 gün yas tuttunuz, 30 şehit öldü şimdi neredesiniz? dedim. mal mal baktı, fırsattan istifade odamın yolunu tuttum.
not: ilhan irem, taylor swift'e kanye west'in yaptığı ayıbı yapmazdı.
harun kolçak posterimi ters çevirip duvara astım. şüphelilerin isimlerini, yaşlarını, duyabildiğim kadarıyla haftalık sevişme sayılarını yazdım. o sırada babam geldi, kapıyı tıklattı. gel lan kahvaltı yap dedi. yeterli eti cinim olduğunu, kapımın önünü derhal terk etmesse merdivenlerle konuşacağımı, bir daha onu üst kata çıkarmayacağımı söyledim. öyle deyince korkmuş olacak ki hiçbir şey demeden aşağı indi. elimdeki delilleri ve düşündüklerimi facebook, twitter, inci'de paylaştım. msn iletimi ''alem arka olmuş.'' yaptım. insanlardan yardım istedim. fakat herkes oçlik peşinde olduğu için gerekli küfürleri gerekli yerlere iletip sosyal ortamdan da umudumu kestim. neden herkes bana karşı amk bir anlasam... daha sonra kapım çalındı, gelen merveydi. şaşırdım amk hangi dağda kurt öldü? diye sorup biraz gülümsedim. abi açar mısın kapıyı? dedi. önce soruma cevap ver dedim. abi aç şu kapıyı diye bağırınca daha fazla sinirlendirmemek için kapıyı açtım ve hangi dağda kurt öldü? derken gerçek bir soru sormadığımı, kendisine bir espri yaptığımı belirttim. yoksa 12 yaşında kız nerden bilsin amk nerde kim öldü * böyle esprili anlarım vardır. sivri zekamla beklenmedik espriler yapar, insanları aralıksız güldürürüm. neyse derdin ne merve? sütyensiz birini odama almadığımı biliyorsun, acele et dedim. bir fotoğraf çıkarıp, abi bu iğrenç şeyi niye yatağımın altına koydun? dedi. o iğrenç dediği şeyin david fincher'ın 25 kare tekniği olduğunu ve fight club'ın final sahnesinde bulunduğunu belirttim. merve iyi kız, hoş kız da cahil biraz galiba.. bir daha yapma böyle şeyler yeter artık dedi. konuyu değiştirmek için bu yaşar nuri öztürk saba tümer'e neden bu kadar sinirli? diye sordum. aklı karışmış olacak ki cevap vermeden çıktı odadan. ben de işime bakmaya devam ettim.
not: helena bonham carter yaşar nuri öztürk'ten hoşlanıyor. ikisinin de 3 ismi var.
duvardaki yazdıklarıma bakarak bir süre düşündüm. daha sonra benden hoşlanan öğrenci kızla şükran teyzenin akraba olduklarını farkettim. bu da firuze teyzenin kocasının benim babam olma ihtimalini kuvvetlendiriyordu. indim aşağıya annem mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu. anne firuze teyzenin kocasıyla nereden tanışıyorsunuz? dedim daha mevzuya girmeden. böyle zekiliklerim vardır. konuya farklı bir yerden girer, karşımdaki insanın aklımın oltasına düşmesini beklerim. fakat annem git başımdan, uğraşamam gibi basit kelimelerle beni başından atmaya çalıştı. yemedim tabiki, ama yine de çok üstüne gitmeden lafı ağzından alıyım diye kim kardashian'ın en küçük kız kardeşinin model olmak istediğinden bahsettim. yine aynı basitlikte cümlelerle lafı geçiştirmeye çalışınca kafasını karıştırmak için requim for a dream'in ne kadar overrated bir film olduğundan bahsettim ona. fakat kadına işlemiyordu. anlaşılmıştı, çözülmesi için biraz daha zaman vardı. ben de yukarı çıkıp biraz kafamı dağıtmalı, başka şeylere yoğunlaşmalıydım. bu kadar düşünmek bana bile fazla gelmişti. inci'ye girip semiha berksoy ferresi yolla diyene yolluyorum başlığı açtım. pek ilgi görmeyince twitter'a girip birkaç güldüren şaka yaptım. kimse rtlemeyince face'e girip liseden arkadaşım pelin'in duvarına halil sezai paracıklıoğlu senden hoşlanıyor yazdım. 2 dakika sonra kaldırdı gönderimi oç. herkes bana karşı amk böyle dünyanın necati ateş'ini gibiyim deyip uykuya dalmaya karar verdim ve yatağa yattım. bir an önce sabah olmasını ve planlarımı hayata geçirmeyi istiyordum.
not: pelin kim kardashian'ın erkek kardeşine veriyor. eminim...
sabah kalktım erkenden reserved ne demek ola ki amk? diye düşündüm biraz. daha sonra quentin tarantino'nun adını hatırlayamadığım bir filmine gönderme olduğuna karar verip işe koyulmayı tercih ettim. merve'nin odasına inip biraz kapıyla dertleşmek istedim, fakat cevap vermedi oç. tüm dünya bana karşı birleşmiş amk deyip eticin+cappy i mideye indirdikten sonra firuze teyzelerin daireye indim. kapıyı tıkladım, açan olmadı. fakat içerde ayak sesleri vardı amk uyuyor olamazlardı. böyle zekiliklerim vardır, şeytanı ayrıntıda arar, aklımı kullanarak yerinde gözlemler yaparım. açmaları için kapıyı daha sert vurmaya başladıktan sonra firuze teyze açtı kapıyı. bir şey dememe izin vermeden bak çıkacam söyleyecem artık sizinkilere yeter böyle oğlum, acıyorum ses çıkarmıyorum dedim. sen kimsin bana acıyorsun firuzan teyze? kocanı çağır dedim. adını firuzan olarak telaffuz ettim ki onu önemsemiyor gibi bir görüntü verip, karşımda ezilmesini sağlayım. böyle hınzırlıklarım vardır. kocamı çağırırsam dayak yersin, git bak dedi. babam değil mi? döver de, sever de.. karışmayın çağırın dedim. ne diyorsun oğlum sen, çık elimi belada koyma diyor oç. eğer kocasını çağırmassa zabıta ya da pakize suda'yı çağıracağımı belirttim. fakat kadın oralı olmadı.. yetmezmiş gibi kapıyı yüzüme kapattı. oğlunuz büyüyünce önder açıkbaş gibi olacak hepiniz oç siniz deyip bizim daireye çıktım. konuyu manevi babama açma vakti gelmişti.
not: reservedla ilgili filmde pakize suda oynuyordu galiba.
kahvaltı masasına oturup bir süre herkesin uyanmasını bekledim. o sırada abraham lincoln'ün annemle ne ilgisi olabilir? diye düşündüm. neyse ki ilk uyanan babam oldu. napıyon lan burda? uyumadın mı? dedi. uyuduğumu, çünkü beynimin en fazla uyurken geliştiğini belirttim. beynini gibiyim gibilerinden ucuz bir laf etti. bu adamın aklı sıra benle taşak geçmesi çok sinirlerimi bozuyor. manevi babam olduğunu öğrendikten sonra bıçaklamayı düşünmüyor değilim. neyse buna daha fazla takılmayıp onu popülasyon genetiğinin kurucuları ingiliz biyologlar ronald fisher ve j.b.s. haldane için 1 dakikalık saygı duruşuna davet ettim. giblemedi oç.. tabi ben hiç bozmadan duygulu bir 1 dakika yaşadıktan sonra konuya girmeye çalıştım. fakat bu oç döver diye yavaş yavaş bahsetmeliydim içimdekilerden. ilk insan ademse ya bu kızını gibti, ya da oğulları kız kardeşlerini? diyerek bir sohbet konusu açmaya çalıştım. sabah sabah sürünme yine.. diyince olayı mantık boyutundan şiddet boyutuna taşımamak için lafı uzatmadım. önce sevecen olmalıydım. bak dedim sen de bu yaşıma kadar büyüttün ettin, aç susuz koymadın eti cinim ekgib olmadı sağol dedim. ne diyon sen amk? diyor oç hala işin gırgırında. baba, bak hala baba diyorum sana. sen kim olduğunu söylemedin ama ben gerçek babamı buldum dedim. ilk başta şaşırdı, sonra zekama şaşırmış olacak ki hafif gülümsedi. kimmiş? dedi joe biden dedim. oç kahkaha atıyor karşımda. ne gülüyorsun amk baktım netten ben joe biden türkiye'yi başkan yardımcısı olmadan önce defalarca ziyaret etmiş dedim. oğlum bak sinirleniyorum, gibtir git diyor bana muallaknin evladı. hayır dedemi tanımasam manevi babama böyle söylememem gerektiğini düşünücem. ama biliyorum dedemi, kesin muallaknin evladı bu. az önce buraya gelip düşünmeye başlayana kadar firuze teyzenin kocası sanıyordum. o da bafiliyor annemi ama benim babam o değil, az önce düşününce farkettim dedim. ayağa kalktı bu hiçbir şey demeden üzerime yürüdü. şiddet çözüm değil, mantıklı ol. joe biden olmayacak da kim olacak? bunu daha önce düşünmemiş olmam saçma değil mi? diyecektim saç.. diyebildim. ağzıma burnuma daldı amk. bu kez farklı oldu biraz. 1 dişim kırıldı, gözüm 10 dakika içinde hafif morlaştı. elmacık kemiklerim çok acıyordu. vurdukça da kesmedi öncekiler gibi oç. neyse bıraktı gidiyordu sen benim maddi babam değilsin dövemezsin beni diye bağırdım. maddi o anlamda kullanılmaz gerizekalı diye yanıt verip odasına gitti. hmmmm bunu biraz düşünmeliydim.
not: ronald fisher, joe biden'ı duşta seyretmiş.
bir süre burnumdan yere damlayan kanları izleyip kafamda robert downey jr.'ın sherlock holmes performansını değerlendirdim. annem uyanmış amk o geldi ne oldu yine? ne bu halin? salim allah belanı versin deyip ağlamaya başladı. haltları sen yiyorsun, dayağını ben yiyorum anne dedim. ne yaptın yine gerizekalı? sorusuyla karşılık verdi. joe biden'ın babam olduğunu manevi babama söylediğimi belirttim. gözlerinden okudum bir yıllar öncesine gitti.. hiçbir şey demedi, ilk yardım gereçlerini getirdi. bunların yararı olmayacağını, acil bana merve'nin ojelerinin lazım olduğunu söyledim, takmadı. benim de kalkıp onları getirecek halim yoktu açıkçası. her tarafım acıyordu. daha sonra babam oç geldi annemle sırtladılar beni odama taşıdılar. güya şefkatli görünüp joe biden'ı aramama, onları terk etmeme engel olacak oç. ama yağma yok.. iyileştikten sonra ona gününü göstermeye karar verdim. gözlerim dolacak gibi oldu, kendimi tutmak için youtube'a girip harun kolçak'ın ''gir kanıma'' klibini izledim. biraz daha iyiydim.. biraz kafamı farklı şeylere odaklamam gerekiyordu yine. zeki insanların da dinlenmeye ihtiyacı vardır. o yüzden kafamdaki bir diğer önemli soru önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? ya yeniden cevap aramaya çalıştım. kendisinin okan bayülgen ile eşit iq'da olduğunda bir kez daha karar kıldım ama dediğim gibi bunu zaten biliyordum. bana daha farklı argümanlar lazımdı.
not: babam oç önder açıkbaş'a kızıyor, sinirini bizden çıkarıyor.
neyse google görsellerden ibrahim erkal fotoğraflarına bakıp sakinleştikten sonra youtube'a girip mustafa karadeniz kamera şakaları izledim. artık iyiydim... şimdi joe biden'a ulaşmak lazımdı. twitter'da kendisini followlayıp birkaç mention attım. facebook duvarıma joe biden beni bul, konuşmamız gerek yazarak telefon numaramı paylaştım. son olarak serkan inci'ye pm atıp beni joe biden ile tanıştırmasını rica ettim. bu ikilinin liseden arkadaş olduğunu düşünürken keşfetmiştim. her tarafım ağrıdığından aşağı inemezdim. anneme seslenip gelmesini söyledim. gelince robert plant'in vokalistliğini yaptığı efsane ingiliz rock grubunun ismini sordum. bilemedi cahil oç... yine de içeri aldım çünkü durum ciddiydi. annem içeri girince manidar olsun diye youtube'dan metin ışık'ın lay lay lom eserini açtım. böyle zekiliklerim vardır. yaptığım eylemlerle insanlara mesajlar verir, onları beynimin labirentlerine davet ederim. ne diyorsun söyle çabuk? bir ihtiyacın mı var? dedi. anne joe biden'a acil ulaşmam lazım. telefon numarası vardır sende, versene.. dedim. hiçbir şey demeden çıktı odadan oç. beni peydahlamayı biliyorsun. o zaman bazı sorulara da cevap vereceksin amk. neyse ben yeteri kadar zekiydim, kimseye ihtiyacım yoktu. açtım yeniden twitter'ı baktım beni ne followlamış, ne sorduğuma cevap vermiş. bu beni biraz üzdü. herkesten sonra onun da bana sırtını dönmesi fazla ağır olmuştu. tavrımı anlasın, kendine çeki düzen versin diye son kez ''followa follow aqar agaaaaaaa'' yazıp kendisini unfollowladım. baktım facebook'taki çağrıma da cevap verdiği yok, dikkat çekmek için gönderimin altına ''a tempest of siblings, business and fame engulf olympic decathlete bruce jenner and paparazzi fave kim kardashian as their huge hollywood families collide.'' yazdım. hani adam ingilizce biliyor ya.. o açıdan. böyle zekiliklerim vardır. her bireyi kendi başına, kendi şartlarıyla değerlendirip onları aklımın kapanına sokarım. inci'deki inboxım da hala boş olduğuna göre biraz daha beklemem gerektiğine, bu sırada hegel şükran teyze akrabalığının ne anlama geldiğini düşünebileceğime karar verdim.
not: mustafa karadeniz hegel'i çok komik şakalardı.
sağ dizimdeki, dirseklerimdeki ve elmacık kemiğimin üst kısımlarındaki morluklara merve'nin daha önce kaçırdığım ojesini sürüp biraz dinlenmeye çekildim. 2-3 saatlik bir uyku çektikten sonra inci'ye girdim. inboxım hala boştu. serkan inci'ye sen git hala fakir gibi dilen, bir işimize yardımcı olma oç yazdıktan sonra balkona çıkıp ela'nın gelmesini bekledim. bir kere de sözünde dur amk kızı yaralıyız bir de. tam 45 dakika bekletti. ben de daha fazla beklemedim ki tavrımı anlasın. böyle zekiliklerim vardır. gerekli durumlarda sinirimi beynimin kıvrımlarıyla harmanlayıp ortaya akıl ürünü, zekice tepkiler çıkartırım. kapım tıklandı, gelen manevi babammış. steven spielberg mü? david lynch mi? diye sordum. gibtirme onları bana aç şu kapıyı dedi. bu adamda gelişme var amk. bu ara hiçbir soruyu kaçırmıyor. doğru yanıtı duyar duymaz açtım kapıyı. buyur ne vardı? dedim. oğlum bir an aşırı sinirlendim, böyle olsun istemezdim, kusura bakma dedi. joe biden'a ulaşacağımı anlayınca arkaü tutuştu oç nin. yine de asıl niyetini anlamamazlıktan gelerek olur böyle şeyler baba dedim. aferin bak, yarak yarak konuşma adam ol şöyle diyor. güzel ortamı bozmamak, lafı değiştirmek için dostoyevski'deki st. petersburg tasvirleri başka kimde var allasen? diye sordum. aval aval baktı. bak baba dedim, madem yapıcı konuşuyoruz. ben önemli değilim, artık düşünme beni.. ben bakarım başımın çaresine dedim. aferin oğlum dedi. ama merve adına endişeleniyorum baba, face'den sınıfındaki erkek arkadaşlarıyla konuştum kimseyle sevişmemiş dedim. daha lafa devam edecektim kalktı gidiyor saygısız oç.. dur dedim nereye gidiyorsun amk? almayım ayağımın altına bak zor tutuyorum kendimi diyor. bu adamın pgibolojik desteğe ihtiyacı var amk. olur olmaz yerde dayak atmaya çalışıyor. merdivenlerden inerken annen yemek hazırladı getirsin odana söyleyim de dedi. annemden sanane oç deyip kapıyı kapattım, üzerine kitledim.
not: ela'yı david lynch'e yar etmem. niyetlerinin farkındayım ama bu asla olmayacak.
baktım face'e, twitter'a joe biden'dan hala ses yok. bu annem de 1 kere olsun adam gibi adama vermiyor amk. babam olma ihtimali olan herkes oç. neyse çıktı annem yemek getirdim aç kapıyı diyor. önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? dedim. oğlum aç kapıyı uğraşamam senle diye karşlık verdi. fakat yağma yoktu. şu sorularıma bu evde artık cevap verilecek amk. ciddi bir şey soruyorum, önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? diyerek sorumu tekrarladım. buraya bırakıyorum yemeği alırsın dedi. açtım kapıyı pilav nohut var.. üzerine vişneli cappy döküp afiyetle yedim. tam hatırlayamadığım bir şeye sinirlenip boşların olduğu tepsiyi yatağın altına sakladım. harun kolçak'ın gir kanıma klibini izleyip sakinleştikten sonra yeniden joe biden'ı bulmanın yollarını aradım. birden joe biden'ın bizim apartmandaki öğrenci kızın akrabası olduğu aklıma geldi. o kızla hemen konuşmalıydım. evden çıkmama izin vermeyeceklerinden üst kattan sıvışmaya karar verdim. böyle zekiliklerim vardır. insanların benim üzerimde kurmaya çalıştıkları baskıya, onlara akıl oyunları yapıp, beklenmedik anda beklenmedik eylemlerde bulunarak cevap veririm. yürümekte zorlandığım için kızın katına inmem 15 dakikamı aldı. ama sonunda varmıştım. tıkladım kapıyı, açtı. konuya alakalı bir yerden girmek için bu model grubunun solisti neden spastik kız çocuğu taklidi yapıyor? diye sordum, gülümsedi. bu olumlu bir gelişmeydi, balık oltaya geliyordu. ne vardı? dedi. joe biden'ın telefon numarası lazım dedim. o kim? diyor amk. yeni nesil ecdadını akrabasını tanımıyor ayıp oç dedim. şaşırmış görünüyordu.. daha sonra anlamlı bir sosyal mesaj vermek için ''ecdad tarih yazmış, torun okumaktan aciz.'' diye bağırdım. ehehe ne kullanıyorsan aynısından istiyorum deyip kapıyı kapattı. oha! oha oha oha oha wowwww... ekşici lan bu dedim. espriyi kest dedim. telefon numarasını alamasam da kızın ekşici olduğu bilgisine ulaştım. bu da joe biden ile ekşiyi direk ilişkili kılıyordu. zaten daha önce şüphelendiğim bir durum olduğundan bir an önce odama çıkıp bunun üzerine düşünmeye karar verdim. yaklaşık yarım saat sonra kimseye farkettirmeden odamdaydım.
not: öğrenci kız geceleri evinde harun kolçak'ı misafir ediyor.
daha sonra odamda enrique iglesias'ın hero klibini izlerken joe biden-ekşi ilişkisini düşündüm bir süre. tüm bu karışıklığın arkasından roberto baggio'nun çıkabileceğini tahmin ediyordum. twitter'da ve facebook'ta durumumumu edit:imla diye güncellendim. birkaç film izledim beğenmedim, birkaç şarkı dinledim ağır eleştirdim. aralarına sızarsam belki daha kolay çözülürler diye düşündüm. böyle zekiliklerim vardır. insanlara yakın davranıp bana güvenmelerini sağladıktan sonra onları beynimin duvarlarına hapsederek istediklerimi vermelerini sağlarım. fakat 2 saat boyunca kimseden ses çıkmamıştı. merve'nin odasına inip konuyu kapıya açmaya karar verdim. indim aşağıya, bak dedim kapı; aramızda çeşitli gerginlikler, hoş olmayan olaylar yaşandı. gel geçmişe bir sünger çekelim. dedim. hiç cevap vermedi oç. yine de büyüklük bende kalmalıydı. eğer barışmak istersen ben odamdayım, harun kolçak dinleyip birbirimize el şakası yaparız dedim. tamam gibilerinden kolunu oynattı. merve açtı kapıyı.. napıyorsun abi burda? diyor. hiç dedim bir meseleyi hallettik. bak merve dedim kaç gündür babamı arıyorum ve kendisine ulaşmama ramak kaldı. ona ulaştıktan sonra sizi terk edecem. aklım sende kalarak gitmeyim, şu aldığım sütyenleri kullan artık dedim. bak çağırırım babamı? diye tehdit ediyor oç. hemen konuyu değiştirdim. bu egemen bağış ne komik adam değil mi? seviyorum vallahi dedim. o kim abi diyor cahil oç. hem sütyensizsin, hem cahil daha fazla muhattap olamam deyip odayı terk ettim. giderken kapıya selamımı çaktım. daha sonra apartmandaki daireleri gezip behzat ç. izleyip izlemediklerini sordum. verilen cevaplara göre apartmandaki oçlik oranını hesapladım. sonuçlar beni üzmüştü.
not: roberto baggio ve akbaba aynı kızdan hoşlanıyorlar.
ertesi gün akşsevgi kadar incide takıldım, eti cin yedim, ela'yı bekledim vs.. akşam olduğunda aşağı indim. herkes salondayken mandalina aşıracaktım. sesimi duymuş olacaklar ki manevi babam salona çağırdı, gittim. ne vardı? dedim. gel yanımızda otur, dizi izleyelim dedi. arkaü tutuştu oç nun.. yine de annemin hatırına oturdum. hiç ağzımı açmadan 20 dakika bekledim. daha sonra fatmagül'ün teyzesine sinirlenip masanın üstündeki bardağı televizyona fırlatınca babam elinin tersiyle suratıma bir tane yapıştırıp odadan kovdu. üvey baban mı var derdin var amk.. neyse odama çıkıp bir süre astrofizik üzerine düşündüm, hubble ultra derin alanını seyrettim. bundan da sıkılınca şükran teyzelerin kapısını çalmak için üst kattan sıvıştım. kapıyı tıkladım, şükran teyze açtı. oo nasılsın şükran teyze, mehmet amca yok mu? dedim. var içeride demeye kalmadı o oç da geldi. kapat kapıyı şükran diyor oç.. mehmet amca babam karınızı tokmaklıyorsa sorunu onla çözün, zaten kendisi öz babam bile değil dedim. git elimden kaza çıkacak diyor amk oğlu. neyse alt kata benden hoşlanan öğrenci kızın dairesine indim, kapıyı tıklatınca hemen açıyor. bu çok iyi bir özellik. insan ilişkilerinin etik kuralları gereği naber? dedim. iyi canım sen diyor. bu da hemen atacak kapağı oç.. ağırdan al kızım. evlenecez demedik. canım manım ne ayaksın? neyse kardeşimin pedi bitmiş de sizden alabilir miyiz? dedim. tabi dedi. ama mümkünse kullanılmış olsun diye rica ettim. öyle deyince bir döndü kaç yaşında senin kardeşin? diyor. ne alakaysa amk bu kızın kafada bir kırıklık var. 12 ne oldu da? dedim. kapıyı yüzüme kapattı. amk sen bana naz yapacan diye kardeşim zor durumda kalacak bencil oç. ilişkimizle ilgili meseleleri bire bir halledelim kızı niye mağdur ediyorsun? bunları söylemek için kapıyı bir kez daha tıkladım, yine açtı sağ olsun. konuya farklı yerden girip tepkisini azaltmak için plüton'a da çok ayıp ettiler ha.. dedim. ya arkadaşım ne istiyorsun benden? dedi. 1 ped rica ettik küfretmediğin kaldı. aramızdaki sorunları baş başa halledelim, şimdi pedi ver dedim. annenle tanışıyoruz, ona bir bir söyleyecem bunları deyip kapıyı kapattı. sanana annemden oç deyip kapıya bir tekme attım ve ben de yukarı çıktım. manevi babam çağırdı yanına, gittim. he dedim, noldu? haftaya azize halanlar geliyormuş, 1 hafta kalacaklar dedi. burcu bakireyse almam eve deyip odama çıktım. azize halam ilginç bir kadındır.. daha önce mehmet amca ve 1. kattaki kadının kocasıyla kısa süreli ilişkiler yaşadı, yürütemedi. gençliğinde mehmet demirkol ile 2 yıllık bir beraberlik yaşamış. şimdi bizim süleyman enişteyle evli görünüyor.
not: benim manitanın babasıyla süleyman eniştenin sık sık öpüştüğünü duydum.
halamların geleceği gün erkenden kalktım. vücudumun kıldan muzdarip yerlerini tıraş ettim. duşumu alıp, kolonyamı sürdükten sonra artık hazırdım. annemler aşağıda hazırlıkları tamamlamıştı. annem geleceklerinden dolayı baya sevinçli görünüyor ama eniştemin gelmediğinden haberi yok herhalde. 2 yıl önce yazlıklarına gittiğimizde eniştemle mutfakta buluşuyorlardı. gözlerimle gördüm.. neyse kapı çaldı indim hemen aşağı. halamlar geldiler falan, burcu ve ekrem de gelmişti. ekrem oç benim hasmım.. benden nefret ediyor biliyorum. yine de burcu'nun hatrına ona katlanmak zorundayım. neyse halamın elini öptüm burcu'yu öptüm falan. tokalaşma merasimi vs.. merve malıyla burcu bir garip hareketler yapıyorlar, ilginç sesler çıkarıyorlar falan. ne yapmak istediklerini tam anlamadım ama sonunda sarıldılar da olay tatlıya bağlandı allahtan. neyse salona geçtik biraz sohbet etmek için. annem açlığınız var mı? diye sordu. ne biçim soru soruyorsun anne, yıllardır giriş katında kirada oturuyorlar? dedim. sen sus diye yanıt verdi. bu kadın tam mal ya.. neyse sen nasılsın oğlum? diye sordu halam. iyiyim hala kız arkadaşım ve yeterli eti cinim var. sen nasılsın? dedim. biz de iyiyiz çok şükür dedi. nasıl iyisin hala? burcu'nun hala göğüsleri büyümemiş. ne rahat insanlarsınız? dedim. babam gibtir ol git gelme buraya diye kolumdan sürükleyerek odadan kovdu. oç 2 dakika hasret gidermemizi de kıskandı. gerçek babam olmadığını sanırım halam da bilmiyor. telaşı ondan... neyse merve'lerin odasına gidip burcu ile merve'yi beklemeye karar verdim. beraber yatacaklardı çünkü.. onlarla etraflıca bu göğüs meselesini konuşmalıydım. gittiğimde kapı kilitli değildi, girdim içeri. kapıyla 5 dakika kadar sohbet ettikten sonra merve ile burcu geldi. kevaşe merve abi ne işin var burda? çık diyor oç. bekle dedim burcu'ya bir şey sormam lazım. sor abi dedi burcu. ekrem hala kızgın mı bana? dedim. niye ki? dedi. ben ten kol saatini cinsel uzvuma taktığımdan beri bana hep ters davranıyordu dedim. yok abi seviyor seni dedi.. oç ekrem o imajı yaratmış ailesinde bilerek.. böyle şeytanlıkları vardır. asıl düşündüğünü son ana kadar söylemeyip, olayların istediği gibi şekillenmesini ister. açıkçası ekrem'den korkuyordum ve bu konuyu annem benim için çözmeliydi. gittim mutfağa annemi yanıma çağırdım. korkumu belli etmemek için konuya farklı yerden girerek okul filmi vardı taylan biraderlerin, sinem kobal oynuyordu. ne korkmuştuk değil mi? dedim. cevap vermiyor oç.. bak anne dedim bu ekrem beni üzüyor. garip hareketleri var deli gibi bir çocuk bu. ayrıca biliyorum ki benden kurtulmanın planlarını yapıyor, benden nefret ediyor dedim. saçmalama oğlum 8 yaşında çocuğun senle ne derdi olsun? diyor oç. ölsem gitsem umurlarında değilim.
not: ekrem okul filminden daha korkunç.
submitted by Cratix16 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.06.07 02:19 karanotlar Medeniyet: Bayraklar dikdörtgen, milli marşlar neredeyse aynı

Medeniyet: Bayraklar dikdörtgen, milli marşlar neredeyse aynı
https://preview.redd.it/03231g4bsd351.jpg?width=200&format=pjpg&auto=webp&s=fa03d3d71cf7ec53a8f54d5bacaebd8a060efb2c
Dünyada sadece tek bir medeniyet var
Mark Zuckerberg insanlığı çevrimiçi ortamda birleştirme hayalleri kurarken, son zamanlarda çevrimdışı diyarda cereyan eden olaylar “medeniyetler çatışması” tezinin ateşini körükledi. Pek çok âlim, siyasetçi ve sıradan vatandaş Suriye iç savaşı, IŞİD’in peydahlanması, Brexit’in yarattığı kargaşa ve Avrupa Birliği’nde yaşanan istikrarsızlık gibi konuların hepsinin “Batı Medeniyeti”yle “İslam Medeniyeti” arasındaki çatışmadan kaynaklandığına inanıyor. Batı’nın Müslüman milletlere demokrasi ve insan hakları getir-me girişimleri şiddetli bir İslami tepkiye yol açtı ve Müslüman göçü dalgası beraberinde gerçekleşen İslami terör saldırıları sonucu Avrupalı seçmenler çokkültürlülük hayallerini rafa kaldırıp yabancı düşmanı yerel kimliklere meyletmeye başladı.
Sözkonusu teze göre insanlık ezelden beri birbiriyle uzlaşması mümkün olmayan dünya görüşlerine sahip bireylerin oluşturduğu farklı medeniyetlere ayrılmıştı. Bu birbiriyle bağdaşmayan dünya görüşleri medeniyetlerarası çatışmayı kaçınılmaz kılıyordu. Nasıl ki tabiatta farklı türler doğal seçilimin acımasız yasaları doğrultusunda hayatta kalmaya çalışıyordu, medeniyetler de tarih boyunca defalarca çatışmış ve sadece en güçlü olanlar hayatta kaldığından olan biteni onlar aktarmıştı. Bu amansız hakikati göz ardı edenler, ister liberal siyasetçiler ister akılları beş karış havada mühendisler olsun, hatalarının ceremesini çekeceklerdi.’ “Medeniyetler çatışması” tezinin pek çok siyasi çıkarımı var. Tezin savunucuları “Batı”yla “Müslüman âlemi” birleştirmeye yönelik herhangi bir girişimin başarısızlığa mahkûm olduğunu ileri sürüyor. Müslüman ülkeler asla Batı’nın değerlerini benimsemeyecek, Batılı ülkeler de asla Müslüman azınlıkları özümsemeyi başaramayacak. Buna istinaden ABD, Suriye veya Irak’tan gelen göçmenleri kabul etmemeli ve Avrupa Birliği de çokkültürlü-lük yanılgısından kurtulup göğsünü gere gere Batı kimliğine bürünmelidir. Uzun vadede doğal seçilim sınavından sadece tek bir medeniyet geçecektirve Brüksel’deki bürokratlar Batı’yı İslam tehlikesinden korumayı reddediyorsa o vakit Birleşik Krallık, Danimarka ya da Fransa bu işin altından kendi başına kalkmalıdır.
Oldukça yaygın olsa da hatalı bir tezdir bu. Aşırı İslam ciddi bir tehlike arz ediyor olabilir ama tehdit ettiği “medeniyet”, Batı’ya özgü bir fenomen değil tüm dünya medeniyeti. IŞİD, İran’la ABD’yi ona karşı birlik olmaya boşuna itmedi. Ayrıca ortaçağdan kalma tüm fantezilerine rağmen, aşırı İslamcılar bile sırtlarını 7. yüzyıl Arabistan kültüründen ziyade çağdaş küresel kültüre dayıyor. Ortaçağ çiftçi ve tüccarlarının değil dışlanmış modern gençlerin korku ve umutlarına hitap ediyorlar. Pankaj Mishra ve Christopher de Bellaigue’un güçlü bir şekilde ortaya koyduğu üzere, radikal İslamcılar Hz. Muhammed kadar Marx ve Foucault’dan da etkilenmiş, Emevi ve Abbasi halifeleri kadar 19. yüzyıl Avrupalı anarşistlerinin de mirasını devralmışlardır. Dolayısıyla IŞİD’i dahi gökten inmiş esrarengiz bir ağacın meyvesi gibi değil de hepimizin paylaştığı küresel kültürden türemiş kötü bir tohum şeklinde düşünmek daha doğru olur.
Daha da önemlisi “medeniyetler çatışması” tezine dayanak olarak tarihle biyoloji arasında kurulan alegori yanlış. Küçük kabilelerden devasa medeniyetlere kadar her tür insan topluluğu hayvan türlerinden esas itibarıyla farklıdır ve tarihsel çatışmalar doğal seçilimden büyük farklılıklar gösterir. Hayvan türleri binlerce yıl sağlam kalan nesnel kimliklere sahiptir. Şempanze mi goril mi olduğunuz inançlarınıza göre değil genlerinize göre belirlenir ve farklı genler başka toplumsal davranışlar dayatır. Şempanzeler dişi erkek karışık gruplar halinde yaşar. İktidar için her iki cinsiyetten destekçilerin ittifakını sağlayarak yarışırlar. Buna karşın gorillerde tek bir baskın erkek, dişilerden oluşan bir harem kurar ve lider genellikle konumunu sarsma tehlikesi taşıyan diğer erkekleri kovar. Şempanzeler gorillere özgü toplumsal düzenlemeleri benimseyemez, goriller şempanzeler gibi örgütlenemez ve bildiğimiz kadarıyla şempanze ve gorillerin kendilerine özgü toplumsal sistemleri onyıllardır değil yüz binlerce yıldır süregelmiştir. İnsanlarda buna benzer bir şey göremeyiz. Evet, insan topluluklarının da kendilerine has toplumsal sistemleri var ama bunları belirleyen genler değil, ayrıca birkaç yüzyılı aşkın süre boyunca sağlam kalan birsistem de pek yok.
Örneğin 20. yüzyılda yaşayan Almanları ele alalım. Yüz yıldan kısa bir süre içinde Almanlar kendilerini altı farklı sistem içerisinde teşkilatlandırdı: Ho-henzollern Hanedanı, Weimar Cumhuriyeti, Üçüncü Reich, Alman Demokratik Cumhuriyeti (namıdiğer komünist Doğu Almanya), Almanya Federal Cumhuriyeti (namıdiğer Batı Almanya) ve son olarak yeniden birleşen demokratik Almanya. Elbette Almanlar Almanca konuşmayı, bira içip bratwurst yemeyi sürdürmüştür. Ama Almanları tüm diğer milletlerden ayıran kendilerine has ve II. Wilhelm’den Angela Merkel’e kadar değişmeden kalmış bir öz var mı? Ve böyle bir şey buldunuz diyelim, o şey bin ya da beş bin yıl önce de var mıydı?
Yürürlüğe girmeyen Avrupa Birliği Anayasası Önsözü, “Avrupa’nın ihlal edilemez ve şahısların elinden alınamaz insan hakları, demokrasi, eşitlik ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlerin oluşmasına temel sağlayan kültürel, dini ve insani mirasın” esas alındığını ifade ederek başlıyor.’ Bu söylem doğrultusunda Avrupa medeniyetini insan hakları, demokrasi, eşitlik ve özgürlük ilkelerinin belirlediği izlenimini edinebiliriz rahatlıkla. Antik Atina demokrasisiyle günümüz Avrupa Birliği arasında doğrudan bir bağlantı kurarak Avrupa’nın 2500 yıllık özgürlük ve demokrasi geleneğini öven pek çok söylev bulunur.
Durum filin kuyruğunu tutup fil denen hayvanı bir çeşit fırça sanan kör adamın hikâyesinden farksız. Avrupa’nın yüzlerce yıldır demokratik fikirler barındırdığı doğru ama bu fikirler hiçbir zaman bütünlüklü değildi. Atina demokrasisi tüm görkemine ve yarattığı etkiye karşın sadece iki yüz yıl hayatta kalabilmiş ve Balkanlar’ın ufak bir köşesinde isteksizce uygulanmış bir deneyden ibaretti. Avrupa medeniyeti geçtiğimiz 2500 yıl boyunca demokrasi ve insan haklarının beşiği olduysa, Sparta ile Jül Sezar’ı, Haçlılar ile Konkistadorlar’ı, Engizisyon ile köle ticaretini, XIV. Louis ile Napolyon’u, Hitler ile Stalin’i nereye oturtacağız? Bunların hepsi yabancı medeniyetlerden gelen davetsiz misafirler mi? Esasen Avrupa medeniyetini Avrupalıların ona yüklediği anlam belirliyor; nasıl ki Hıristiyanlığı Hıristiyanların Hıristiyanlığa yüklediği anlam, İslam’ı Müslümanların İslam’a yüklediği anlam, Yahudiliği Yahudilerin Yahudiliğe yüklediği anlam belirliyorsa. Ve bu medeniyete yüzyıllar içinde son derece farklı anlamlar yüklenmiş. İnsan topluluklarını süregiden herhangi bir şeyden ziyade uğradıkları değişimler tanımlar ama insanlar hikâye anlatma becerileri sayesinde kendilerine her koşulda kadim bir kimlik yaratmayı başarırlar. Ne tür devrimler yaşanırsa yaşansın insanlar genellikle eskiyle yeniyi aynı potada eritirler. Bireyler bile devrim niteliği taşıyan şahsi değişimlerini anlamlı ve güçlü bir hayat hikâyesi oluşturacak şekle sokabilir: “Bir zamanlar sosyalisttim ama sonra kapitalist oldum; Fransa’da doğdum ama şimdi ABD’ de yaşıyorum; evliydim ama boşandım; kansere yakalandım ama iyileştim.” Aynı şekilde Almanlar gibi bir topluluk da kendilerini geçirdikleri deneyimler üzerinden tanımlayabilir: “Bir zamanlar Naziydik ama dersimizi aldık ve artık barış yanlısı demokratlarız.” Önce 11. Wilhelm, sonra Hitler ve son olarak da Merkel dönemlerinde kendini gösteren nevi şahsına münhasır bir Alman niteliği aramaya gerek yok. Alman kimliğini belirleyen, bu kökten dönüşümlerin ta kendisi. 2018′ de Almanlık liberal ve demokrat değerleri savunurken Naziliğin ağır mirasıyla cebelleşmek demek. 2050’de ne anlama gelir kim bilir.
İnsanlar çoğunlukla, özellikle de konu temel siyasal ve dini değerler olunca, bu değişimleri görmezden gelir. Sahip olduğumuz değerlere yedi ceddimizden kalma kıymetli miraslarmış muamelesi yaparız. Ne var ki böyle yapabilmemizin yegâne sebebi ceddimizin ölüp gitmiş ve söz alamayacak olmasıdır. Örneğin Yahudilerin kadınlara karşı tutumunu ele alalım. Günümüzde aşırı Ortodoks Yahudiler kamusal alanda kadın imgesine yer verilmesine izin vermiyor. Aşırı Ortodoks Yahudilere yönelik reklamlarda sadece erkeklere ve erkek çocuklara yer veriliyor; kadınlar ve kız çocukları asla kullanılmıyor.
2011’de aşırı Ortodoks tandanslı Brooklyn gazetesi Di Tzeitung, Usame bin Ladin’in ikamet ettiği komplekse düzenlenen baskını izleyen ABD’li devlet görevlilerinin fotoğrafını, fotoğraftaki Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da dahil, kadınları dijital yöntemle silerek yayınlayınca bir skandal patlak vermişti. Gazete daha sonra yaptığı açıklamada, Yahudi “tevazu kaideleri” gereği böyle yapmak zorunda kaldıklarını söylemişti. Benzer bir skandal Ha-Mevaser gazetesi Charlie Hebdo katliamının ardından düzenlenen gösteride çekilmiş bir fotoğraftan Angela Merkel ‘i, olur da Merkel ‘in resmi sadık okurlarının zihnine şehvet tohumları ekerse diye çıkarınca yaşanmıştı. Başka bir aşırı Ortodoks gazetenin yayıncıları da bu davranışı desteklemiş, “Arkamızda binlerce yıllık Yahudi geleneği var,” diye açıklamıştı.
Kadınların görülmesinin en ciddi şekilde yasaklandığı yer de sinagoglar. Ortodoks sinagoglarında kadınlar erkeklerden itinayla ayrı tutuluyor ve dua eden ya da Kutsal Kitap okuyan erkekler ezkaza kadın bedeni görmesin diye bir perdenin arkasında yer alan sınırlı bir alanda duruyorlar. Peki ama tüm bunlar binlerce yıllık Yahudi geleneğine dayanıyorsa, arkeologlar İsrail’deki Mişna ve Talmud dönemlerinden kalma antik sinagogları kazdı-ğında ortaya çıkan gerçekleri, cinsiyet ayrımına dair hiçbir kanıt bulunmamasından öte, kimi yarı çıplak denilebilecek kadınların resmedildiği güzide yer mozaiklerini ve duvar resimlerini ne yapacağız? Mişna ve Talmud’u kaleme alan hahamlar bu sinagoglarda dua edip çalışmış ama günümüz Ortodoks Yahudileri bunları günah, dine hakaret ve eski geleneklere saygısızlık olarak değerlendiriyor.
Eski geleneklerin bu minvalde çarpıtılmasına dair örneklere her dinde rastlanır. IŞİD, İslam’ın özgün ve saf haline dönmekle övünür ama aslında yepyeni bir İslam anlayışları var. Eski kutsal metinlerden alıntı yaptıkları doğru ama hangi metinleri kullanıp hangilerini göz ardı edecekleri ve alıntıladıkları kısımları nasıl yorumlayacakları hususunda ihtiyatlı davranıyorlar. Esasen kutsal metinleri işlerine geldiği gibi yorumlama tavırları da başlı başına çağdaş bir olgu. Bilindiği üzere, tefsir, eğitim görmüş ulema sınıfının, Kahire’deki El-Ezher gibi saygın kurumlarda İslam hukuku ve teolojisi çalışan âlimlerin tekelindeydi. IŞİD liderlerinin pek azı böyle bir eğitime sahip; ulema sınıfının en saygın mensupları, Ebu Bekir el-Bağdadi ve şürekâsını cahil ve azılı mücrimler olarak görüp kınıyorlar.
Bu durum IŞİD’i, kimilerinin iddia ettiği gibi “İslam dışı” ya da “İslam karşıtı” kılmıyor. Barack Obama gibi Hıristiyan liderlerin kalkıp Ebu Bekir el-Bağdadi gibi Müslümanlığı kimlik edinmiş kişilere Müslüman olmanın ne demek olduğunu anlatmaya cüret etmesi de son derece ironik.8 İslam’ın özüne dair hararetli tartışmaların hiçbir anlamı yok. İslam’ın belli bir DNA’sı yoktur. Müslümanlar ona ne anlam atfederse İslam da o anlama gelir.9
Almanlar ve goriller İnsan gruplarıyla hayvan türlerini birbirinden ayıran çok daha keskin bir fark var. Türler çoğu kez ayrılır ama asla birleşmez. Yedi milyon yıl kadar önce şempanze ve gorillerin ortak bir atası vardı. Bu tek ata türü zamanla kendi farklı evrimsel yollarını tutan iki popülasyona ayrıldı. Böyle bir sürecin bir kez gerçekleştikten sonra geri dönüşü yoktur. Farklı türlere ait canlılar çiftleştiğinde kendi aralarında üreyebilen yavrular doğuramadığından, türlerin kaynaşması mümkün değildir. Goriller şempanzelerle, zürafalar fillerle, köpekler kedilerle birleşemez.
Bunun aksine insan kabileleri zaman içinde gittikçe daha büyük gruplar meydana getirecek şekilde kaynaşma eğilimindedir. Çağdaş Almanlar kısa bir süre öncesine kadar birbirinden pek haz etmeyen Saksonlar, Prusyalılar, Svabyalılar ve Bavyeralıların birleşmesiyle oluşmuştur. Denildiğine göre, Otto von Bismarck (Darwin’in Türlerin Kökeni eserini okuduktan sonra) Avusturyalılarla insan arasındaki kayıp halkanın Bavyeralılar olduğunu ifade etmiştir.’0 Fransız halkı Franklar, Normanlar, Bretonlar, Gaskonlar ve Provanslıların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Kanalın diğer tarafında da İngiliz, İskoç, Galli ve İrlandalıların (isteseler de istemeseler de) kay-naştırılmasıyla Britanyalılar meydana gelmiştir. Çok geçmeden Almanlar, Fransızlar ve Britanyalılar da kaynaşıp Avrupalıları oluşturabilir.
Londra, Edinburgh ve Brüksel’de yaşayan insanların bugünlerde güçlü bir biçimde fark ettiği üzere birleşmeler her daim ebedi olmuyor. Brexit hem Birleşik Krallık hem de Avrupa Birliği’nin eşzamanlı olarak çözülmesini pekâlâ tetikleyebilir. Ancak uzun vadede tarihin ne yönde seyredeceği belli. On bin yıl önce insanlık sayısız münferit kabileye bölünmüş durumdaydı. Geçen her bin yıl bu parçalar daha büyük yığınlar meydana getirecek şekilde iç içe geçti ve birbiriyle bağlantısı bulunmayan medeniyetler giderek azaldı. Kalan birkaç medeniyet de tek bir dünya medeniyetine dönüşecek şekilde kaynaşıyor. Siyasi, etnik, kültürel ve ekonomik ayrımlar hâlâ var ama bunlar asli birliği bozmuyor. Hatta kimi ayrımları mümkün kılan da bu geniş ve kapsamlı ortak yapı. Mesela ekonomide, herkes aynı piyasaya iştirak etmezse işbölümü başarıyla sağlanamaz. Bir ülkenin otomobil veya petrol üretiminde uzmanlaşması ancak buğdayve pirinç üreten başka bir ülkeden gıda ürünü temin edebiliyorsa mümkündür.
İnsanların birleşme sürecinin iki belirgin biçimi var: farklı zümreler arasında bağlantı kurmak ve zümreler arasındaki faaliyetleri homojenleştirmek. Oldukça farklı davranmaya devam eden zümreler arasında bile bağlantılar kurulabilir. Hatta can düşmanı zümreler arasında bile bağlantı kurulabilir. İnsanlar arasındaki en kuvvetli kimi bağlar bizzat savaşla kurulur. Tarihçiler, küreselleşmenin 1913’te zirveye ulaştığını, ardından dünya savaşları ve Soğuk Savaş sırasında uzunca bir süre düşüşe geçip ancak 1989’dan sonra yeniden yükselmeye başladığını iddia ederler çoğunlukla. ” Bu tespit ekonomik küreselleşme açısından doğru kabul edilebilir ama fark içermekle beraber aynı derecede önem taşıyan askeri küreselleşmeyi göz ardı eder. Fikirlerin, teknolojilerin ve insanların dört bir yana yayılma hızı ticaretten çok savaşla artar. 1918’de ABD’nin Avrupa’yla bağı 1913’e nazaran daha güçlüydü ve iki dünya savaşı arasındaki dönemde uzaklaşan tarafların kaderi 11. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş’la ayrılmaz bir şekilde iç içe geçti.
Ayrıca savaş insanların birbirine ilgisini körükler. ABD’nin Rusya’ya duyduğu ilgi Soğuk Savaş döneminde doruğa ulaşmış, Moskova koridorlarında biri öksürse Washington merdivenlerinde bir koşuşturma başlar olmuştu. İnsanların düşmanlarına duyduğu alaka ticaret ortaklarına duyduklarını katbekat aşar. Vietnam hakkında çekilmiş filmlerin sayısı, Tayvan hakkındaki filmlerin sayısını en az elliye katlar.
Ortaçağ olimpiyatları 21. yüzyılın başında dünya farklı zümreler arasında bağlar kurulmasının çok ötesine geçti. Dünyanın farklı yerlerindeki insanlar birbiriyle iletişim kurmakla kalmayıp giderek daha çok benzer inanç ve davranış biçimlerini benimsemeye başladılar. Bin yıl önce gezegenimiz düzinelerce farklı siyasi modele elverişli topraklara sahipti. Avrupa’da bağımsız şehir devletleri ve ufak çaplı teokrasilerle çekişen feodal beyliklerle karşılaşabilirdiniz. İslam dünyasında evrensel hâkimiyet iddiası taşıyan bir halife bulunsa da krallıklar, sultanlıklar ve emirlikler de mevcuttu. Çin imparatorları kendilerini tek meşru siyasi merci olarak görüyor, kabilelerin oluşturduğu birlikler Çin’in kuzeyiyle batısında birbiriyle çatışıp duruyordu. Hindistan ve Güneydoğu Asya’da rejim çeşitliliği hüküm sürerken Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya’daki adalar boyunca hem küçük avcı toplayıcı gruplar hem de genişleyen imparatorluklar yer alıyordu. Bırakın uluslararası yasaları, komşu insan gruplarının bile ortak diplomatik prosedürler üzerinde anlaşamamasına şaşırmamak gerek. Her toplumun kendi siyasi paradigması bulunuyordu ve yabancı siyasi kavramları anlayıp bunlara saygı göstermeleri zordu.
Aksine günümüzde her yerde kabul edilen tek bir siyasi paradigma var. Gezegenimiz iki yüz bağımsız devlete bölünmüş durumda ve bu devletler aynı diplomatik protokoller ve ortak uluslararası hukuk konusunda genellikle uzlaşıyor. İsveç, Nijerya, Tayland, Brezilya; hepsi atlaslarımızda aynı tip renkli şekiller halinde gösteriliyor; hepsi Birleşmiş Milletler üyesi; pek çok farklılık barındırsalar da hepsi aynı hak ve ayrıcalıklara sahip egemen devletler olarak tanınıyor. Aslında hepsi temsil organları, siyasi partiler, genel oy hakkı ve insan haklarına en azından simgesel bir inancı da içine alan pek çok ortak siyasi anlayış ve uygulamaya sahipler. Londra’da ve Paris’te bulunduğu gibi Tahran’da, Moskova’da, Cape Town’da ve Yeni Delhi’de de bir meclis bulunuyor. İsraillilerle Filistinliler, Ruslarla Ukraynalılar, Türklerle Kürtler küresel kamuoyunun kendi taraflarını tutması için yarışırken hep aynı söylemi; insan hakları, bağımsız devlet ve uluslararası hukuktan dem vuran söylemi kullanıyorlar. Dünya belki “başarısız devletler” silsilesinden payını almıştıramabildiği tek bir başarılı devlet paradigması vardır. Dolayısıyla küresel siyaset Anna Karenina prensibine göre işliyor: başarılı devletlerin hepsi aynı ama tüm başarısız devletler baskın siyasi formülün şu veya bu içeriğini eksik bıraktıkları için kendilerine has bir biçimde başarısız oluyor. Kısa bir süre önce IŞİD bu formülü toptan reddedip tamamıyla bambaşka, evrensel halifeliği esas alan bir siyasi varlık göstermek istemesiyle dikkat çekti. Fakat tam da bu sebeple başarısız oldu. Pek çok gerilla hareketi ve terör örgütü yeni ülkeler kurmayı ya da var olanları ele geçirmeyi başardı. Ama bunu yapabilmelerinin sebebi küresel siyasi düzenin temel ilkelerini kabul etmeleriydi. Taliban bile uluslararası arenada bağımsız Afganistan’ın meşru hükümeti olarak tanınmanın peşine düştü. Şimdiye kadar küresel siyasetin ilkelerini reddeden hiçbir grubun kayda değer bir bölgede kalıcı kontrol sağlayabildiği görülmedi.
Belki de küresel siyasi paradigmanın gücünü ortaya koymanın en iyi yolu savaş ve diplomasi gibi ağır siyasi sorulardan bahsetmektense, 2016 Rio Olimpiyatları gibi bir konuya değinmek. Olimpiyatların nasıl organize edildiğini düşünün. 11 bin sporcu din, sınıf ya da dil gözetilmeden, milliyetleri esas alınarak delegasyonlara ayrılıyor. Budist delegasyonu, proletarya delegasyonu ya da İngilizce konuşanlar delegasyonu diye bir şey yok. Birkaç örnek dışında (özellikle de Tayvan ve Filistin), sporcuların milliyetini belir-lemek gayet basit. 5 Ağustos 2016’da düzenlenen açılış töreninde sporcular gruplar halinde geçerek milli bayraklarını salladı. Michael Phelps ne zaman yeni bir altın madalya kazansa Amerikan milli marşı eşliğinde Amerikan bayrağı çekildi göndere. Emilie Andeol judo dalında altın madalya kazanınca “Marseillaise” çalınıp Fransa’nın üç renkli bayrağı dalgalandırıldı.
Duruma uygun şekilde dünyadaki her ülkenin aynı evrensel model çerçevesinde bir milli marşı var. Neredeyse tüm milli marşlar orkestra eşliğinde söylenebilecek birkaç dakikalık kompozisyonlar, yani yalnızca dini göreve veraset yoluyla gelmiş belli bir zümrenin okuyabildiği yirmi dakikalık ilahiler sözkonusu değil. Suudi Arabistan, Pakistan ve Kongo gibi ülkeler bile milli marşları için Batılı müzik standartlarını benimsemiş. Çoğu marş Beethoven’ın kılını kıpırdatmadan besteleyebileceği nitelikte. (Arkadaşlarınızla bir araya geldiğinizde tüm geceyi YouTube’dan çeşitli milli marşlar çalıp hangisinin hangi ülkenin marşı olduğunu tahmin etmeye çalışarak geçirebilirsiniz.) Marşların sözleri bile dünya genelinde neredeyse aynı; aynı ortak siyasi görüşleri ve topluluğa bağlılık anlayışını yansıtıyorlar. Örneğin sizce aşağıdaki milli marş hangi ülkeye ait olabilir? (Yalnız ülkenin adını genel bir ifade olsun diye “ülkem” şeklinde değiştirdim):
Ülkem, vatanım, Toprağına kanımı akıttığım, Başında bekliyorum, Bekçisiyim vatanımın. Ülkem, milletim, Halkım ve vatanım, Birlikte haykıralım “Birlik ol vatanım!” Yaşasın toprağım, devletim, Milletim, vatanım, hep bir bütün kalsın. Ruhu dirilsin, canlansın bedeni, Büyük ülkem için bunların hepsi! Büyük ülkem, bağımsız ve özgür, Sevdiğim evim ve ülkem. Büyük ülkem, bağımsız ve özgür, Sen çok yaşa büyük ülkem!
Cevap Endonezya. Peki Polonya, Nijerya ya da Brezilya desem şaşırır mıydınız? Milli bayraklara da aynı sıkıcı temayüller hâkim. Tek bir istisna var. Tüm bayraklar bir dikdörtgen kumaş üzerine işlenmiş son derece sınırlı sayıda renk ve geometrik şekilden ibaret. Bir tek Nepal farklı. Nepal bayrağı iki üçgen şeklinde (ama Olimpiyatlarda hiç madalya almadılar). Endonezya bayrağı beyaz üstünde kırmızı şerit. Polonya bayrağı kırmızı üstünde beyaz şerit. Monako bayrağı Endonezya bayrağıyla aynı. Renk körü birinin Belçika, Çad, Fildişi Sahili, Fransa, Gine, İrlanda, İtalya, Mali ve Romanya bayraklarını birbirinden ayırması mümkün değil; hepsinde değişik renklerde yan yana üç şerit var.
Bu ülkelerin bazıları birbirleriyle kıyasıya savaşmış ama 20. yüzyılın çalkantıları esnasında Olimpiyat Oyunları savaş yüzünden sadece üç defa iptal edilmiş (1916, 1940 ve 1944’te). 1980’de ABD bazı yandaşlarıyla beraber Moskova Olimpiyatları’nı boykot etmiş. 1984’te Sovyet bloğu Los Angeles’ta düzenlenen olimpiyatları boykot etmiş. Ve çeşitli seneler Olimpiyat Oyunları siyasi çalkantıların göbeğinde cereyan etmiş (bunların en önemlileri Nazi döneminde Berlin’de düzenlenen 1936 Olimpiyatları ve 1972 Münih Olimpiyatları’nda Filistinli teröristlerin İsrail takımını katletmesi). Fakat genele bakarsak siyasi anlaşmazlıklar Olimpiyat projesini yoldan çıkaramamış.
Şimdi bin sene öncesine gidelim. Diyelim 1016 yılında ortaçağ olimpiyatlarını Rio’da düzenlemek istiyorsunuz. O vakitler Rio’nun Tupi halkının yaşadığı küçük bir köy olduğunu12 ve Asya, Afrika ve Avrupa yerlilerinin Amerika Kıtası’ndan haberi bile olmadığını bir anlığına unutun. Dünyanın en iyi sporcularını uçak yokken nasıl Rio’ya getireceğinize dair lojistik sorunları kafanızdan çıkarın. Dünya çapında herkesin yaptığı pek az ortak spor dalı bulunduğunu ve herkes koşsa bile koşu yarışı kaideleri konusunda herkesin anlaşamayacağını da unutun. Sadece yarışacak delegasyonları neye göre gruplayacağınızı düşünün. Günümüzün Olimpiyat Komitesi Tayvan ve Filistin sorunu üzerine saatlerce kafa patlatıyor. Ortaçağ olimpiyatlarının siyasi sorunları üzerine kaç saat harcamanız gerekeceğini bulmak için bu süreyi on binle çarpın.
Öncelikle 1016’da Çin’deki Song İmparatorluğu dünyadaki başka hiçbir siyasi oluşumu kendi dengi görmüyordu. Dolayısıyla kendi Olimpiyat dele-gasyonuyla Kore’nin Koryo Krallığı ya da Vietnam’daki Dai Viet Krallığı, hele hele deniz aşırı yerlerdeki ilkel barbarların delegasyonlarıyla aynı kefeye konulmasını akla hayale sığmayacak bir aşağılanma olarak algılardı.
Bağdat’taki halife kendini evrensel hegemonyaya sahip görüyor ve çoğu Sünni Müslüman tarafından dini lider statüsünde tutuluyordu. Ancak pratikte halifenin Bağdat yönetiminde pek bir sözü yoktu. O halde tüm Sünni sporcular tek bir halife delegasyonu altında mı toplanacak yoksa Sünni dünyasına hükmeden sayısız emirlik ve sultanlıklara göre mi ayrılacaklar? Ama iş neden emirlikler ve sultanlıklarla sınırlı kalsın? Arabistan çöllerinde Allah’tan başka hükümdar tanımayan bir dolu özgür bedevi kabile yaşıyor. Bunların her birinin okçuluk ya da deve yarışı dallarında müsabaka edecek bağımsız takımlar göndermesine izin verilecek mi? Avrupa da aynı ölçüde baş ağrısına sebep verecek nitelikte. Norman kasabası Ivry’den çıkan bir sporcu Ivry Kontu’nun mu yoksagüçsüz Fransa Kralı’nın mı sancağı altında yarışacak?
Bu siyasi oluşumların pek çoğu yıllar içinde belirip kaybolmuş. Siz 1016 Olimpiyatları’na hazırlık yaparken hangi delegasyonların zuhur edeceğini önceden bilmeniz mümkün değil çünkü kimse bir sonraki sene hangi siyasi oluşumların varlık göstermeyi sürdüreceğini bilmiyor. İngiltere Krallığı 1016 Olimpiyatları’na katılmış olsa sporcular madalyalarını alıp eve dönünce Londra’nın Danimarkalılar tarafından işgal edildiğini ve İngiltere’nin Danimarka, Norveç ve İsveç’le birlikte Kral Büyük Knud’un Kuzey Denizi İmparatorluğu’na dahil edildiğini görürlerdi. Yirmi yıl sonra bu imparatorluk dağıldı ama ondan otuz sene sonra İngiltere yeniden, bu defa Normandi-ya Dükü tarafından işgal edildi.
Bu gelipgeçici siyasi oluşumların pek çoğunun ne çalacak bir milli marşı ne de göndere çekecek bir bayrağı bulunmadığını söylemeye gerek bile yok. Tabii ki siyasi semboller önemliydi ama Avrupa siyasetinin sembolik diliyle Endonezya, Çin ya da Tupi siyasetlerinin sembolik dilleri birbirinden son derece farklıydı. Zafer göstergesi teşkil edecek ortak bir protokol üzerinde anlaşmak neredeyse imkânsız olurdu.
O yüzden 2020 Tokyo Olimpiyatları’nı izlerken milletler arasındaki bu sözde çekişmenin aslında muazzam bir küresel uzlaşmayı temsil ettiğini unutmayın. Kendi ülkelerinin temsilcileri altın madalya kazanıp bayrakları göndere çekilince herkesi milli gurur duygusu kaplıyor ama esasen insanlığın böyle bir etkinlik düzenleyebilmesi çok daha büyük bir gurur kaynağı.
Yuval Noah Harari 21. Yüzyıl İçin 21 Ders
https://www.cafrande.org/dunyada-sadece-tek-bir-medeniyet-var-yuval-noah-harari/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.04.01 21:15 bariscsknr Adı Olmayan Bir Kitabın İlk Sayfaları

‘Hadi kalk !’ demişti. Günlerden Pazartesiydi. Soğuk, bu kış gelmemiş, kendini Mart ayında göstermişti. İnanmazsınız belki ama yağmur dahi yağmayan kış mevsiminden sonra, Mart ayında İstanbul’a kar yağmıştı. Bu durum belki sizi çok şaşırtmamış olabilir dostlarım ama beni gerçekten şaşırtmıştı. Mart ayında hala mont giyip, bere, atkı, eldiven üçlüsüyle takılıyordum ki bu durum çok hoşuma gidiyordu. İçime bir huzur veriyordu.
Dün bütün gece aşağılık bir arkadaşın, aşağılık bir evinde pineklemiştim. Hani eskiden sizin için canını vermeye hazırmış gibi davranan ama tek derdi sizi ütmek olan pislikler olur ya, bu da onlardan biriydi. İnsan, böylelerini hiç tanımasa da olurdu ancak bir kere tanımış oldum. Maalesef hepimiz bu tipleri tanımak zorundaydık. Bu, hayatın bize oynadığı bir oyundu. Yıllar sonra ziyaretine gittiğimde, sen de nereden çıktın diye bana bakışı, başta canımı baya sıkmıştı ancak şimdi düşününce, insanları rahatsız eden bu varlığım, bir an olsun beni keyiflendirmişti.
‘Hadi kalk’ demişti. İşe gitmesi gerekiyordu. İyi bir işte çalışıyordu, dolgun bir maaşı vardı ve hayat standartını da dolgun maaşına göre belirlemişti. Eskiden, yokluğun karizmatik olduğu zamanlarda, paspal hallerimiz ve salaş yaşamlarımız, bizler için bir gurur kaynağıyken, bugün bu aşağılık herif, yaşam standardını yükseltmeyi, yaşamının tam ortasına koymuştu. Dolgun bir maaşı vardı ve ona göre, bir arabası, gözlüğü, kirada oturduğu evi, gömleği, televizyonu, kitaplığı, dergileri, kemeri, parfümü, jölesi, kravatı, donu, çarşafı, yastık kılıfı, tabak takımı veya yemek takımı, mutfak takımı, banyo takımı, yatak takımı, ayakkabı takımı, perde takımı, tıraş takımı ve daha birçok ıvır zıvırı vardı dostlarım. Telefonu vardı ki bu telefon bir aylık maaşına bedel bir telefondu. Eskiler para biriktirip ev alma derdine düşerken, bizim andaval parasını biriktirip bu son model cep telefonunu almıştı ve onu her fırsatta göstermekten çok büyük bir haz duyuyordu. Sigarası Marlboro’ydı ki ben bu yavşağın kaçak sigara içtiği zamanları biliyordum ve şuna da eminim ki dostlarım, bu yavşak o zamanlar halinden baya gurur duyuyordu.
‘Hadi kalk!’ demişti. Kalkayım ancak neden kalkayım? Dün işe gideceğini söylerken, istersen kalabilirsin gibi bir teklifte bulunmuştu ve benim rahatsız edici varlığım bu teklifi hemen kabul etmişti. ‘Yarın işe gitmek zorundayım, ondan bu gece fazla takılamayacağım ama istersen burada kal, sabah da kahvaltını yapıp öyle gidersin’ demişti. İnsanlar kendileri evde yokken, misafirlerin evde kalmasını hiç sevmezler ama her zaman bu durumdan rahatsız değillermiş gibi davranırlar. Modern olmanın ahlaki kuralları bunu gerektiriyordu çünkü. Bu andavalın rahatsız oluşunu görüyor olsam, o yokken evde kalmayı, evinin tam orta yerine sıçmayı, her şeyi kırıp dökmeyi ve en çok da tam düzen mutfağının bütün duvarlarına işemeyi çok isterdim dostlarım fakat tahmin edebilirsiniz ki bu evde kalmak bana da çok büyük bir rahatsızlık veriyordu. Bundan dolayı onun, o yalancı teklifini reddettim. ‘Gece neden orada kaldın o zaman?’ diye soracak olursanız da evim çok uzakta ve gecenin o saatinde, o kadar yolu çekebilecek bir insan hiç olamadım kardeşlerim.
‘Hadi kalk’ demişti. Kalkayım ama neden kalkayım? Yapacak hiçbir işim yoktu. Belki çalıştığım kafeye gidebilirdim. Bu kafede haftanın bazı günleri çalışıyordum ancak bugün o günlerden biri değildi. Aslında bu kafede pek çalıştığım gün de yoktu. Kafama eserse uğrayıp bir iki zehir içiyordum ve o gün para kazanıldıysa kendime harçlık alıyordum. Ancak o kafenin para kazandığını genelde kimse görmemiştir. Evet, bu konuda ciddiyim. Kafeyi işleten gencin mahalledeki herkese borcu vardı. Tam bir üçkâğıtçıydı. Ama hakkını yemeyelim, beni hiçbir zaman keklemedi. En azından iş konusunda. Yoksa kafeye getirdiğim bir-iki kız arkadaşıma asıldığına şahit oldum. Ancak kızlar da ona asılmışlardı. Bu duruma objektif bakarsak dostlarım, her iki tarafın da uygun gördüğü bir davranış beni rahatsız etti diye onları suçlayamayız. Gel gelelim insanların değer yargıları değersizleştirmekten öteye gidemiyorsa, benim de öyle davranmam gerekirdi. Yanımda gelen kızı patronumun düdüklemesine, modern ahlaki kurallar doğrultusunda, her iki tarafı da değersiz görüp, patronumun kız arkadaşımı düdüklemesine ses çıkarmadım, çünkü insani erdem bunu gerektirirdi ve yaptığım da tam olarak buydu sevgili kardeşlerim.
‘Hadi kalk!’ demişti. Kalk dostum uyan. Çekil git başımdan! İnsanlar her gün aynı şeyi yaparlarsa, bunun adı düzen oluyordu. Ve bu bizim aşağılık, tam bir düzen manyağıydı. Sabah olup işe gitmeyi, öğlen takıldığı yerlerden birinde bir şeyler yemeyi ve bir kadeh şarap içmeyi kendinde marifet görüyordu. Akşamları spor, salıları sinema, perşembeleri tiyatro, cumaları dostlarla tek atmak, düzenli seks hayatı, düzenli aşk hayatı, düzenli iş hayatı ve de düzenli düzenli hayatı. Evet, bizim aşağılık için bunlar, hayatın tam karşılığıydı. Eğer her sabah uyanıp işe giderseniz ve her akşam o işten arda kalan zamanınızda hayatınızı yaşarsanız, bu sizin hayatınız oluyordu ve bu iyi bir şeydi. Tüm bu düzen zırvalarını, bir bütün olarak hayatınızın tam merkezine koyduysanız da bu sefer de toplumda bir birey oluyordunuz dostlarım. Diğer türlü başıboş, bir aylak oluyordunuz kardeşlerim ve ben tam olarak buydum. Başıboş bir aylak.
‘Hadi kalk!’ demişti. Kalkayım ama neden kalkayım? Bir ara işe uğrayabilirim. Şimdi oraya gitsem kimse sen de nerden çıktın demezdi. Çünkü dostlarım hiç kimse bedavaya çalışacak birini reddetmez. Bir çıkayım evden, bir çay falan içerim. Midem de çok kötü, hiçbir şey istemiyor canım. Ama bu aşağılık herife de daha fazla dayanamayacağım. Diğer aşağılığı mı arasam. O salaktan da hiç hazzetmiyorum. Gerçi eminim o da benden çok hoşlanıyor değildir. Senin parfüm kokuna sıçayım. Lanet olsun neden geldim ki buraya. Bu salakla ben ne paylaştım o zamanlar. Bana üç fatura borcu var ancak dün bira ısmarlarken sanki canını istiyormuşum gibi davrandı. Seni bit yeniği, donsuz gezindiğin zamanları bilirim, bir kravat taktın da adam mı oldun. Evet oldun. Ben ise olamadım. Olsun. Bizim de adam olduğumuz yerler var. Mesela çalıştığım kafe, patronum bana kanka der ki kendisi benden yaşça çok büyüktür. Sana patronun ne der. Onu getir, şunu götür der. Ben patronumla oturup zehir içerim. Sen ise patronunun karşısında oturup bir bardak su bile içemezsin. Lanet olsun tüm bunlar yalan biliyorum. Ama seni böyle düşünmek beni mutlu ediyor.
Ah seni gidi düzen soytarısı seni. Sinekkaydı tıraş olursun işte böyle her sabah. Bak bana her tarafım kıllı. O taraflarım bile kıllı. Sabah sabah tıraş olma enerjisini, insan nereden buluyor. Ayrıca uyumaya çalışıyorum ve sen dangalak, yaptığın gürültünün farkında bile değilsin. Bir sigara mı içsem. Midem çok kötü. Kalk hadi. Sesin beynimde çınlıyor. Kalk hadi. Kalkmak veya kalkmamak işte bütün mesele bu kardeşlerim. Boş versene sen kalk, ben uyuyacağım. Kalk hadi seni aşağılık, daha derse yetişmelisin ve mutfakta bekleyen onlarca bulaşık var. Ayrıca müşteriler çoktan gelmiş ve patronun bir haftadan beri senden bir rapor bekliyor ve bu hafta belki de sana nöbet yazacaklar ve dosyalar işte tam olarak masanın üstünde ve öğretmenin ödevi de öylece duruyor. Kalk ve annene yakışır bir evlat ol çocuğum, kalk ve baban seninle gurur duysun. Kalk hadi sevgilin bekler, kalk ekmek al, kalk çay demle, kalk çamaşırları yıka, kalk faturaları öde, kalk hadi kalk, aşağılık pislik seni, kalk. Kalktım işte aşağılık piç kuruları, lanet olasıcalar, bakın işte kalktım.
Kaktım ve o aşağılığı, düzenli evinde rahat rahat hazırlanabilmesi için rahat bırakarak evden çıktım. İstanbul’da gün daha yeni başlıyordu. Karlı sokaklar arasında ne yapacağımı düşünerek yürüdüm. Hasanpaşa’dan Rıhtıma doğru bir yol uzanıyordu ve romanlarda geçen romantik yollara hiç benzemiyordu. Araba gürültüleri arasından ve bir yerlere yetişmeye çalışan insanlar arasından ve dükkânlarını yeni açan ve tek dertleri para kazanmak olan esnafların arasından ve trafik ışıklarının arasından ve kardan eser kalmayıp çamurlaşmış yolların arasından ve lanet olan bu düzenin arasından yürüyerek, düşünmeye çalıştım. Ne yapabilirim? Günlerden Pazartesiydi ve herkes tam takır hayatına devam ederken ben, tüm hayatım boyunca sorup ve cevap bulamadığım o soruyu yine kendime sormaktaydım. Ne yapabilirim? İnsan hayatının, bir şeyler yapabilmek için oldukça kısa olduğunu düşündüm. Her şeyi değiştirmek için, insan ömrünün çok kısa olduğunu düşündüm. Peki, bunca insan ne için bu kadar çabalıyordu, neyi düzeltmeye çalışıyorlardı, bunları düşündüm. Bütün amellerimiz neydi, düşündüm. Düşünmek de benim amelim olmalıydı. Bunu da düşündüm.
Çocuklarını okula yetiştirmeye çalışan, lüks arabalı, canti adamlar, çıtır karılar gördüm ve onların tohumu olan çocuklarını gördüm. Çok çok eskiden, paspallığımın hoş görüldüğü zamanlarda bir kız arkadaşım vardı ve bana çocuk yapmak istediğini söylemişti. Ben ise bu isteğine gülmüştüm. Şimdi düşününce o kızdan çok iyi bir ebeveyn olurdu. Ben olur muydum, bilmiyorum fakat düşündüm ki o kızdan bir çocuğum olsaydı güzel olurdu gibi hissettim. Ancak tahmin ediyorum, evliliğimiz çok uzun sürmezdi ki şu düzen denilen saçmalık, maalesef bana hiç gitmiyordu kardeşlerim. O, çocuğa çok iyi bakardı buna eminim. Ancak çocuk herhalde en sonunda it, kopuk bir şey olurdu ki bundan gurur duyardım sanırım. Tüm bu düşünceler arasında rıhtıma geldim. Saat 7’e yaklaşmıştı. Vapurla karşıya geçip, Eminönü’nden Galata’ya, oradan da Tünel’e doğru yol alırım diye düşündüm. En mantıklı olanı buydu. Vapur birazdan yanaşır diye düşündüm. Vapur yanaştı. İtişe kakışa vapura bindik, toplum olarak. Aşağılık olma durumu, toplumda içselleşmişti kardeşlerim. Bunu düşündüm. Bir afetten kaçan insanlar gibi birbirimizi ezerek, ittirerek, sona kalan dona kalır çocukluğuyla ki yaptığımız davranış, içinde çocukça bir neşe barındırmıyordu, tam tersine hayvanca bir içgüdüyle vapura bindik. Açıklığa oturdum ve bir sigara sardım. Marlboro içen aşağılığın tam tersine, ben hala kaçak sigara içmekteydim. Vapur hareket etti. Vapurla beraber martılar da ilk rızklarını almak için harekete geçtiler. Soğuk bir İstanbul günüydü ve rüzgâr kardeşlerim gerçekten suratımı kesiyordu. Toplum bütün sıradanlığıyla ve heyecandan uzak bir şekilde vapurun kapalı alanında yolculuğu sürdürmeyi tercih etmişti. Evet, bir tek salak bendim kardeşlerim. Martılar için bu durum çok üzücüydü ki bende onların işini görebilecek en ufak bir katık yoktu. Sigaramı yakmak bu rüzgârda baya zor olsa da bunu başardım. Deniz, efsanelerde anlatılanlar gibi gürlüyordu ve ben de o efsanelerdeki tanrılar gibi bir duruş sergileyip, içerde, sıcakta oturan topluma, rolümü tam takır oynuyordum. Bir martı olmak ister miydim onu düşündüm. Sonra martıların çok vahşi hayvanlar olduğunu düşündüm. En sonunda kararımı kargada kıldım. Bir karga olarak yola devam ettim. Sigaramı tüttürmeye çalışırken fark ettim ki rüzgar sigaramın yarısını benden önce içip bitirmişti. O soğuk, yüzü kesen aşağılık rüzgar tüm bedenime yaşadığımı hissettiriyordu. Tam her şey güzel derken birden etrafta dolaşan o aptal statüko, ete kemiğe bürünmüş şekilde karşımda durdu ve efsanevi repliği söyledi ‘burada sigara içmek yasak’. Canım sıkılmıştı. Ona sigaramın birazdan biteceğini, böyle bir havada sigara içmenin çok zor olduğunu ve sigara içmek için gösterdiğim çabayı taktir etmesini, ayrıca sigaramın yarısını da rüzgarın içtiğini ve tüm bunları söylerken sigaramdan bir fırt çekmek için ağzıma götürdüğümde, sigaramın yanan kısmını, alçak rüzgarın uçurduğunu fark ettim ve statüko mutlu ve ukala bir şekilde yanımdan ayrıldı.
Vapur karaya yaklaşmıştı. Martılar ise benden umudunu çoktan kesmişti. Dünü düşündüm. Yine böyle aylak aylak gezinirken ve ne yapmak istediğimi ararken, o aşağılık aklıma geldi. Elimi takozuma götürdüm ve onu aradım. Akşam müsait olabileceğini söyledi ancak dışarıda olamazmış, çünkü yarın işi varmış, çok uzun takılamayacağını da söyledi ama yine de sen bilirsin dedi, gelmek istiyorsan gel dedi. Evet kardeşlerim, bu aşağılık benimle buluşmak için çok can atar bir halde değildi, bunu ben de anladım. Ancak onu rahatsız etme fırsatını kaçıramazdım. En son, bir yıl önce gördüğüm bu aşağılık, üniversite zamanlarında ev arkadaşımdı. Çok yokluklar çektiğimiz zamanlarda, babalarımız, aslında sadece benim babam bize destek olmuştu ve bu aşağılık bu destekleme faaliyetinden sonuna kadar yararlanıyordu. Yanımda kaldı, kira ödemedi, fatura ödemedi, alışveriş yapmadı, bir tas yemek ısıtmadı ve börekler açmadı bana kardeşlerim. Buna rağmen her ay yatan kredisiyle de Taksimlerde takılmaktan geri de durmadı kardeşlerim. Evet, kahramanınız bir tavuk, kardeşlerim. Yolmak için birebir kardeşlerim. Dün evine gittiğimde beni gördüğüne sevinmiş gibi yaptı, hâlbuki rahatsız olduğu, biber gibi kızaran yanaklarından belli oluyordu.
Vapur karaya yanaşmıştı. İnsanlar aynı hayvansal içgüdülerle vapurdan indi, arkalarından ben indim. Çok acelesi olan bu toplum parçası, hep birlikte yavaş yavaş dağılarak kalabalığa karıştılar. Ben ise tek başıma yürüdüm ve kalabalık, ancak dışarıdan bakabildiğim, benden uzakta bir yerlerdeydi. Kabataş’tan Galata’ya çıkan yokuşa vurdum kendimi. ‘Aç mısın?’ diye sordu. ‘Dışarıda yemiştim, teşekkürler’ diye cevapladım soruyu. ‘Eee ne yapıyorsun, nasıl gidiyor hayat?’ Bir anlamsız soru daha diye düşünmüştüm o an. ‘Ne olsun, hiçbir şey yapmıyorum. Bildiğin gibi, hala aynı devam ediyorum’ dedim ve ekledim ‘Ama gördüğüme göre sen baya değişmişsin’. Son söylediğimden rahatsız olmuştu. Fakat kardeşlerim bu çok uzun sürmedi. Bu tipler kendilerini sorgulamaktan kaçarlar ve doğruya ulaştıklarında, o doğrunun doğruluğunu kendi iç dünyalarında çürütüp yerlerine yeni doğrular koyarlar ve buna derler ki hayat. Evet kardeşlerim, bu hayat. Bir ton zırva şeyler anlattı, işinden bahsetti, hayatından bahsetti, hayatın zorluklarından, paranın azlığından, her şeyin pahalılığından, -en samimiyetsiz şekilde- geçmişten, gelecekten, şimdiden bahsetti kardeşlerim. Hep kendinden bahsetti. Ben ise sadece dinledim. Çünkü bahsedeceğim hiçbir şey yoktu. Oturdum ve ilgimi çekiyormuş gibi yaparak ama bunda pek de başarılı olmayarak –anlattığı şeylerin ilgimi çekmediğini anlamasını istedim- oturdum, dinledim. Aşağılığın, dünyanın kendisi etrafında döndüğünü sandığını görerek dinledim. Hep anlattı, anlattıkça rahatsız oldu, rahatsız oldukça anlattı. Tüm sohbet boyunca haklı olmak istedi, bir yerden beni yakalamak istedi ama başaramadı kardeşlerim. Anlattığı zırvalar insanın dert etmemesi gereken şeylerdi. Nitekim her insan, aynı sorunları yaşıyordu ve bu sorunlar benim için özel, konuşulmaya değer şeyler değildi. Havanın soğukluğundan şikâyet etmek, soğuğun güzelliklerini görmezden gelmekti. Ayrıca soğuk anca birileri dışarıda donuyorsa konuşulmaya değerdi. Aşırı derece kombinin yandığı evden çıkıp, işe giderken üşümek, bu modern çağın aptalca dert zırvalarından biriydi. Durumlarımız iyiydi kardeşlerim. Hepimiz çok iyidik. Ama kötü olan bir şey vardı ki o şey her şeyi kötü yapıyordu. İşte bu çocuğu da o şey kötü yaptı diye düşündüm.
Yürüdüm. Bir hatun iniyordu sarmaşık merdivenden. Bu merdivenin adı ne acaba diye düşündüm. Çünkü bu merdivenin tarihi bir yanı olduğu apaçık ortadaydı. Bir ismi olmalıydı ama ben bilmiyordum. Bundan dolayı sarmaşık merdiven diyordum. Bu merdiveni ben yapsaydım adını sarmaşık koyardım diye düşündüm. Merdivene yaklaştım sağa doğru, hatun sola geçti. Lanet olsun sana da güzel kadın. Ne olur merdivenlerde karşılaşsaydık. Ah insanlar diye düşündüm. Bütün olasılıklar mümkünken, sadece olmaması için olasılıkları düzenliyoruz diye düşündüm. Halbuki olmak üzerine bir olasılık yapsak, ulaşmak istediğimiz bütün olasılıklar, mümkün olabilirdi.
Dün bahsini kapattım kafamda. Kediler gördüm artık. Miyavlayan, mırlayan kediler. Onu mu arasam diye düşündüm, korktum o an. Daha erken dedim, umut doğdu içime. Lanet olsun bana da, onu arayacağım belli oldu. Yürümeye devam ettim ve tekrar düşündüm korkarak. Korku büyüdü ve büyüdü.
submitted by bariscsknr to u/bariscsknr [link] [comments]


2019.11.19 23:02 fragmanlife Firuze Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular)

Firuze Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri (Tüm Oyuncular) Firuze dizisi kadrosuna Serenay Sarıkaya ve Alperen Duymaz’ın dahil olacağı söylentileri var ama ne kadar gerçek bilemiyoruz; bilgiyi doğrulattığımızda kesin olarak sizlerle paylaşacağız.
Ay Yapım Firuze isimli yeni dizisi için çalışmalarına devam ediyor. 2020 de izleyicisi karşısına çıkaracağı yeni dizisi için 2019 2020 yeni sezonunda hiç bir projede yer almayan bir çok ünlü oyuncuya teklifler götürüldü; bir kadın draması olacak Firuze dizisi için en çok önem verilen oyuncu ise dizi de Firuze karakterini canlandıracak kadın oyuncu.
Firuze dizisinde bir kadının zorlu yaşam öyküsünü etkili bir dille izleyicisi karşısına çıkarılmaya çalışacak bu nedenle de dizi de Firuze olacak oyuncunun hem yetenekli hemde güzel olması şart. Ünlü senarist Sema Ergenekon’un yazdığı etkileyici bir senaryoya sahip dizi de Firuze karakteri için dünyaca ünlü kadın başrol oyuncusu Tuba Büyüküstün ile anlaşıldı.
Firuze dizisi için teklif giden önemli isimlerden biri de Kenan İmirzalıoğlu oldu. Son olarak Mehmet Bir Cihan Fatihi dizisinden beklediğini bulamayan Kenan İmirzalıoğlu yer alacağı diziyi ince eleyip sık dokuyan isimlerden. Kenan İmirzalıoğlu ve Tuba Büyüküstün’ün aynı dizi de yer alması ihtimali bile binlerce izleyiciyi şimdiden 2020 için heyecanlandırdı; ancak Ay Yapım bu kadar iyi bir senaryo teklif ettiği oyuncuların ücretlerinden biraz da olsa fedakarlık yapmalarını da bekliyor.
Firuze Dizisi Konusu
Firuze dizisinde Firuze isimli bir kızın babasının uğradığı haksızlığı ispat etmek için verdiği mücadele anlatılacak. Dizi de aynı zaman da Firuze’nin üniversite yıllarında başlayan imkansız aşkı da anlatılacak. Genç ve güzel bir kız olan Firuze’nin yaşadığı zor günlerden sonra aşkına inanarak mutluluğu erişmesi de konu edilecek.
Firuze Oyuncuları Alperen Duymaz 1992 Ankara doğumlu olan Alperen Duymaz 27 yaşındadır. Hacettepe Tiyatro mezunu olan yakışıklı oyuncu ilk olarak Tatlı Küçük Yalancılar dizisi ile tanındı. Dizi de hayat verdiği Cesur karakteri ile büyük bir çıkış yakalayan Alperen Duymaz daha sonra Bodrum Masalı dizisinde Ateș karakterine hayat verdi ve artık tanınan bir isim oldu. 2018 de Çukur dizisine transfer olan Alperen Duymaz harika bir oyunculuk performansı ile Komiser Emrah’ı canlandırdı ve dünyaya ismini duyurdu. Yine 2018 de Direniş Karatay filminde rol alan deneyimli oyuncu 2019 da ise Ay Yapım’uın Çarpışma dizisinde Kıvanç Tatlıtuğ ile birlikte oynadı ve Kerem karakterine hayat verdi; ancak dizileri pekte tutmadı.
Ayça Ayşin Turan 1992 İstanbul doğumlu olan Ayça Ayşin Turan şuanda 27 yaşındadır. Yer aldığı internet dizisi Hakan Muhafız’dan sonra 2019 yazının en çok dizi teklifi alan oyuncularından biri olmuştur. Neredeyse her yeni dizi ile ismi anılan ve her yeni diziden teklif alan Ayça Ayşin Turan 2019 2020 yeni sezonunda Çukur’da yer almak için sözleşme imzalasa ve kostüm provası bile yapsa beklediği gibi gitmeyince Çukur’dan ayrılmak zorunda kalmış ve kod Adı Zemheri olan Ay Yapım’ın yeni dizisi Firuze de kendine yer bulmuştur. İstanbul Üniversitesinde radyo ve sinema eğitimi alan Ayça Ayşin Turan Șefkat Tepe dizi ile STv’de oyunculuğa başlamıştır. Karagül dizisinde hayat verdiği Ada karakteri ile yükselişe geçen güzel oyuncu 2018 yapımı Meryem dizisi ile adeta zirveye ulaşmıştır oyunculukta . 2019 da bir Netflix’in dizisi olan Hakan Muhafız’da yer alan yetenekli oyuncu dizi de hayat verdiği Leyla karakteri ile dünyaya ismini duyurmuştur.
Hazal Filiz Küçükköse Şubat 1988 de Mersin’de hayata gözlerini açan ve şuanda 31 yaşında olan Hazal Filiz Küçükköse özellikle Kara Sevda dizisi ile ünlü olmuş bir isimdir. Kırıkkale Üniversitesinde Biyoloji eğitimi alan Hazal Filiz Küçükköse hayalinin biyolog değil oyunculuk olduğunu anlayınca Ankara’ya yerleşmiş ve hem oyuncuk dersleri almış hemde Kara Sevda dizisinin seçmelerine katılarak Zeynep karakterini canlandırma hakkı elde etmiştir. Üniversite yıllarında Ankara’da çekilen günlük dizi Deniz Yıldızı’nda oynayan güzel oyuncu Deniz Yıldızı bitince Beni Affet dizisinde de devam etmiştir. Mehmed: Bir Cihan Fatihi kadrosunda başrol oyuncusu olarak yer alan yetenekli oyuncu ne yazık ki dizi tutmayınca hayal kırıklığı yaşamıştır.
Firuze Dizisinden Gelen Teklifi Reddeden İsimler
Tuba Büyüküstün Tam ismi Hatice Tuba Büyüküstün’dür. 5 Temmuz 1982 de İstanbul’da doğan güzel oyuncu 37 yaşındadır. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversites Sahne Dekorları ve Kostüm Tasarımı eğitimi alan güzel oyuncu yönetmen Tomris Giritlioğlu ile tanışınca hayatı değişmiştir. İlk olarak bir reklam filminde yer alan Tuba Büyüküstün güzelliği ile herkesi büyülemeyi başarmıştır. İlk olarak 2014 yapımı Sultan Makamı dizisinde yer alan Tuba Büyüküstün Çemberimde Gül Oya dizisinde Zarife karakterine hayat verince tanınmaya başlamıştır. İlk büyük çıkışı ve isminden söz ettirmesi ise Ihlamurlar Altında dizisi ile olmuştur. Türkiye de yıldız olarak anılması ise Murat Yıldırım ile baş rolünü paylaştığı Asi dizisi ile olmuştur. 2014 de yer aldığı Kara Para Aşk dizisi ile dünya yıldızı olan Tuba Büyüküstün son olarak Kıvanç Tatlıtuğ ile Kanal D ekranlarında Cesur ve Yürek dizisinde partner olmuş dizi çok iyi gitmese de yurt dışı satışları ile bir sezonu tamamlamıştır. Tuba Büyüküstün şuanda sevgilisi Umut Evirgen ile güzel bir aşk yaşamaktadır.
Kenan İmirzalıoğlu Kenan İmirzalıoğlu Ankara’nın Bala ilçesinde 18 Haziran 1974’de dünyaya gelmiştir ve 45 yaşındadır. Model ve oyuncu olarak görev yapan Kenan İmirzalıoğlu aslında İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Bölümü mezunudur. 1997 Best Model of Turkey yarışmasında birinci seçilen Kenan İmirzalıoğlu aynı yıl Türkiye’de ilk defa dünyanın en yakışıklısı seçildi. Deli Yürek dizisi ile Yusuf Miroğlu olarak tanınan Kenan İmirzalıoğlu daha sonra Acı Hayat ve Kaba Dayı dizilerinde de erkek başrol olarak yer almış bir efsane olmuştur. Daha sonra Ezel ve Kara Dayı dizilerinde de yer alan Kenan İmirzalıoğlu genç yaşta bir dünya starı olmayı başarmıştır.
olarak 2018 yapımı Mehmed Bir Cihan Fatihi isimli Türkiye’nin en pahalı dizilerinden birinde II. Mehmed olarak yer almış ama dizi tutmamış bu da Kenan İmirzalıoğlu’nun ilk başarısızlığı olmuştur.
Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 22:49 fragmanlife Sevgili Gecmis Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tam Liste Tum Oyuncular)

Sevgili Geçmiş Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri (Tam Liste Tüm Oyuncular) Ece Uslu ve Emre Kınay’ın başrollerini paylaşacağı Sevgili Geçmiş dizisi 25 Ekim cuma günü Star Tv ekranlarında yayına girecek. Çekimlerine 9 eylül pazartesi günü İzmir Urla’da başladı.
Süreç Filmin yapımcılığını üstlendiği Funda Alp’in senaristliğini üstlendiği Sevgili Geçmiş dizisinin başrolleri açıklandı. Son olarak Dayan Yüreğim dizisi ile ekranlarda yer alan ve Ece Uslu ve yine son olarak Vurgun dizisinde yer alan Emre Kınay oldu. Hem Emre Kınay hemde Ece Uslu uzun süredir dizi tutturamayan iki büyük yıldız. Emre Kınay yine 2017 de ünlü oyuncu Sibel Can ile Sevda’nın Bahçesi dizisinde baş rolde yer almış ama dizi yine tutmamıştı.
Star Tv ekranlarında ekim ayında izleyicisi karşısına çıkacak Sevgili Geçmiş dizisinin yönetmenliğini ise son olarak Bir Deniz Hikayesi dizisinde yönetmen olarak yer alan Aydın Bulut üstlenecek.
Sevgili Geçmiş Dizisi Konusu
Sevgili Geçmiş dizisinde zengin bir ailenin çocuğu ile evlenen Cahide isimli bir kadının kayını Cemal’in kendisine attığı bir iftira sonucunda kocasını öldürmekle suçlanıp 24 yıl ceza alması ve kendisi hapisteyken yetiştirme yurdunda yetişen üç kızının dram ve aşk dolu hikayesi anlatılacak.
Sevgili Geçmiş Oyuncuları Ece Uslu (Cahide) Ece Uslu 9 Eylül 1974 İzmir doğumludur ve şuanda 45 yaşının içindedir. Ece Uslu 9 Eylül 1974 İzmir doğumludur ve şuanda 45 yaşının içindedir. İlk olarak mankenlik ve tiyatro oyunculuğu ile sektöre giren Ece Uslu’nun ilk dizisi 1989 yapımı olan İz Peşinde dizisi oldu. Ece uslu ilk başrol deneyimini ise 1996 yapımı Kara Melek dizisi ile oldu. 2002 yılında Zerda dizisinde Türkiye’nin çok yakından tanıdığı bir isim oldu. Türkiye’nin bir dönemine damga vuran Zerda dizisinden sonra yine bir dönemin ünlü ismi olan Karagül de yer aldı ve Ebru karakteri ile dünyanın tanıdığı bir oyuncu oldu. Yirmiden den fazla dizi ve filmde yer alan Ece Uslu ne yazık ki 2017 de yer aldığı Dayan Yüreğim dizisinde beklediğini bulamadı ve dizi kısa zamanda başarısız oldu ve final yaptı.
Cahide kocasının ani ölümü yıkılan sonrasında da atılan iftira ile kocasını öldürme suçundan 24 yıl ceza almış çilekar ama güzel bir kadındır. Cahide tutuklanırken en büyük kızı üç ortanca kızı 2 ve en küçük kızı daha 6 aylıktır. Cahide evlatlarını hapiste büyütmektense onları yetiştirme yurduna vermeyi kabul eder.
Emre Kınay (Cemal Karalar) 1970 İstanbul doğumlu olan Emre Kınay 49 yaşının içindedir. Oyunculuğa tiyatro ile başlayan Emre Kınay İstanbul Duru Tiyatrosunun da sahibidir. Yılan Hikayesi dizisi ile ekranlarda tanınmaya başlanan Emre Kınay yeni nesle kendini Güneşi Beklerken dizi ile tanıtmıştır. Emre Kınay’ı Sibel Can ile başrollerini paylaştığı Sevda’nın Bahçesi dizisinde hüsran yaşamış sonrasında 2018 de yer aldığı ve Erkan Petekkaya ve Deniz Çakır ile başrollerini paylaştığı Vurgun dizisi de tutmamıştır. Bu nedenle Emre Kınay her dizi projesini titizlikle incelemekte artık başarısızlık ile karşılaşmak istememektedir.
Cemal Cahide’ye aşık bir kayındır Cahide’nin çocuklarının öz amcasıdır. Kuralcı ve oyun oynamayı seven bir adam olan Cemal 24 yıl Cahide’nin hapisten çıkmasını beklemiştir. Cahide’nin çıkması ile yengesi ile evlenip mutlu bir yuva kurmayı hayal eder.
Sevda Erginci (İpek Gencer) 3 Ekim 1993 İstanbul doğumlu olan güzel oyuncu Sevda Erginci 26 yaşındadır. ilk olarak 9 yaşındayken çocuk oyuncu olarak Koyu Kırmızı dizisinde yer alan Sevda Erginci Semaver Kumpanya’da çocukken tiyatro eğitimi almıştır. 1.65 cm boyunda ve 50 kg olan Sevda Erginci Karagül dizisinde de Ayşe karakterine hayat vermesi ile ünlenmiştir. Son dönemde Star Tv ekranlarının gençlik dizisi Hayat Bazen Tatlıdır ve Ver Elini Aşk dizilerinde yer alan Sevda Erginci son olarak Yasak Elma dizisinde Zeynep karakteri ile yer almış ve çok büyük bir başarı yakalamıştır. Yasak Elma dizisi devam etmesine rağmen Sevda Erginci partneri Onur Tuna ile diziden ayrılmıştır.
İpek Cahide’nin kızlarının ortancasıdır. Yetiştirme yurdunda evlatlık verilmiştir ama evlatlık olduğunun farkında değildir ta ki o mektup İpek’in eline ulaşıncaya kadar. Tekin Malik ile tnaışınca aralarında ki yaş farkına bakmaksızın ona aşık olur ama Tekin Malik İpek’in üvey ailesinin mal varlığını bitirir.
Seçkin Özdemir (Sinan Malik) Seçkin Özdemir 1981 İstanbul doğumludur. İlk olarak radyo programcısı olarak göreve başlayan Seçkin Özdemir daha sonra DJ olarak çalışmıştır. 2004 ilk olarak televizyon programı sunan Seçkin Özdemir sunuculuktan sonra oyunculuk teklifleri almış ve oyunculuk eğitimi almaya karar vermiştir. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde oyunculuk eğitimlerini tamamlayan Seçkin Özdemir Başkent İletişim Akademisi’nde tiyatro eğitimlerini tamamlamıştır. Yakışıklılığı ile çok dikkat çeke Seçkim Özdemir ilk olarak Al Yazmalım dizisinde baş rolde yer almış ve çok sevilmiştir. Sonrasında Racon Ailem ve Kiralık Aşk dizilerinde yer alan Seçkin Özdemir 2018 yapımı Tehlikeli Karım ve Can Kırıkları dizilerinde baş rolde yer almış ama dizi dizi de tutmamıştır.
Deniz’i çok seven Sinan Malik’in para ile ilgisi yoktur; haksızlık karşısında öleceğini bilse suzmaz. Kimseyi ezmez zayıfı güçlüye ezdirmez. Yalnız gelmiş yalnız gider bağlanmak ona göre değildir. Açık sözlü bir adamdır. Sinan yıllar sonra babasının yaşadığı kasabaya geri döner. Sinan İpek’e karşı imkansız bir aşkın peşine düşecektir.
Elifcan Ongurlar (Çilem Doğan) Elifcan Ongurlar haziran 1993 de İzmir’de dünyaya gelmiştir. İkizler burcu olan güzel oyuncu şuanda 26 yaşındadır. İstanbul Beykent Üniversitesinde oyunculuk eğitimi alan Elifcan Ongurlar 170 cm boy ve 60 kg ağırlıkta olan düzgün fiziği ile dikkat çekmektedir. İlk olarak daha 18 yaşında Ateşin Düştüğü Yer filminde oynayan bu filmle tanındıktan sonra Kayıp Şehir dizisinde Seher karakterine hayat verme şansı yakalayan Elifcan Ongurlar geleceğin yıldızları arasında yer alacağını o zamandan göstermişti. Son dönemde Kara Ekmek ve Kiralık Aşk gibi önemli dizilerde yer alan Elifcan Ongurlar son olarak Kızlarım İçin dizisinde rol almıştı.
Çilem güzeller güzeli bir kızdır. Cahide’nin en küçük kızıdır. Azra ile aynı yurtta kardeş gibi büyümüşlerdir. Azra hem onu korumuş kollamıştır. Çilem yetim büyüdüğü için artık hayatta hep iyi şeyleri hak ettiğini düşünür çünkü o acıları küçükken çekmiştir. Çok kıskanç bir kızdır
Burak Yamantürk (Kenan Soykan) Burak Yamantürk 23 Aralık 1983 Kocaeli doğumludur. 36 yaşında olan Burak Yamantürk Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar mezunudur. Aslen Sivaslı olan Burak Yamantürk ilk olarak Veda dizisi ile ekranlarda boy göstermiştir. Yine 2017 yılında İçimdeki Fırtına dizisinde Fırat ve 2015 yılında Acı Aşk dizisinde Mehmet karakteri ile yer almıştır. Burak Yamantürk son olarak Kayıtdışı dizisinde Arda karakteri ile yer almış ama dizi tutmamıştır. Burak Yamantürk ünlü oyuncu Özge Özprinççi ile aşk yaşamaktadır.
Kenan Güneşli Bahçe kasabasının çek senet mafyasıdır. Aslında içinde temiz bir çocuk vardır ama parayı bu yolla kazanmayı öğrenmiştir. Hayatından çok kız gelip geçmiştir ama Deren ile tanışınca gerçek aşkı bulur.
Melis Sezen (Deren Mutlu) 1993 İstanbul doğumlu olan Melis Sezen 26 yaşındadır ve Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar bölümü mezunudur. Melis Sezen Siyah İnci dizisinde hayat verdiği Ebru karakteri ile en önemli ekran deneyimini yaşamıştır. Murat Dalkılıç ile yaşadığı aşk söylentileri ile tanınan Melis Sezen Hayat Bazen Tatlıdır dizisinde hayat verdiği Asya karakteri ile sevilmiş ve tanınmıştır. Melis Sezen ilk başrol deneyimini ise Leke dizisinde hayat verdiği Yasemin karakter yaşamış ve dizisi tutmasa da ismini Türkiye’ye öğretmeyi başarmıştır. Melis Sezen profesyonel dansçıdır.
Deren çalıkanlığı ile tıp fakültesini derece ile bitirmeyi başarmıştır. Deren hem disiplinli hemde çalışkan bir kızdır. Ders çalışmaktan güzelliğini görecek vakti olmamış. Kenan’ı görene kadar da aşk nedir bilmemiştir.
Özge Özacar (Azra Yılmaz) 1993 İstanbul doğumlu olan Özge Özacar Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunudur. İlk olarak Tatlı Küçük Yalancılar dizisi ile ismini duyuran Özge Özacar 1.64 boyunda ve 54 kilodur. Son dönemde Dolunay ve Lise Devriyesi dizileri kadronda yer almıştır. Lise Devriyesinde hayat verdiği Meltem karakteri çok sevilmiştir. 2019 da Hababam Sınıfı Yeniden filminde Didem karakterine hayat vermiştir. 2017 yapımı Meryem dizisinde ise Naz olarak yer almıştır. İcon-talent menajerliğin oyuncusudur.
Azra Cahide’nin en küçük kızı Çilem’in yurttan arkadaşıdır. Barda şarkı söyleyerek para kazanmak zorundadır. En büyük isteği ise albüm yapmaktır. Güzel bir sesi vardır ama tam bir arızadır. Güneşli Bahçe köyüne gelince Mahir’e aşık olur ama Mahir’in İpek’e aşık olduğunu tez zamanda anlar ve yıkılır.
Burak Çelik (Mahir Denizhan) Burak Çelik 1992 İstanbul doğumludur. 27 yaşında olan Burak Çelik manken, model ve dizi ve film oyuncusudur. 2013 Best Model of Turkey ve World birincisi olan Burak Çelik tescilli bir yakışıklıdır. Burak Çelik’i biz Karagül dizisinde canlandırdığı Serdar karakteri ile tanıdık. Sonrasında Ardından Hayat Sevince Güzel dizisinde ilk başrol deneyimi yaşayan Burak Çelik çok sevilmiştir. Burak Çelik son olarak Söz dizisinin 3. sezonunda Selim karakterine hayat vermiştir.
Mahir marangozluk ve dekorasyon işleri ile uğraşmakta. Kısa süre önce anne ve babasını kaybediyor ve bundan sonra biraz yalnız kalmak istiyor. Güneşli Bahçe halkı Mahir’i çok sever ve sayar. Adaletli bir gençtir. insanlara yardım etmek en büyük zevkidir. Sıcak kanlı bir adam olmasına rağmen yalnız olmayı ister. İpek’e aşıktır ama çok kimse bilmez.
Mihriban Er (Perihan) Mihriban Er son olarak Bir Zamanlar Çukurova dizisinde yer almış ve Sevil karakterine bir kaç bölüm hayat vermişti. Mihriban Er 1966 İstanbul doğumlu ve 53 yaşında ki deneyimli sinema ve dizi oyuncusudur.Se
Sevgili Geçmiş dizisinde Perihan gelinlik ve moda tasarımcısı olarak kasaba da sevilen bir esnaftır.
Renan Bilek (Komiser Akif) Renan Bilek Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde hayat verdiği Süleyman karakteri ile tanınmıştır. 1968 İstanbul doğumlu olan Renan Bilek 51 yaşındadır ve Galatasaray Lisesi mezunudur. Sadece oyuncu değil aynı zamanda da ses sanatçısı olan Renan Bilek son olarak Yeşil Deniz Hilmi Çakırlı olarak yer almıştır.
Renan Bilek Sevgili Geçmiş dizisinde Akif isminde bir komisere hayat verecektir. Akif İpek’in annesi Afet’e aşıktır.
Hülya Duyar (Afet) 1970 Sivas doğumlu olan Hülya Duyar artık 49 yaşının içindedir. Televizyon sektörüne kuaför ve makyöz olarak giren daha sonra bir kaç projede yer alıp çok beğenildikten sonra oyunculuk eğitimleri alan Hülya Duyar özellikle Evlat Kokusu ve Karagül dizilerinde hayat verdiği karakter ile çok tanınmıştır. Hülya Duyar son olarak Nefes Nefese dizisinde Kıymet Hala olarak yer almıştır
Sevgili Geçmiş dizisinde Afet İpek’in annesi olarak ekranlarda yer alacaktır.
Zeynep Gülmez (Müjgan Kutlu) 1974 Bursa’da doğumlu olan Zeynep Gülmez 45 yaşının içindedir. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi Tiyatro bölümü mezunu olan Zeynep Gülmez Yeşil Deniz dizisi ile televizyonda çok sevilmiştir. Zeynep Gülmez son olarak Kocaman ailem dizisinde Jale Ateş olarak ekranlarda yer almıştır. Bursa Devlet Tiyatrosu’nda oyuncu olarak göreve başlayan Zeynep Gülmez sayısız tiyatro oyununda yer almıştır. Zeynep Gülmez’in ilk dizisi ise Mahallenin Muhtarları dizisi olmuştur.
Müjgan başarılı bir psikologtur. Evladı olmayınca Deren’i evlatlık olarak alır ama ona evlatlık olduğunu söylemez. Sonradan bir evladı olunca Deren’i sevememiştir.
Şahin Ergüney (Harun Kutlu) Şahin Ergüney 1962 doğumludur ve 57 yaşındadır. Hem oyuncu hemde seslendirme sanatçısıdır. Asuman Ergüney ile evlidir. Hacettepe Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur.
Harun Deren’in babasıdır. Başarılı bir doktordur. Kendi hastahanesi vardır.
Yunus Narin (Aras Kutlu) Yunus Narin 1989 İzmir doğumludur ve 30 yaşındadır. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunudur Sinema ve Televizyon okumuştur. İlk olarak Yılanların Öcü dizisinde yer aldı. Aktif olarak tiyatro ile ilgilenmektedir. Yunus Narin son olarak İstanbul’lu Gelin dizisinde Garip karakterinin gençliğini oynamıştı. Yunus Narin Sevgili Geçmiş dizisinde Aras karakterine hayat verecek.
Sevgili Geçmiş dizisinde Aras yakışıklı bir gençtir. Deren’in üvey erkek kardeşidir. Deren evlatlık olarak alındıktan sonra Aras doğmuştur. Gezmeyi tozmayı seven bir gençtir. Müjgan ile Harun’un biricik evladıdır.
Yurdaer Okur (Tekin Malik) 1974 Samsun’da doğumlu olan Yarbay Aydın 45 yaşında yakışıklılığı ile hala genç kızların dikkatini çeken bir karizmadır. Hacettepe’de tiyatro eğitimi alan Yarbay Aydın uzun süredir dizi piyasasında yer alsa da Yeter dizisinde hayat verdiği Yekta karakteri ile tanınmıştır. Hem psikopatı hemde başrolü en iyi oynayabilen oyunculardan biri olan Yarbay Aydın Alıja dizisi ile ismini dünyaya duyurmayı başarmıştır; zira dizi de İzzetbegovic olarak izleyici ile buluşan Yarbay Aydın büyük beğeni toplamıştır. 2017 de uyuşturucu kullandığı gerekçesi ile göz altına alınan Yurdaer Okur sıkıntılı günler yaşasa da son olarak 2018 de Nöbet dizisinde Binbaşı Barış Kalender ve 2019 da 7. Koğuştaki Mucize filminde Yarbay Aydın olarak yer almıştır. Yurdaer Okur Sevgili Geçmiş dizisinde konuk oyuncu olacak ve ilk bölümde ölerek ekranlara veda edecek.
Tekin başa bela bir adamdır. Güneşli Bahçe kasabasının zengin ve güçlü adamlarından biridir. İpek ile bir sözleşme imzalayan Tekin İpek’i zorla kendisi ile evlenmeye ikna eder. Ailesini kurtarmak isteyen İpek kendini feda eder ve Tekin ile evlenmeyi kabul eder; ancak Tekin İpek’i oğlu Sinan’dan kıskanır ve İpek’i döver. İpek Tekin’den kurtulayım derken Tekin merdivenlerden düşer ve ölür.
Burak Demir 1978 Ankara doğumlu olan Burak Demir şuanda 31 yaşındadır. Bilkent Üniversitesinde Tiyatro eğitimlerini tamamlayan Burak Demir ilk olarak 2000 yılında “Bizim Evin Halleri” dizisi ile izleyicisi karşısına çıkmıştır. Arka Sokaklar ve Muhteşem Yüzyıl gibi dizilerde önemli rollerde yer alan Burak Demir asıl çıkışını Şevkat Yerimdar dizisinde hayat verdiği Niko ve Diriliş Ertuğrul dizisinde ise Sivas Valisi Hüsamettin Karaca karakterleri ile yakalamıştır.
Dizi film yapımcısıdır. Sapık ve güçlü bir adamdır. Çok parası vardır.
Melih Selçuk (Refik) Melih Selçuk 7 Şubat 1984 Mardin doğumludur. Çok zeki bir insan olan Melih Selçuk Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümü mezunudur. Fen lisesi öğrencisidir. İlk olarak 2008 yapımı Süt filminde yer almıştır. Melih Selçuk Pis Yedili ve Adını Feriha Koydum dizilerinde de yer almıştır.
Refik Tekin’in yıllar önce hizmetine aldığı kimsesiz bir çocuktur. Tekin beyin genel ayak işlerine Refik bakar. Tekin beye bağlıdır ondan başka da gidecek bir yeri yoktur. Temiz kalpli bir adamdır. Tüm kötülükleri Tekin’e yaranmak için yapmıştır.
Çiçek Acar (Gülistan) Çiçek Acar 16 kasım 1981 İzmir doğumludur. Güzel oyuncu şuanda 38 yaşındadır ve Müjdat Gezen Sanat Merkezinde oyunculuk derslerini tamamlamıştır. 2014 yapımı Hatsız Kulmaz dizisi ile ünlenmiştir. Çiçek Acar son olarak Cennetin Gözyaşları dizisinde Nilgün karakteri ile yer almıştı.
Seray Ercan(Ebru) Sevgili Geçmiş dizisinde Ebru karakteri ile Seray Ercan diziye ilerleyen bölümlerde dahil olacak
Sevgili Geçmiş Burak Burak Çilem’in sevgilisidir. Çilem’in karnında Burak’ın bebeği vardır. Çilem’i çok sevmektedir.
Sevgili Geçmiş 2. Tanıtım Fragmanı
Sevgili Geçmiş Tanıtım Fragmanı
Sevgili Geçmiş Nerede Çekiliyor? Sevgili Geçmiş dizisi çekimleri için Ece Uslu ve Emre Kınay İzmir Urla’da bir araya geldi. Önce Urla’da bir otele yerleşen Sevgili Geçmiş dizisi başrol oyuncuları Urla çekimleri boyunca bu otelde konaklayacak.
Sevgili Geçmiş dizisinin köy/kasaba çekimleri ise İzmir’in Urla ilçesinin Kuşçular köyünde gerçekleşecek. Eşsiz doğası ve rüzgar gülü manzaraları ile izleyicinin çok seveceği Kuşçular köyü Sevgili Geçmiş dizisi ile turistik bir köy olacak.
İzmir ile Urla’nın Kuşçular köyü arası 43 km’dir. İçerinde çok sayıda site ve kooperatif bulunmaktadır.
Sevgili Geçmiş Dizisinden Ayrılan Oyuncular Erkan Petekkaya (Konuk Oyuncu) 1970 Elazığ doğumlu olan Erkan Petekkaya 49 yaşındadır. Didem Petekkaya ile evli olan başarılı oyuncunun Cem Cano Petekkaya isminde bir evladı var. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu olan Erken Petakkaya 28 yaşında ilk dizisini çekmiştir. Erkan Petekkaya’nın tanınması ise Aynalı Tahir dizisi ile olmuştur. Özellikle Beyaz Gelincik dizisi sonrası büyük bir üne kavuşmuştur.
Erkan Petekkaya’nın erkek başrol olarak yer aldığı Öyle Bir Geçer Zaman ki ve Dila Hanım döneminin en iyi dizileri arasın da gösterilse de oyuncu Paramparça dizisinde hayat verdiği Cihan karakteri ile ismini artık dünyaya duyurmuştur. Son olarak Vurgun dizisinde yer alan Erkan Petekkaya ne yazık ki son iki dizisinde 10 bölümü geçememiştir.
Erkan Petekkaya Sevgili Geçmiş dizisi yapımcısı Süreç Film ile 2020 de bir dizi yapmak için anlaşma imzaladı anlaşmada ise Sevgili Geçmişte bir bölüm konuk oyuncu olmak için de imza attı. Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 22:48 fragmanlife Ramo Dizisi Oyunculari Karakterleri ve Kadrosu

Ramo Dizisi Oyuncuları Karakterleri ve Kadrosu İlk bölümün yeniden çekileceği açıklanan Ramo dizisinin 3 Aralık 2019 Salı günü yayında olması planlanıyor.
Başrollerini Murat Yıldırım, Esra Bilgiç, Görkem Sevindik ve Cemre BAYSEL’in üstleneceği BKM Film’in Ramo dizisi ekim ayında Show Tv ekranlarında izleyicisi karşısına çıkacak. Ramo dizisi bir mafya dizisi olarak ekranlarda yer alacak.
Ünlü yönetmen Mustafa Şevki Doğan’ın yönetmen koltuğunda oturacağı Ramo dizisinin senaristliğini son olarak Muhteşem Yüzyıl serisinde senarist olarak yer alan Yılmaz Şahin üstlenirken dizinin müziklerini Aytekin Ataş hazırlayacak. Aytekin Ataş son olarak Bir Zamanlar Çukurova dizisinin müziklerini hazırlamıştı. Ramo dizisi yapımcısı BKM Film 23 Eylül pazartesi günü Ramo dizisinin çekimlerine İstanbul’da başlayacak. Bir kaç bölüm İstanbul’da yapılacak çekimlerinden ardından Ramo dizisi seti kalıcı olarak Adana’ya kurulacak.
Ramo Dizisi Konusu Ramo dizisinde iki aile arasında sürüp gelen büyük bir mücadele ve ve bu mücadelenin ortasında yeşerecek büyük bir aş anlatılacak. Ramo dizisi İnternette yayınlanan “Sıfır Bir” dizisi benzeri bir Adana dizisi olacak. Ramo dizisinde Adanalı deli dolu ama haysiyetli bir genç olan Ramazan ile Sibel’in imkansız aşkı farklı bir dil ile anlatılacak.
Ramo Oyuncuları Murat Yıldırım (Ramazan) Ramo Murat Yıldırım 13 Nisan 1979 Konya doğumlu olan Murat Yıldırım 20 yıldır dizi ve sinema sektöründe sunucu ve oyuncu olarak yer almaktadır. Burçin Terzioğlu ile 2008-2014 yılları arasında 6 yıl evli kalan Murat Yıldırım 2016 yılında Faslı güzel İmane Elbani ile evlidir. Aslen Mardinli olan Murat Yıldırım Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümü mezunudur. Murat Yıldırım amatör tiyatrocu olarak başladığı oyunculuk kariyerine 2003 yapımı Ölümsüz Aşk dizisi ile ilk profesyonel oyunculuk deneyimini yaşamıştır.2006 yılında yer aldığı Fırtına dizi ile ünlenen Murat Yıldırım Tuba Büyüküstün ile Asi dizisinde baş rolü paylaştı ve büyük bir üne kavuştu. 2016 da Gecenin Kraliçesi dizisinde yer alan Murat Yıldırım 2017 den beri Kim Milyoner Olmak İster de sunucu olarak yer almaktadır. Son dönemde ise sinema filmlerinde yer almaktadır Kocan Kadar Konuş Sonsuz Aşk Can Ayla ve İlk Öpücük filmleri yer aldığı sinema projeleridir.
Ramazan ve Sibel’in aileleri yıllar önce yaşanan bir kavga sonrası bir birlerine küsmüşler ve aralarında büyük bir çekişme başlamıştır. Ramazan ilerleyen yaşına rağmen evlenmemiş çünkü kendilerine düşman olan ailenin kızı Sibel’e yani imkansıza tutulmuştur. Ramazan tam anlamıyla bir Çukurovalı’dır. Kro giyinir kro yürür ama kalbi çiçek gibidir.
Esra Bilgiç (Ramo Dizisi Sibel) Esra Bilgiç 1992’de Ankara’da dünyaya gelmiştir. 27 yaşında olan deneyimli oyuncu Hacettepe Üniversiteside Arkeoloji eğitimi almıştır; ancak arkeolog değil oyuncu olmak isteyince özel oyunculuk dersleri almıştır. İlk olarak Diriliş Ertuğrul dizisi deneme çekimlerinde katılan Esra Bilgiç duru güzelliği ile dizi de kadın başrol olan Halime hatun karakterini kapmış ve tek dizi ile dünya starı olmayı başaran nadir oyunculardan oluştur. 1.77 cm boyunda ve 50 kg olan Esra Bilgiç 50 2016 da futbolcu Gökhan Töre ile evlenmiş ve Diriliş Erutuğrul dizisinde ayrılmıştır. Son olarak Bir Umut Yeter dizisi kadrosunda kadın başrol olarak yer alan Esra Bilgiç dizinin erken final yapması ile hayal kırıklığı yaşamıştır.
Ramo dizisinde Ramo’nun sevdiği kadındır Sibel. Güzelliğinin yanı sıra Sibel bir adalet kadınıdır ve başarılı bir avukattır. Ramo’ya da deliler gibi aşıktır.
Sacide Taşener (Sabahat) 1960 Isparta doğumlu olan Sacide Taşaner şuanda 59 yaşındadır. Antalya Büyük Şehir Belediyesi Tiyatro oyuncusu olan Sacide Taşener Diriliş Ertuğrul dizisinde Gündoğdu Bey karakteri ile yer alan Kaan Taşener’in annesidir. Sacide Taşaner bir çok tiyatro oyununda sinema filminde yer alsa da asıl tanınması Kırgın Çiçekler dizisinde hayat verdiği Neriman karakteri ile olmuştur. Aslında dikkatli izleyiciler Sacide Taşaner’i Fatma Gül’ün Suçu ne dizisinde hayat verdiği Halide karakteri ile de tanırlar. Sacide Taşener son olarak Koca Koca Yalanlar dizisinde Hatice ve Zengin ve Yoksul dizisinde Nefise karakterlerine hayat vermiştir.
Ramo dizisinde Sabahat karakteri Ramazan’ın annesidir. Gözü pek korkusuz ve çocukları için vefakar bir annedir.
Görkem Sevindik (Boz) Görkem Sevindik 1986 Adana doğumludur ve 33 yaşındadır. Müjdat Gezen Sanat Merkezinde oyunculuk dersleri alan Görkem Sevindik Kurtlar Vadisi Pusu dizisi ile ünlenmiştir. Son olarak ise Söz dizisinde Mücahit karakteri ile milyonların sevgilisi olmayı başarmıştır. Görkem Sevindik aslen Adana’lı olduğu için bir Adana dizisinde oynamayı çok istemektedir. Kurtlar Vadisi serisinin yapımcısı Pana Filmin keşfettiği ve eğitim verdiği isimlerdendir.
Boz Ramo yani Ramazan’ın can dostu ve yakın arkadaşıdır.
Cemre BAYSEL (Fatoş) Cemre BAYSEL 1999 İzmir doğumludur ve şuanda 20 yaşıın içinde oldukça genç ve ünlü bir yetenektir. Ege Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü öğrencisidir. Cemre BAYSEL’i Trt 1 ekranlarında yayınlanan Elimi Bırakma dizisinde hayat verdiği Melis karakteri ile tanıdık ve sevdik. İlk olarak Trt 1’in Yeşil Deniz dizisi kadrosunda yer alan ve oyunculuğu ile yapımcıların dikkatini çeken Cemre Baysel daha sonra İsimsizler ve Payitaht Abdulhamid dizileri kadrosunda da yer almayı başarmıştır. Geleceğin önemli kadın başrol oyuncuları arasında gösterilmektedir.
Fatoş Ramo’nun güzeller güzeli kız kardeşidir.
Burcu Cavrar (Cavidan) Burcu Cavrar Haliç Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur. So dönemde Aşkın Bedeli, Gönül İşleri, Poyraz Karayel ve Siyah Beyaz Aşk gibi dizilerde yer alma başarısı gösteren 30 yaşında ki güzel oyuncu bir türlü parlamayı başaramamıştır. 1.72 cm bpyunda ve 52 kg olan Burcu Cavrar 1989 doğumludur. Siyah Beyaz Aşk dizisinde hayat verdiği Hülya karakteri ile sevilmiş ve tanınmıştır.
Ramazan’a aşık güzel bir kızdır Cavidan ama hiç bir zaman hayallerine kavuşamayacaktır.
İlker Aksum 1971 de Isparta’da doğan İlker Aksum 2019 yılı itibari ile 48 yaşının içindedir. Başarılı oyuncu İlker Aksum ilk olarak Yabancı Damat dizisi ile sevilmiş ve kendini ispat etmiştir. Sonrasında çok aranan bir oyuncu olacan İlker Aksım Canım Ailem Muhteşem Yüzyıl, Yeşil Deniz, Hayatımın Aşkı ve Poyraz Karayel gibi dizilerde çok önemli rollerde yer almıştır. İlker AKSUM son olarak Mehmetçik Kutul Aare dizisinde Cox karakteri ile yer almıştır.
Yiğit ÖZŞENER Yiğit ÖZŞENER 6 Nisan 1972 İzmir doğumludur ve 47 yaşındadır. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik Haberleşme bölümü mezunu olan Yiğit Özşener son olarak Cesur ve Güzel dizisi kadrosunda yer almış ve hayat verdiği Rıza karakteri ile dikkat çekmiştir. 2018 de ise Bozkır isimli internet dizisinde Seyfi Tahiroğlu olarak yer almıştır. 2001 yılından beri tiyatro ile ilgilenmektedir. Özellikle Ezel dizisinde ki Cengiz karkateri ile dikkat çekmiştir.
İlhan Şen (Neco) İlhan Şen Şahin Tepesi dizisi ile ünlü olmuştur. Şahin Tepesi dizisinde hayat verdiği Mete karakteri ile dikkat çeken İlhan Şen daha sonra Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Façalı’nın Oğlu Erman olarak yer almış ve çok beğenilmiştir.
1987 Bulgaristan doğumlu olan İlhan Şen 2008 Best Model finalistlerinden biridir. İlhan Şen Perspective isimli kısa filmde yer alarak yapımcılara kendini tanıtmıştır. Daha önce modellik yapan İlhan Şen uzun boyu, fit vücudu ve asık suratıyla ile tam bir kabadayı veya sokak serserisi tipindeydi. Yıldız Teknik Üniversitesi, İnşaat mühendisliği mezunudur. 1,89 cm boyunda olan İlhan Şen 32 yaşındadır.
Yıldırım Gücük Yıldırım Gücük 1973 Mersin doğumlu 46 yaşında olan deneyimli tiyatro ve dizi oyuncusudur. Selçuk Üniversitesi Konservatuvar mezunudur. Bir çok tiyatro oyununda yer aldıktan sonra Trt 1 ekranlarında yayınlanan Mehmetçik Kutlu Zafer dizisi ile ismini duyurmuştur. 2017 de ise Savaşçı dizisi kadrosunda bir kaç bölüm yer almıştır.
İdil Fırat İdil Fırat 1972 doğumlu ve 47 yaşında olan güzeller güzeli sinema ve dizi oyuncusudur. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tiyatro bölümünden mezun olmuşur ve İzmir ile Ankara Devlet tiyatrolarında oyunlarda yer almıştır. Son olarak 2015 de Poyraz Karayel diziside Despina karakterine hayat vermiştir. Son dönemler ismi soy ismi ile aynı olan Mert Fırat ile aşk dedikodularına karışmıştır.
Rüzgar Aksoy 1981 İstanbul doğumlu olan Rüzgar Aksoy 28 yaşındadır. Adanalı dizisi ile tanınan Rüzgar Aksoy en büyük çıkışını Kara Sevda dizisinde hayat verdiği Tarık Soydere karakteri ile yakalamıştır. 2017 de Yunus Emre Aşkın Yolculuğu dizisinde yer alan ve 2018 de Yüz Yüze isimli internet dizisinde yer alan Rüzgar Aksoy son olarak Koca Koca Yalanlar dizisinde Osman karakterine hayat vermiş ve büyük beğeni toplamıştır.
Nilüfer Açıkalın Nilüfer Açıkalın 1967 İstanbul doğumludur ve hem oyuncu hem de yazardır. Mimar Sinan Üniversitesi konservatuvar mezunu olan Nilüfer Açıkalın Devlet Tiyatrosu sanatçısıdır. Son olarak 2014 yapımı Paşa Gönlüm dizisinde Nermin karakterine hayat vermiştir.
Nebil Sayın 1971 İstanbul doğumlu olan Nebil Sayın 48 yaşındadır. Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tiyatro mezunu olan Nebil Sayın uzun yıllar tiyatroda yer almış ve televizyon işlerinden uzak durmuştur; ancak kendisine Muhteşem Yüzyıl gibi bir diziden teklif gelince dayanamamış ve ilk kez bir dizi de yer almıştır. Daha sonra Suskunlar ve İntikam gibi dizilerde yer alan Nebil Sayın’ın en çok tanındığı proje ise İçerde dizisinde hayat verdiği Coşkun karakteri olmuştur. Daha sonra Ay yapım ile yoluna devam eden Nebil Sayın 2018 de Çukur dizisinde Berber Muhittin karakter ile milyonları ekrana kilitlemeyi başarmıştır. 2019 da ise Payitaht Abdülhamid dizisi kadrosunda yer almıştır.
İlkay Kayku İlkay Kayku Atalay Beni Affet dizisi ile tanınan bir oyuncudur ve 1972 Kastamonu doğumludur ve 163 cm boyundadır ve 54 kg ağırlığındadır. Ankara Üniversitesi oyunculuk bölümü mezunudur. İlk olarak Deniz Yıldızı dizisinde oyunculuğa başlamıştır. Behzat Ç. ve Beni Affet dizilerinde de yer almıştır.
Efsane Odağ Efsane Odağ 1986 İzmir doğumludur ve 33 yaşındadır. Ankara Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunu olan güzel oyuncu oyunculuk ile birlikte Yoga eğitmeni olarak da görev yapmaktadır. Son olarak Avlu dizisinde yer alsa da Acı Aşk ve Meryem gibi dizilerde de yer almıştır.
Rüzgar Aksoy 1981 İstanbul doğumlu olan Rüzgar Aksoy Adanalı dizisi ile tanınmıştır. Kara Sevda dizisinde hayat verdiği Tarık Soydere karakteri ile ünlenen Rüzgar Aksoy son dönemde Yunus Emre Aşkın Yolculuğu ve Yüz Yüze dizilerinde de yer almıştır. Rüzgar Aksoy son olarak Koca Koca Yalanlar dizisinde Osman karakteri ile de yer almıştır.
Hakan Salınmış Hakan Salınmış Ferhunde Hanımlar dizisi ile tanınmıştır. 1964 Ankara doğumlu olan Hakan Salınmış 55 yaşındadır. Ankara Sanat Tiyatrosunda uzun yıllar görev yapan Hakan Salınmış emekli bir devlet sanatçısıdır. Hakan Salınmış son olarak Vatanım Sensin dizisinde Eşref karakterine hayat vermiş ve ustalığı ile gençlere ders vermiştir. Yeni nesi ile Hakan Salınmış’ Muhteşem Yüzyıl Kösem’de hayat verdiği Lala Mehmet Paşa karakteri ile tanır. Hakan Salınmış son olarak Tek Yürek dizisinde Belediye Başkanı olarak yer almıştır.
Leyla Kader İlhan Leyla Kader İlhan 23 Temmuz 1970 Samsun doğumludur ve 49 yaşının içindedir. Ankara Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur. Leyla Kader İlhan Ramo dizisinden önce 2017 de Seven Ne Yapmaz dizisinde Aliye ve Kra Sevda dizisinde Esma karakterine hayat vermiştir.
Burak Tamdoğan 1971 Ankara doğumlu olan Burak Tamdoğan ODTÜ’de Psikoloji eğitimi alırken psikolog değil oyuncu olmaya karar vermiş ve Ankara Üniversitesinde Tiyatro Bölümünü geçerek başarı ile mezun olmuştur. Burak Tamdoğan son olarak Kara Para Aşk dizisinde gösterdiği başarı ile beğeni toplamıştır. Burak Tamdoğan devam eden Elimi Bırakma dizisinde Azmi Yeleknci olarak yer almış ancak senaryoda ki yeri bitince diziden ayrılmıştır.
Deniz Gürzümar Deniz Gürzümar hem oyuncu hemde şarkıcıdır. 12 Mayıs 1990 Ankara doğumlu olan Deniz Gürzümar 29 yaşındadır ve Haliç Üniversitesi Konservatuvar Bölümü mezunudur. Rap şarkıları söyleyen Deniz Gürzumar son olarak İçerde dizisinde yer almış hatta şarkı yapmıştır dizi için.
Hakan Cömert Ramo Dizisinden Teklif Gelen Oyuncular İsmail Ege Şaşmaz 1993 Manisa doğumlu olan İsmail Ege Şaşmaz 26 yaşındadır. 76 kg olan yakışıklı oyuncu İsmail Ege Şaşmaz 183 cm boyundadır. Manisa Belediyesi Konservatuvarında oyunculuk eğitimi alan İsmail Ege Şaşmaz Dila Danışman ile sevgilidir. İlk olarak Güneşi Beklerken dizisinde yer alan ve oyunculuk becerilerini geliştiren İsmail Ege Şaşmaz Aşk Laftan Anlamaz, Aşk Yalanı Sever, Serçe Sarayı ve Günebakan dizilerinde yer almıştır. 2017 de Lise Devriyesi dizisinde yer alsa da dizisi sevilmemiş erken final yapmıştır. İsmail Ege Şaşmaz son olarak Mehmetcik Kut-ul Amare dizisinde Mehmet karakteri ile baş rolde yer aldı.
Ekin Koç 21 Haziran 2992 Antalya doğumlu olan yakışıklı yetenek Ekin Koç 27 yaşındadır. Bilgi Üniversitesinde İşletme eğitimi alan Ekin Koç İstanbulda bulunan Akademi 35 Buçuk’ta oyunculuk dersleri almıştır. Üniversite döneminde Sana Bir Sır Vereceğim dizisi deneme çekimlerine katılan ve büyük bir beğeni toplayan Ekin Koç daha sonra Benim Adım Gültepe dizisinde hayat verdiği Seyfi karakteri ile ünlü olmayı başarmıştır. Son olarak ise Ali ve Nino ve Şampiyon filmlerinde yer almıştır. Ekin Koç’un dünyada tanınmasını sağlayan dizi ise Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisi olmuş dizi de 1. Ahmet’e hayat vermiştir.
Sinem Kobal (Pelin) Sinem Kobal 14 Ağustos 1987 de İstanbul’da doğmuştur. Önce ismi çokça Arda Turan ile anılan ve uzun süre ünlü oyuncu ile aşk yaşayan Sinem Kobal 2016 yılından beri ünlü oyuncu Kenan İmirzalıoğlu ile birliltedir ve mutlu bir evlilikleri vardır.
2001 yılında çocuk oyuncu olarak başladığı sanat hayatında son yılları oldukça kötü geçmiştir. Rize, Hemşinli bir ailenin kızı olan Sinem Kobal Selena dizisi ile ünlenmiştir. Dormen Tiyatrosunda oyunculuk eğitimi alan ve üniversite dönemine kadar Lise Defteri, Hürrem Sultan ve Dadı gibi dizilerde yer almış daha sonra da Beykent Üniversitesinde Sahne ve Gösteri Sanatları eğitimi almış ve üniversite mezunu olmuştur. Son olarak 2017 de Yüz Yüze isimli ineternet dizisinde yer almış ve bir nebze başarı duygusunu tatmıştır; daha önce yer aldığı Analar ve Anneler dizisi tutmamıştır. Gönül İşleri dizisinde ki Sevda karakteri yine başarıyı yakaladığı başrolde olarak yer aldığı başka projedir.
Ayça Ayşin Turan 1992 de İstanbul da hayata gözlerini açan Ayça Ayşin Turan şuanda 28 yaşındadır ve kariyerinin adeta zirvesindedir. İstanbul Üniversitesinde radyo ve sinema eğitimi alan güzel oyuncu 2013 yapımı Șefkat Tepe dizi ile oyunculuğa başlamıştır. . Ayça Ayşin Turan asıl yükselişi ise Karagül dizisinde hayat verdiği Ada karakteri ile olmuştur. Güzelliğini ve yeteneğini ispat eden Ayça Ayşin Turan ilk başrol deneyimini ise 2018 yapımı Meryem dizisi ile yaşamıştır. 2019 da bir Netflix’in dizisi olan Hakan Muhafız’da yer alan yetenekli oyuncu dizi de hayat verdiği Leyla karakteri ile dünyaya ismini duyurmuştur.
Fatoş Ramazan’ın aşık olduğu güze ve harbi kızdır.
Ramo dizisi ile ilgili detaylar belli oldukça ve dizinin oyuncu kadrosuna yeni isimler dahil oldukça sayfamıza eklenecektir.
Ramo Dizisi İle İlgili Eski Bilgiler
Ramo dizisinde bir çok erkek başrol oyuncusu olacağı bu oyunculardan birinin de son olarak Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisinde yer alan Ekin Koç olacağı da gelen bilgiler arasında;
Hakan Muhafız dizisinde yer alan Ayça Ayşin Turan Ramo dizisi içinde BKM Film ile görüşüyor. Kulağımıza gelen bilgilere göre Ramo dizisinde Ramazan karakterinin aşık olacağı Sibel karakteri için ise genç oyuncu Cemre BAYSEL ile görüşmeler sürüyormuş.
Bkm Film Show Tv ekranlarında izleyicisi karşısına çıkaracağı Ramo dizisi ile ilgili detaylar belli olmaya devam ediyor. Adana’da çekilecek ve bir mafya dizisi olacak Ramo dizisi için son olarak Söz dizisinde Mücahit Serdengeçti karakteri ile büyük bir çıkış yakalayan Görkem Sevindik ile anlaşma yapıldı.
Çekimlerine 23 eylül de başlanacak Ramo dizisinin ekim ayı sonunda yayın hayatına başlayacak. Ramo dizisinin erkek başrol oyuncusu son olarak Kim Milyoner Olmak İster’i sunan Murat Yıldırım olurken dizinin kadın başrol oyuncusu ise Esra Bilgiç oldu. Ramo dizisinin çekimlerinin Adana’da gerçekleşecek olması oyuncular için oldukça dez avantaj oluşturuyor.
Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 13:02 fragmanlife Evim Dizisi Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular)

Evim Dizisi Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular) Evim dizisinin 20 kasım 2019 çarşamba günü ilk bölüm çekimlerine başlanacak; Evim dizisinin tanıtım fragmanı için ise oyuncular 19 kasım salı günü bir araya gelecek. Evim dizisi aralık ayında Tv8 de olacak. Evim Dizisi Yapımcısı ve Yönetmeni Tv8 ekranlarında aralık ayında yayına girecek olan Evim dizisinin yapımcısı Onur Güvenatam’ın sahibi olduğu OG Medya olacak. Son olarak Tehlikeli Karım ve Erkenci Kuş dizilerinde yönetmen olarak yer alan Çağrı Bayrak ‘nın yönetmenliğini üstlendiği Evim dizisinin senaristi ise ünlü senarist Eylem Canpolat olacak. Başrollerini Demet Özdemir ve İbrahim ÇELİKKOL’un paylaşacağı Evim dizisinin kadrosunda bir çok ünlü isimde bulunacak.
Son dönemlerin yükselen yapım şirketlerinden olan OG Medya 2020 de hem Atiye dizisi ile hemde Evim dizisi ile çok ses getirmeyi planlıyor. Atiye dizisinin kadrosunda Beren Saat, Mehmet Günsür Metin Akdülger Melisa Şenolsun gibi çok önemli isimler var.
Evim Dizisi Konusu
Evim dizisi Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun çok okunan kitabı Camdaki Kız’dan esinlenerek televizyona uyarlanacak. Evim dizisinde Mehdi ve Zeynep’in zorlu aşk efsanesi izleyicisi karşısına çıkarılacak. Çocukken büyük acılar çeken Mehdi ve Zeynep zorlu bir hayat mücadelesi içindedir ve ikisinin de ruhları yıllar geçse de çocukken aldıkları yaralarla doludur. İki yaralı ruh aidiyet hissini birbirinde bulacak. İkilinin bu yolculuğunu artık yalnızca sözlüklerde bulunan aşka dair tüm kelimeleri izleyicisine yeniden anlatacaktır.
Evim Dizisi Oyuncuları Demet Özdemir (Zeynep) 26 Şubat 1992 de Kocaeli’nde dünyaya gelen Demet Özdemir 27 yaşındadır. 2013 yılından beri sanat camiası içinde yer alan Demet Özdemir 1.70 boyu ile kısa ama iyi bir dansçı ve oyuncudur. Son dönemde Erkenci Kuş dizisinden partneri olan Can Yaman ile yaşadığı iddia edilen aşk ile gündeme gelen Demet Özdemir parçalanmış aile çocuğudur. Anen babası ayrıldıkra sonra anne ve ablası ile İstanbul’da yaşamıştır.
Demet Özdemir ilk olarak dansçı olarak ekranlada yer almış ve şarkıcı Bengü’nün dans ekibinde yer alarak Bengü’nün arkasında dans etmiştir. Kimder di ki o küçük dansçı kız bu gün dünyanın tanıdığı bir oyuncu olacaktır. Güzelliği dansının önüne geçen Demet Özdemir’e 2 yıl boyunca yoğun bir oyunculuk eğitimi almış ve ilk dizisi Sanar Bir Sır Vereceğim’de yer almıştır. Demet Özdemir o dönemde daha 21 yaşındadır.
Daha sonra Kurt Seyit ve Şura dizisinde yer almış ir çok ünlü ismin yer aldığı dizi tutmasa da Demet Özdemir yapımcıların gözdesi haline gelmiştir. Daha sonra bir çok başrol teklifi alan Demet Özdemir ilk başrol deneyimini Yusuf Ç,m ile Çilek Kokusu isimli yaz dizisinde yaşamıştır. 2017 de ise No:309 dizisinde Lale karakteri ile yer almıştır. 2018 da ise Erkenci Kuş dizisinde Sanem karakterine hayat vermiştir. Özellikle Ortadoğu da milyonlarca hayrana sahiptir.
İbrahim ÇELİKKOL (Mehdi) Ünlü oyuncu İbrahim Çelikkol 1982 Kocaeli doğumludur ve şuanda 37 yaşındadır. İlk olarak model olarak sektöre giren İbrahim Çelikkol gençlik döneminde uzun boyu ile basketbol oynamış ve başarılı olarak basketbolda milli olmuştur. İbrahim Çelikkol modellik yaparken Osman Sınav’ın onun yeteneğini keşfetmiş ve İbrahim Çelikkol’dan oyunculuk dersleri almasını istemiştir. İbrahim Çelikkol’un ilk projesi Pars Narkoterör isimli sinema filmidir. Pars Narkoterör filmi ile çok beğenilen İbrahim ÇELİKKOL daha sonra Merhamet dizisinde erkek başrol de yer alarak artık herkes tarafından tanınan bir oyuncu olmuştur. 2017 de Seddülbahir 32 Saat’te ve 2018 de Siyah Beyaz Aşk dizisinde yer alan İbrahim ÇELİKKOL son olarak Muhteşem İkili dizisinde yer almış ama dizisi tutmamıştır. İbrahim Çelikkol şuanda mimar Mihre Mutlu ile evlidir.
Fatih Koyunoğlu Fatih Koyunoğlu son olarak İstanbul’lu Gelin dizisinde hayat verdiği Akif karakteri ile tanınmıştır. 2016 da ise Yeter dizisinde hayat verdiği Zafer karakteri ile tanınmış ve çok sevilmiştir. Beni Böyle Sev dizisinde hayat verdiği İlyas karakteir ile sevilen Fatih Koyunoğlu 1979 İstanbul doğumludur ve 40 yaşının içindedir. Istanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümü mezunudur.
Ayça Erturan Ayça Erturan son olarak Kadın dizisinde hayat verdiği Yeliz karakteri ile büyük beğeni toplamıştır. Ayça Erturan 1 Ağustos 1983 İstanbul doğumludur ve şuanda 36 yaşının içindedir. armara Üniversitesi Radyo ve Televizyon bölümü mezunudur. BKM Mutfak programı ile ünlenen Ayça Erturan Çok Film Hareketler Bunlar filmi ile ilk defa bir sinema filminde yer aldı. Evli ve Öfkeli dizisi ile ilk televizyon dizisinde yer alan Ayça Erturan Levent Kırca’nın oğlu Oğulcan Kırca ile 5 yıllık bir evliliği vardır. Ayça Erturan 160 cm boyunda ve 70 kg’dır.
Nurşim Demir (Mehdi’nin Annesi) Son olarak Sen Anlat Karadeniz dizisinde Saniye Kaleli olarak milyonların sevgilisi olan Nurşim Demir şimdi de Evim dizisi oyuncu kadrosuna dahil oldu. 29 Mayıs 1952 İstanbul doğumlu olan Nurşim Demir 67 yaşının içinde ve Devlet Tiyatro Sanatçısıdır. Eğitimini Hacettepe Üniversitesinde alan başarılı tiyatrocu 2005’e kadar tiyatroda devam etse de 2005’den sonra dizi ve filmlerde de yer almaya başlamıştır. 2007 de yer aldığı Beyaz Melek filmi ile ismini duyuran deneyimli oyuncu 2914 de Edibe karakteri ile O Hayat Benim’de yer almıştı. 2016 da ise İsmet Babaanne olarak No:309 dizisinin yıldızı olmayı başarmıştır.
Nurşim Demir Evim dizisinde Mehdi’nin vefakar annesi olarak yer alacaktır.
Zuhal Gencer Zuhal Gencer Erkaya 13 Temmuz 1961 de İstanbul dünyaya gelmiştir ve şuanda 58 yaşının içindedir. Ömrünü tiyatro sahnelerine adamış olan Zuhal Gencer 2017 de Gülizar dizisinde Candan karakteri ile izleyicisi ile buluşsa da ne yazık ki dizisi tutmamıştır. Zuhal Gencer 2018 de ise Canevim dizisinde Günnur karakteri ile ekranlarda yer almış yine dizisi tutmamıştır. Şimdi ise 2020 de Evim dizisinde yer alacaktır.
Kaan Taşaner Kaan Taşaner 1979 da Antalya’da dünyaya gelmiştir ve 40 yaşındadır. 2017 de Mehmetçik: Kut’ül Amare dizisinde yer alan Kaan Taşaner’i Kaan Taşaner yapan dizi Diriliş Ertuğrul dizisi olmuştur. Dizi de hayat verdiği Gündoğdu bey karakteri ile dünyada tanınan bir isim olan Kaan Taşaner kendisi gibi oyuncu olan Sacide Taşaner’in oğludur. Konya da üniversite okuyan ve tiyatro eğitimi alan Kaan Taşaner 2018 de ise Şahin Tepesi Erkan Sarpkaya olarak yer almış ama dizisi bir kez daha tutmamıştır. Deneyimli oyuncu 2017 de yer aldığı Kaçın Kurası dizisi ile yer aldığı son üç dizi de tutunamamıştır. Bakalım yakışıklı oyuncu Evim dizisinde başarıyı yakalayabilecek midir?
Evim Dizisi Nerede Çekilecek? Bize gelen bilgilere göre Evim dizisi genel olarak İstanbul’da çekilecek. Evim dizisi için bir kaç ile set kurulsa da genel çekimler İstanbul’da yapılacaktır.
Evim Dizisi Ne Zaman Başlayacak? Evim dizisi için şuanda oyuncu ve cast çalışmalarının yanı sıra senaryo çalışmaları da devam etmekte. Evim dizisinin ocak 2020 de başlamasını bekliyoruz.
Demet Özdemir’in kadın başrol oyuncusu olma için anlaşmaya vardığı Evim dizisinde senaryo çalışmaları devam ediyor; ancak dizinin hikayesinin şimdiden çok ses getireceği konuşuluyor. Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 12:45 fragmanlife Mesti Ask Filmi Oyunculari ve Vizyon Tarihi

Mesti Ask Filmi Oyunculari ve Vizyon Tarihi Yönetmenliğini Hasan Fethi’nin üstleneceği Mevlana’nın hayat hikayesinin anlatılacağı Mesti Aşk filmi için hazırlıklar sürüyor. Başrollerini İbrahim Çelikkol, Hande Erçel ve Bensu Soral’ın paylaştığı Mesti Aşk filmi 2020’nin şimdiden en çok merak edilen vizyon projelerinden biri oldu. Daha önce bir çok dizi de başrol oynayan ve şimdilerde Azize dizisi ile ekranlara gelmeye hazırlanan Hande Erçel’in ilk film projesi olacak.
Mesti Aşk Filmi Konusu Mesti Aşk filminde Mevlana’nın hikayesi çok farklı bir bakış açısı ise İranlı bir yönetmen tarafından anlatılacak. Mesti Aşk filminde bilinenden çok farklı bir Mevlana profili olacağı konuşuluyor.
Mesti Aşk Filmi Vizyon Tarihi Mesti Aşk Filmi 2020 de vizyonda olacak. Okuma provaları başlayan filmin çekimlerine ise kısa zaman içinde başlanacak ve 2019 kasım ayında tahmini olarak çekimler tamamlanmış olacak ve montaj çalışmalarına başlanacak.
Mesti Aşk Oyuncuları Bensu Soral Son olarak Organize İşler 2: Sazan Sarmalı filminde Yılmaz Erdoğan ile birlikte rol alan ve özellikle İçerde dizisinde hayat verdiği Melek karakterinden sonra büyük çıkış yakalayan Bensu Soral şimdide Mesti Aşk filminde baş rolde yer alacak. İlk olarak 2015 yılında yer aldığı Tatlı Küçük Yalancılar dizisi ile tanınan ve dizi de hayat verdiği Aslı karakteri ile çok sevilen Bensu Soral oyunculuğa ise 2012 de Yol Ayrımı dizisi ile başlamıştı. 2 Şubat 1991 de Yeşil Bursa’da doğan Bensu Soral 2019 yılı itibari ile 28 yaşının içindedir. r. Marmara Üniversitesi Grafik Bölümü mezunu olan Bensu Soral oyuncu Hande Soral’ın da kardeşidir. 1.63 boyu ve 55 kilo olan Bensu Soral güzelliği ile bir çok izleyiciyi kendine hayran bırakmaktadır.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Hande Erçel 24 Kasım 1993 doğumlu olan güzel oyuncu Hande Erçel 26 yaşındadır ve aslen Balıkesirlidir. 2019 da kasım ayında yayınlanacak Azize dizisinde Azize karakterine hayat vermek için hazırlanan Hande Erçel daha son dönemlerin en ünlü kadın başrol oyuncularından biri olmuştur. 2018 de Halka dizisi ile büyük çıkış yakalayan Erçel her ne kadar ününe ün katsa da yer aldığı projelerin hiç biri sezonu tamamlayamamıştır.
Mimar Sinan Üniversitesinde Güzel Sanatlar eğitimi alan Hande Erçel bir çok eleştirmen tarafından oyunculuğunun eleştirilmesi sonrası yurt dışında oyunculuk dersleri bile almıştır. Güzelliği ile lise döneminden itibaren dikkat çeken Hande Erçel Çılgın Dershane Üniversitede filmi ile kendini göstermiş ve yapımcıların radarına girmiştir. Hande Erçel’in en büyük çıkışı ise Güneşin Kızları dizisinde hayat verdiği Selin karakteri olmuştur. 2017 de Aşk Laftan Anlamaz isimli dizi de Burak Deniz ile partner olan Hande Erçel daha sonra Siyah İnci dizisinde Talgahan Sayışman ile yer almıştır. Murat Dalkılıç ile ilişkisi olduğu bilenen güzel oyucu Azize ve Mesti Aşk dizisi çekimlerini aynı zamanda gerçekleştirecektir.
İbrahim Çelikkol (İskender) 2019 da Evim dizisi ile izleyicisi karşısına çıkmaya hazırlanan İbrahim Çelikkol Mesti Aşk dizisinden gelen teklifi de reddetmedi ve iki projenin çekimlerini de aynı anda yürütmeye karar verdi. 1982 de Kocaeli doğan 37 yaşında ki İbrahim Çelikkol zamanın hızlı basketbolcularındandır. Basketbolda milli seviyeye ulaştıktan sonra mankenlik teklifi alan İbrahim Çelikkol bir dönem modellik yapmış ve bu dönemde yapımcıların dikkatinden kaçmamıştır. Uzun boyu ve kaslı fiziği ile aksiyon filmlerinin aranan ismi olan İbrahim Çelikkol Osman Sınav’ın kendisini keşfetmesi ile ünlü olmuştur. İlk olarak Pars Narkoterör isimli polisiye filmde yer alan ve çok beğenilen oyuncu daha sonra Merhamet dizisinde erkek başrol de yer alarak artık herkes tarafından tanınan bir oyuncu olmuştur. 2017 de Seddülbahir 32 Saat’te ve 2018 de Siyah Beyaz Aşk dizisinde yer alan İbrahim ÇELİKKOL son olarak Muhteşem İkili dizisinde yer almış ama dizisi tutmamıştır. Mihre Mutlu ile evlidir.
İskender devletine milletine ve geleneklerine bağlı bir komutandır. Hz. Mevlana ile tanıştıktan sonra İrfani aşk yolunda büyük çelişkiler yaşayan İskender, aslında en büyük savaşı kendi ile vermektedir.
Boran Kuzum (Alaeddin) 1 Ekim 1992 de Ankara doğumlu olan Boran Kuzum 27 yaşındadır. Vatanım Sensin’in dizisinin yıldızı Leon karakteri ile büyük çıkış yakalayan Boran Kuzum 0İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümü mezunudur. ilk olarak 2015 de Analar ve Anneler dizisi ile ekranlara çıkan Boran Kuzum 2016’da ise Muhteşem Yüzyıl: Kösem dizisinde yer almıştır. 2017 de ise Cingöz Recai filminde yer almıştır. Boran Kuzum son olarak Şahin Tepesi dizisinde Efe karakteri ile yer almıştır.
Alaeddin Mevlana ve Şems’in kaderini belirleyen genç bir adamdır.
Burak Tozkoparan
1992’de İstanbul doğumlu olan yakışıklı oyuncu Burak Tozkoparan şuanda 27 yaşının içindedir. Vodafone Liseler Arası Müzik Yarışması ile dikkatleri üzerine çeken Burak Tozkoparan anınmıştır. Okan Üniversitesinde Sinema ve Televizyon eğitimi almıştır. Oyunculuğa başlamadan önce baterist olarak sanat icra etmiştir; ilk ekran deneyimini ise Paramparça dizi olmuş dizinin deneme çekimlerinde dizinin yönetmen ve yapımcısını kendisine hayran bırakmıştır. 2016 da Hesapta Aşk filmi ile ekranlara çıkan Burak Tozkoparan 2017 de Kırgın Çiçekler dizisinde hayat verdiği Ali karakteri ile tanındı. Son olarak Sesinde Aşk Var dizisinde Rüzgar karakteri ile yer almıştır.
Selma Ergeç
1 Kasım 1978 Almanya doğumlu olan Selma Ergeç 41 yaşının içindedir. Çok zeki bir kız olan Selma Ergeç Tıp okurken model olmak için eğitime ara vermiş ve manken ve dizi oyuncusu olmaya karar vermiştir. Asi dizisinde Defne karakterine hayat vermiştir. Son olarak Muhteşem Yüzyıl dizisinde Hatice Sultan’a ve Gönül İşleri Saadet karakterine hayat vermiştir. Selma Ergeç son olarak Yaşamayanlar isimli internet dizisinde Karmen karakteri ile yer almıştır.
Parsa Pirouzfar
Parsa Pirouzfar 13 Eylül 1972 İran Tahran doğumludur. 47 yaşında olan Parsa Pirouzfar Türk İran yapımı Aşk Sarhoşu filminde yer almıştır. Parsa Pirouzfar Aşk sarhoşu filminde Hande Erçel ile başrolde yer almıştır. Oyunculuk dersler vermekte ve tiyatro ile ilgilenmektedir. Aynı zamanda da ressamdır.
Shahab Hosseini
Shahab Hosseini İranlı bir aktördür. 1974 doğumludur ve 45 yaşındadır. İlk olarak radyolarda Dj olarak çalışan Shahab Hosseini psikoloji, eğitimini bırakmakmış ve oyunculuğa baş koymuştur.
Benzer Konular Trt 1 Kore Dizisi Hapishanedeki Çiçek Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri Trt 1 Kore Dizisi Hapishanedeki Çiçek Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri 18 Kasım 2019 Azize Asya Kimdir? Duygu Sarışın Kimdir? Kaç Yaşında? Azize Asya Kimdir? Duygu Sarışın Kimdir? Kaç Yaşında? 17 Kasım 2019 Kurşun Kerim Paşa Kimdir? (Ünal Silver) Kurşun Kerim Paşa Kimdir? (Ünal Silver) 15 Kasım 2019 İkimizin Yerine Yeni Ganga (Aasiya Kazi) Kimdir? Aasiya Kazi Nereli Kaç Yaşında İkimizin Yerine Yeni Ganga (Aasiya Kazi) Kimdir? Aasiya Kazi Nereli Kaç Yaşında 13 Kasım 2019 Can Borcum Dizisi Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri Can Borcum Dizisi Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri 9 Kasım 2019 Azadlık Saka Oyuncuları Kadrosu Azadlık Saka Oyuncuları Kadrosu 9 Kasım 2019 Yorum yaz Adınız Yorumunuzu buraya yazabilirsiniz. Bıçak Sırtı Dizisi Oyuncuları Karakterleri Kadrosu (Kanal 7 Swaragini)
Kanal 7 sonunda 2019 2020 yeni sezonunda yayınlayacağı yeni Hint dizisinin detaylarını paylaştı. Sev Yeter dizisinden sonra eski dizilerin tekrarı ile devam eden Kanal 7 yeni dizisi Bıçak Sırtı ile ekim ayında izleyicisi karşısına çıkacak. Hindistan’da Swaragini ismi ile Hindistan’da 2 Mart 2015 – 14 Aralık 2016 tarihleri arasında 30 dakikadan 469 bölüm yayınlanan Swaragini dizisi Türkiye’de 90 dakikadan toplamda 156 bölüm yayında olacak.
Bıçak Sırtı Dizisi Konusu
Bıçak Sırtı dizisinde Swara ve Ragini isimli iki kızın hikayesi anlatılacak. Swara ve Ragini bir birlerinden çok farklı iki kızdır. Swara modern ve hayat dolu bir kızdır şarkı söylemeyi çok sever; Ragini ise Swara’nın tam tersi oldukça içine kapanık ve geleneklerine aşırı bağlı bir kızdır. Swara ve Ragini çok iyi anlaşan iki iyi arkadaş olsalar da aileleri bir birlerini hiç sevmezler ve her fırsatta kavga ederler. İlerleyen bölümlerde bu kavganın nedeni de anlaşılır Swara’nın annesi ile Ragini’nin babası gençliklerinde bir birlerine deliler gibi aşıklarmış ama kavuşamamışlar. Diğer taraftan iki kız olur da bir erkek olmaz mı? Lakşiya bu iki kızın sevdiği yakışıklı adam. Lakşiya Swara ve Ragini arasında kalacak ve seçim yapmakta zorlanacak. İşte bu üçlü arasında ki aşk Bıçak Sırtı dizisinin konusu oluşturacak. Hint dizisi olur da aşk, ihtiras entrika olmaz mı? Hepsi fazla fazla var.
Bıçak Sırtı Oyuncuları Helly Shah (Swara Sanskaar Maheshwari) Helly Shah 7 ocak 1996 Hindistan doğumludur. 14 yaşında ekranlara çıkmaya başlayan Helly Shah Alaxmi ve Gulaal gibi Hint dizilerinde çocuk oyuncu olarak yer alsa da asıl tanındığı dizi ilk defa baş rolü paylaştığı Swaragini dizisi oldu. Üç yıldır Devanshi isimli Hint dizisinde kadın başrol oyuncusu olarak yer almaya devam etmektedir.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Swara Lakşiya’ya aşık hayat dolu cıvıl cıvıl bir kızdır. Rahat bir ailede yetişen Swara geleneklerini çok takmaz. O daha çok şarkı söylemeyi eğlenmeyi ve aşık olmayı sever. Açık fikirli bir kız olan Swara aynı zamanda çok da duygusaldır.
Tejaswi Prakash Wayangankar (Ragini Lakshya Maheshwari) Tejaswi Prakash Wayangankar 10 haziran 1992 Arabistan doğumludur. Eğitimini müzik üzerine almasına rağmen güzelliği ile dizi yapımcılarının dikkatini çekince dizi oyuncusu olmaya karar verdi. 163 cm boyu olan güzel oyuncu 55 kg’dır. En çok tanındığı dizi ise ilk kez başrol olarak yer aldığı Swaragini dizisi olmuştur.
Ragini geleneklerine çok bağlı içine çık kapanık bir kızdır. İçine kapanık olduğu için aklında çok fazla aşk yoktur ama mahallede Lakşiya isimli genci görmesi ile onunda kalbine aşk ateşi düşer. Marwar’lı bir kız olan Ragini maruz kaldığı entrikalara rağmen iyi niyetini korumayı başaracak kadar da saftır.
Ragini zengin bir velet olan Lakşiya’ya aşkını itiraf eder ama Lakşiya onu rezil eder. Lakşiya da Ragini’nin kız kardeşim dediği Swara’ya aşıktır.
Namish Taneja (Lakshya Durga Prasad Maheshwari) Namish Taneja 11 Eylül 1994 Hindistan doğumludur ve 25 yaşındadır. Şans eseri Delihi’den Mumbai’ye geldiğinde bir film seti ile karşılaşan Namish Taneja seçmelere katılınca ünlü olmayı başarmıştır. Ekk Nayi Pehchaan isimli ünlü Hint dizisi ile oyunculuğa başlayan Namish Taneja Swaragini dizisi ile hem Hindistan’da hemde Dünyada tanınan bir yetenek haline gelmiştir. 175 cm ve 70 Kg’dır.
Laksiya yakışıklı ve hayat dolu bir gençtir. Zengin bir şımarık çocuğudur ama ailesinde her şeyin bir kuralı vardır. İki farklı yüzü vardır biri ailesinin yanında biri de dışarıda. Aslında ne evini ne de dikdatör babasını seviyor. Sonunda babasına karşı gelir. Swara’yı seviyor ama Lakşiya’yı da Ragini seviyor.
Varun Kapoor (Sanskaar Ram Prasad Maheshwari) Varun Kapoor 1987 28 Ağustos doğumludur. 32 yaşında olan yakışıklı oyuncu Hindistan’ın Türkiye’de en çok tanınan başrol oyuncularından biridir. Türkiye’de en çok İki Yabancı isimli dizii ile tanınmıştır. Aslında mühendis kafasına sahip olmasına rağmen oyunculuk yetenekleri ile de çok dikkat çekmiş ve oyuncu olmaya karar vermiştir. Evli olan Varun Kapoor 2018 de Savitri Devi College and Hospital dizisinde de başrol oynamış ve dizisi Hindistan da çok izlenen bir doktor dizisi olmuştur.
Sanskar yakışıklı bir adamdır. Diziye sonradan dahil olacak ama entrikaların merkezinde yer alacaktır. Aslında çok kötü bir geçmişi var. Dini başka bir kız sevdi ailesi ya biz ya o kız dedi. Sasnkar kız arkadaşını seçti ve ailesinden atıldı. Sonra da eşi yani sevdiği kız kollarında öldü.
Nagesh Salwan (Durgaprasad Maheshwari) Lakşiya’nın babası marwari topluluğu başkanı. Kuralları olan sıkı bir adam. Gerçekleri öğrendiğinde evi terk edecek ama geri de dönecek.
Akanksha Chamola (Parineeta Maheshwari) Adarsh’nın karısı
Alka Kaushal (Parvati Gadodia) Alla Kaushal 2 Eylül 1969 Hindistan doğumludur. 50 yaşındaki tecrübeli oyuncu çok sayıda dizi ve filmde rol almıştır. Biz onu Kanal 7 de yayınlanan Zor Sevda dizisinden tanıyoruz. Oyunculuğun yanı sıra yapımcı olarak da görev almıştır. Alka Kaushal tv yapımcısı ve yönetmeni Ravi Kaushal ile evlidir.
Şhekar’ın annesi. Dini duyguları güçlü bir kadın. Shekhar ve Sharmishta’nın düğüne karşı çıktı ve onu durdurmak için her şeyi yaptı ama başarısız oldu. Her dizide bir fitne olur ya! İşte fitnenin başı bu kadın. Ragini ondan çok korkmaktadır. Dadima olarak da atlandırılmaktadır.
Sachin Tyagi (Shekhar Gadodia) Oyuncu ve aynı zamanda şarkıcıdır. Orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak Hindistan’ın Merut kentinde dünyaya gelmiştir. Onu ünlü yapan dizi 2015 yılında yayınlanan Swaragini dizisi olmuştur. Sachin burada Şekar rolünü oynamıştır. Sachin evlidir.
Swara ve Ragini’nin babası. sakin bir adam. gençken Sharmishta’yı sevdi, ancak farklı dinlerde olduğu için Sharmishta ailesi tarafından kabul edilmedi. Cesaret edemedi ve sevgisinden vazgeçerek Ragini’nin gençken öldüğü annesinin annesi ile evlendi. Swara’nın gerçek kızı olduğundan habersiz. Ancak Sumi gerçeği söylediğinde Swara babasının Şekar olduğunu öğrenecek. Swara Şekar ile Sumi’yi bir araya getirmek isteyecek ancak Dadima buna engel olacak. Söylediği yalanlara Ragini inanacak.
Tanima Sen (Shobha Bose) Sharmishtha’nın annesi. Shekhar-Sharmishta’nın evliliğini tam bir yürekle kabul etti ve Swini gibi Ragini’yi seviyor. Parvati’yi genelde o kontrol eder. Gerçekçi bir insan, Swara’nın büyükannesi.
Parineeta Borthakur (Sharmishtha Gadodia) Swara’nın annesi ve Ragini’nin üvey annesi. Annesi ve kızının etrafında hayatı geçen bir kadın. Gençken Shekhar i aşıktı ve onunla yattı ve Swara’ya hamile kaldı.Shekhar’ın ailesi karşı çıkınca ilişkileri yarım kaldı Hala Shekhar’a karşı hisleri var. Dizide Sumi olarak biliniyor.
Shalini Kapoor Sagar (Annapurna Maheshwari) Durgaprasad ve Lakshya’nın annesi. Çok tatlı bir kadın. Kocasına karşı gelemediği için çok acı çekmeye mahkum bir anne. Oğulları ve kocası arasında kalır.
Abhijit Lahiri(Deendayal Gadodia) Şekar’ın babası
Amar Sharma (Ram Prasad Maheshwari) Amar Sharma 1980 doğumludur ve 39 yaşındadır. İkimizin Yerine dizisinde de oynamıştır.
Durgaprasad’ın küçük kardeşi.
Tarun Singh (Adarsh Durga Prasad Maheshwari) Durga Prasad’ın büyük oğlu
Soni Singh (Urvashi Maasi) 1984 Mumbai doğumludur 35 yaşının içindedir. Ünlü bir Hint televizyon oyuncusudur.
Swara’dan ve annesi Sharmishta’dan nefret eder Ragini’nin annesinin hayatını mahvettiğini düşünüyor. Her fırsatta Swara’ya karşı planlar ve planlar yapar.
Roop Durgapal(Kavya Malhotra) Roop Durgapal İkimizin Yerine dizisinde de oyuncu olarak yer almıştır. Hindistan Mumbai doğumludur. 15 Ekim 1988 de doğmuştur ve 31 yaşındadır 160 cm boyundadır.
Lakshya’nın eski sevgilisidir. Kavya ile Ragini’den intikam almak için evlendi.
Nikita Sharma (Kavita) Kavita, Sanskaar’ın uzun süredir komada olan eski sevgilisidir. İyileştiğinde Sanskaar’ın Swara’yı sevmeye başladığını gördüğünde geri çekilir.
Bıçak Sırtı Tanıtım Fragmanı Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.08.16 18:03 cleverboy31 Çocuk Odası Halıları

Kız Çocuk Odası Halıları

Çocuk yetiştirmek her yaşa ait olmak üzere pek çok konuda profesyonel düzeyde bilgi birikimi oluşturmak zorunda kalan ebeveynler için, en zorlu süreçlerden biridir. Onların yaşamlarıyla ilgili her detaya derinlemesine müdahil olmak, ileriye ve doğru gelişim süreçleri oluşturmaya yönelik kararlar almak, her ebeveynin istemese de yapmak zorunda olduğu şeylerdir. Kız çocuklarının gelişimlerinde doğru ve kararında yer almak, onları sorumlu ve yeterli bireylere dönüştürmek her ebeveynin ana amacıdır. Bu kapsamda doğru dekore edilmiş odalar, gelişim süreçlerinde yaşamlarının önemli kısmını geçirdikleri alanlar olarak en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkar. Kız çocuk odası halıları, odaların dekorasyonunda en önemli katkıyı sağlayan unsurlardır.

Kız Çocuk Odası Halı Modelleri

Kız çocuk odası halıları, kız çocuklarının ilgi ve beğeni alanlarına yönelik olarak, özel desenlere sahip olacak şekilde üretilen halılardır. Bununla birlikte farklı dekorasyon özelliklerine sahip odalar için, bu halılar içerisinde en doğru seçimi yapabilmek gereklidir. Halıların çocuklar için özel üretim koşullarına sahip olması, sağlığa ve çevreye duyarlı özelliklere sahip olmasına özen gösterilmelidir. Ancak halı tüm koşullara uyuyor ve dekorasyonunuz için de önemli bir katkı sağlıyor da olsa, çocuğunuzun zevklerini bir kenara atmamanızı öneriyoruz. Çocuğunuz beğeni ve zevklerinin de oluşabilmesi ve gelişebilmesi için, onun bu tür seçimlerin yapılması sırasında, sürece ortak edilmesi gerektiğini unutmayınız.
Kız çocuklarının ilgi alanları ve genel beğeni seviyesinden hareketler üretilmiş çok sayıda modele sahip olan kız çocuk odası halıları, alanlarında profesyonelleşmiş tasarım uzmanlarımız tarafından hazırlanıyor. Güncel ve klasik tüm kavramları göz önünde bulundurarak hazırladığımız çok çeşitli modeller, her yaştan kız çocuklarına hitap edebilecek grafik ve tasarım özelliklerine sahiptir. Çok seçenek olması, aynı zamanda seçimleri de zorlaştırıcı etkiler oluşturur. Bununla birlikte çocuğunuz için oluşturmak istediğiniz özel dekorasyonlar için, son derece önemli katkılar sağlar.
Sahip olmak istediğiniz özel dekorasyonlar için, yaratıcı ve özgür davranmanızı sağlayacak modellerimiz, kız çocuk odası halıları olarak üretiliyor. Benzersiz tasarım özelliklerinin yanı sıra, özel dokuma ve üretim koşulları, çocukların sağlıklı gelişim sürecine destek olmak amacıyla özel işaretler taşıyor. Renklerin yaşamlarımız sırasında oluşturduğu duygu durumlarına katkı sağlayan, olumluluk taşıyan bir şekilde özel olarak seçilmesi, çocuklarınızın sağlıklı gelişim süreçlerine destek sağlamayı hedefliyor. Kız çocuklarına kendilerini özel hissedebilecekleri halılarla, kendi odalarını dekore edebilmelerini sağlayan bu halılar, işlevlerine en uygun özelliklere sahip olarak tasarlanıyor. Halı seçimleriniz sırasında çocuğunuzun da fikrini almak, onun kendisine ait bir oda da kendisine ait seçim yapabilme şansına sahip olmasına ve sorumluluk alma, seçim yapabilme gibi becerilerini geliştirmesine katkı sağlar. Kendi özel ortamını, istediği koşullarda düzenleme fırsatı, çocuğunuzun gelişimi açısından son derece önemli becerilerin gelişmesinde önemli bir rol oynayacak ve katkılar sağlayacaktır.

Erkek Çocuk Odası Halıları

Çocukların gelişim süreçleri, doğdukları andan itibaren ebeveynlerin en çok dikkat etmesi gereken konulardan biridir. Ebeveynlerin ister istemez birçok konuda ilgi birikimi edinmelerini gerektiren çocuk gelişimi, farklı yaş gruplarında eğitim ve gelişim süreçlerini desteklemek ve yönlendirebilmek için zorunludur. Örneğin erkek çocuklarının sahip oldukları odaları, onların yaşamlarının en fazla zaman geçirdikleri bu yaşam alanının da belirli eğitsel ve gelişimlerine katkı sağlayan dekorasyon unsurlarına sahip olmasını gerektirir. Onlara özel bu alanın, aynı zamanda en çok vakit geçirdikleri bölge olması, hayal güçlerinin gelişiminden, çeşitli becerilerini geliştirmesine kadar pek çok konuda yüksek etkiye sahiptir. Erkek çocuk halıları, bu kapsamda ve en ince detaylara kadar düşünülerek hazırlanmış halı modelleridir.

Erkek Çocuk Odası Halı Modelleri

Erkek çocuk odaları için halı seçimi yapılırken, pek çok kıstasın bir arada değerlendirilmesi önemlidir. Örneğin erkek çocuğu olması itibariyle, onların ilgi alanlarına genel bir şekilde hitap etmesi şarttır. Bunun yanında kendi çocuğunuzun zevkleri ve ilgi alanları da çok önemlidir. Bunların yanında var olan veya oluşturmayı tasarladığınız dekorasyona uyum sağlaması da önemlidir. Çocuğunuzun doğrudan ilgilendiği bir alana yönelik seçimler yapmak, bu alanla ilgili daha fazla merak ve ilgi uyandırılmasına da neden olabilir. Dolayısıyla erkek çocuk odası halıları seçimleri yapılırken, önemsizmiş gibi görünen tüm bu detaylara önem vermek, çocuğunuzun gelişimine büyük katkılar sağlayabilir.
Erkek çocuk odası halıları, profesyonel tasarımcılarımız tarafından, özel olarak ve kişisel gelişime katkı sağlayacak özelliklerde tasarlanıyorlar. Geleneksel kıstasların yanı sıra, yeni ve güncel çeşitli öğelerle de desteklenen tasarımlar, yine çocuk ve çevre sağlığına duyarlı malzemeler kullanılarak yapılan üretimlerden sonra tüketicilerimize ulaştırılıyorlar. Tüm halılarımız, aynı zamanda çocukların gelişim ve eğitim süreçlerine, hayal güçlerine ve çeşitli becerilerinin gelişmesine katkı sağlamayı hedefleyen bir çizgiye ve özelliklere sahip olarak hizmetinize sunuluyor.
Erkek çocuk odası halıları, onların gelecekteki yaşamlarını oluşturacak bilgi birikimini destekleyen yapıda üretilmiş halılardır. Çocukların cinsiyetleri ve ilgi alanlarına yönelik olarak hazırlanmış özel tasarımlar, aynı zamanda hayal güçlerini de destekleyen özelliktedir. Bu sebeple mutlaka seçimler sırasında çocuklarınızın da, karar konusunda sorumluluk almasına dikkat edilmelidir. Ebeveynler ve var olan dekorasyon unsurları ne kadar önemli olsa da, çocuklarınızın ilgi alanlarını tespit edebilmenizde bile katkı sağlayacak ve bu alanlarda merak ve ilgi uyandırabilecek öğeler olarak halı seçim aşaması büyük bir önem taşır. Basit bir halı seçimi sırasında, çocuğunuzun ilgi alanına yönelik pek çok işaret hakkında bilgi sahibi olabilir, onu bu ilgi alanına yönlendirme konusunda çalışmalar gerçekleştirebilirsiniz. Erkek çocuklarının odalarının doğru bir şekilde dekore edilmesi ve doğru halı seçimleri, gelecekteki yaşamları üzerinde kalıcı etkiler oluşturabilir. Erkek çocuk halılarının seçimleri sırasında tüm bu ayrıntıların dikkatle ele alınması büyük önem taşır.
submitted by cleverboy31 to u/cleverboy31 [link] [comments]


2019.08.15 08:48 NewsJungle SADA Kadınlar Kooperatifi, gelecekteki projeler için model olmayı hedefliyor

Projenin koordinatörü, kadınların güçlenmesini güçlendirmek ve işgücüne katılımı artırmak için kurulan SADA Kadın Kooperatifi, bu konuda gelecekteki projeler için bir model olmayı hedeflediğini belirtti.
“Bu proje, Suriyeli kadınları ve genç kızları, ev sahibi topluluklarla birlikte istihdam yoluyla güçlendirmeyi amaçlıyor. Başarısı ile örnek olmuştur. Bunun bir model olarak gelişeceğine inanıyoruz ”dedi. SADA'nın koordinasyonundan sorumlu olan Uluslararası Çalışma Örgütü'nden (ILO) bir yetkili olan Bilge Çoban, Hürriyet Daily News'e verdiği demeçte.
“Savaşta kocalarını kaybeden, engelli bir çocuğu veya çalışmayan bir eşi olan Suriyeli kadınlarla çalışıyoruz. Türkiyeli kadınlar arasında, kendimizi sürdürebilen boşanmış kadınlarla çalışıyoruz. Sadece kadınlarla değil, mağdur kadınlarla da çalışıyoruz ”dedi.
Proje, koordinatörü, bitirme sürecini zorlaştırmakta zorlanan kadınların güçlenmesini hedefliyor.
SADA Kadınlar Kooperatifi, 25 Mart'ta başladı, 50 Türk, Suriye ve Afganlı kadın, kadınların güneydoğudaki Gaziantep ilindeki güçlenmelerini güçlendirmek için güçlerini birleştirdi.
SADA, BM Kadınları, ILO, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin çok ortaklı bir projesidir. “Suriyeli Kadın ve Kız Çocuklarının Dayanıklılığının Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında çalışmalarına başlandı.
Çoban, ILO’nun projedeki bir parçası, böyle bir işbirliğinin kurulmasını desteklemek ve istihdama erişilebilirliği arttırmak amacıyla kadınlara mesleki eğitimler sunmak olduğunu belirtti.
“Tüm uzmanlar, uzmanlık alanlarını birleştirerek, bu kadınlar için istihdam yaratmak üzere bir araya geldi” dedi.
Yetkili, tüm kadınların yetenek ve becerilerine dayanarak bir tür mesleki eğitimden geçtiğini belirtti.
“Mesleki eğitimlerden sonra kapasite geliştirme eğitimleri de sağladık” dedi. Kapasite geliştirme eğitimleri Çoban, bir kooperatifin süreçleri ve işlevleri ile ilgili ayrıntılı bilgi vermeyi kastettiğini söyledi.
“SADA ses anlamına geliyor, Arapçada yankı. Bu kooperatifin kadınların sesi olmasını istedik ”dedi.
SADA, gelişmeleri görüşmek üzere her hafta toplanan ve kooperatifin 50 üyesi de dahil olmak üzere aylık toplantılarla birlikte sekiz üyeden oluşan bir kuruldan oluşuyor.
Çoban, tekstilden ikram hizmetine kadar yetenekli kadınların, yerel üniversitelerin meslek yüksek okullarıyla birlikte çalışan birçok ürünü el ile ürettiğini söyledi.
“Ev tekstilinden kumaş poşetlere kadar geniş bir ürün yelpazesi var” dedi.
Çoban’a göre, Türkiye Ticaret Bakanlığı da bakanlığa bağlı yetkililerin Gaziantep’e seyahat etmesi ve her ay kooperatifin detayları konusunda kadınları eğitmesi nedeniyle projeye adım attı.
Çoban, el yapımı ürünlerin aslında kadınların hikayeleriyle şekillendiğini söyledi.
“Şu anda yerel düzeyde talepleri karşılamaya çalışıyoruz. Ardından, bu ulusal ve uluslararası pazarlarda bir işbirliği olacak ”dedi.
SADA Paris Barış Forumu'ndaki yerini aldı
Yeni kurulan SADA’nın başarısı, kooperatif hala yerel düzeyde çalışsa da uluslararası toplumda göz ardı edilmedi ve projenin koordinatörüne göre Paris Barış Forumu’nda ödül almaya hak kazanma hakkını kazandı.
“[SADA], kadınların istihdamını artırmaya yönelik ilk 100 proje arasında yer alıyor. Çoban, kasım ayında, kooperatif yönetim kuruluyla Paris’e gideceğiz ”dedi.
“Ne kadar çok kadın güçlenir ve iyice güçlenirse, o kadar geri çekiliriz ve bu bizi gerçekten mutlu eder” dedi.
“Bu alanda göçmen krizi için yüzlerce proje var. Böylece toplumsal barışa hizmet etmek ve kadınları güçlendirmek için SADA'nın bir model olarak özel bir yeri var ”dedi.
Çoban, Türk, Suriyeli ve Afgan kadınların birlikte çalıştıkları, barışçıl bir şekilde toplumlara da etkili mesajlar verdiklerini belirtti.
“Birlikte çalışabilir, üretebilir ve birlikte güçlenebiliriz” diye ekledi.
submitted by NewsJungle to TurkishNews [link] [comments]


2019.07.01 08:04 cleverboy31 Çocuk Odası Halısı

Genel olarak renkli , şekilli desenler içeren çocuk odası halıları , çocukları hem eğleten hemde öğreten şekilde olmaları gerekmektedir . Çocuk odalarında veya bebek odalarında mobilyalardan sonra en dikkat çeken ürün halılardır . Bu sebeplerdir ki çocuk odası halıları alınırken dikkat edilmesi gereken konular vardır . Çocukların hayal dünyasına hitap eden , sevimli ve aynı zamanda eğlenceli ve öğretici olmalı ve böyle halılar çocuk odasının vazgeçilmez parçaları arasındadır . Çocuk halıları erkek ve kız odaları için birbirinden farklı desen ve renklerden oluşur , genelde çocukların sevdiği modeller dünyaca ünlü çizgi film karakterlerin yer aldığı tasarımlardır. Birçok çizgi film karakterinin resmi günümüzde birçok halının üzerinde mevcuttur .
Çocuk Odası Halısı Alınırken Dikkat Edilmesi Gereken Konular Nelerdir ?
Çocuk odası halısı alırken ilk olarak alerjen etken olup olmadığına bakmanızda fayda var , Anti-alerjik halıları tercih etmeniz son derece faydalı olacaktır . Çocuğunuzun sağlığı için anti-bakteriyel çocuk halılarını tercih edin , odasına olduğu sürece sürekli halısı ile temas halinde olacağından bu konu oldukça önemlidir . Çocuk halısı alırken halının kolay tüy dökmeyen tasarımlar olmasına dikkat edin , kalitesiz , ipleri kolay kopmayan ve tüy dökmeyen türde halı seçmenizde faydalı olacaktır . Ayrıca kolay tüy döken , ipleri kopan halılar çocuğunuz oyun oynarken boğazına kaçacağından oldukça tehlikeli durumlar içermektedir .
Çocuk Oyun Halısı Çocuklar oyun oynarken eğleneceği , eğlenirken öğreneceği bir halı modeli şüphesiz ki çok önemlidir . Daha önce yazımızda değindiğimiz gibi çocuk odası halıları genellikle sevilen çizgi film karakterlerinin tasarımlarını içermektedir . Lakin bunun yanında oynarken öğreneceği halılarda mevcuttur. Şirketimiz olarak çocuklarınızın evin içerisinde güvenli olarak oynayacağı türde oyun halıları üretmekteyiz .
Eğitici çocuk halıların faydaları nelerdir ? Sokakta çok fazla oynama fırsatı bulamayan çocuklar için eğlencelidir. Eğitici halılar çocukların eğlenerek yeni bir şeyler öğrenmesini sağlar Çocuk odasında harcanan zamanın daha verimli ve olumlu geçmesini sağlar Eğitici çocuk halıları çocukların kuralları öğrenmesini sağlar Çocukların zihinsel gelişimini hızlandırır Sosyal çevre kurallarını küçük yaşta çocukların anlayabileceği dilde eğlendirerek öğretir.

Kaynak: https://www.cicihali.com/cocuk-odasi-halilari
submitted by cleverboy31 to u/cleverboy31 [link] [comments]


2019.06.26 16:44 gorsinhamile hamile elbise modelleri 2019

hamile elbise modelleri 2019
Yeni sezon ile birlikte bir çok model yine yazın sıcak renklerini ortaya çıkardı.
Gebelik elbisesinde dünyanın ve türkiyenin sayılı markaları ürünlerini tanıtmak için farklı reklam ve tanıtımlar yapmaya devam ediyor!
Peki siz bir hamile elbisesi almak isteseniz bunun için neler yaparsınız?
Her genç kız bir gün hayelini kurduğu anneliğe kavuşmak için farklı bir zaman ilerleyişi içinde olmaktadır. Bazen gebelikle alakalı bir çok genç bayan korkuyorken aslında içinde onun en masum duygusunu yaşadığı sürecin heyecanınıda yaşamak istiyor.
Bunun için belirli gebelik haftaları mevcuttur.

Tensel hamile elbise
Bu aşamaları ailenizle atlaktıkdan sonra farklı ürünlere yöneliyorsunuz aslınd abu ürünlerin tümünün adı hamile kıyafetleri olarak bilinmektedir.
Peki yazın kavurucuğu sıcağında elbise almak gerçekten iyi bir seçim mi?
Kesinlikle evet! Elbiseler sizleri daha ferah tutar ayrıca gebelik elbiseleri rahat haraket etmenizi sağlıyor!
Peki siz gebelik elbiseleriyle ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?
submitted by gorsinhamile to u/gorsinhamile [link] [comments]


2019.06.20 23:38 fragmanlife Yarali Kuslar Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular)

Yarali Kuslar Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular) Yapımcılığını Stellar Yapım’ın yönetmenliğini ise son olarak Bahtiyer Ölmez dizisinde de yönetmen olarak yer alan Cem Tabak’ın, senaryo danışmanlığını Mehmet Uyar’ın üstleneceği Yaralı Kuşlar dizisi Kanal D ekranlarında olacak.
Kanal D’nin günlük dizisi olacak Yaralı Kuşlar’ın kadın başrol oyuncusu Gizem Arıkan olurken erkek başrol oyuncusu ise Ali Yasin Özegemen olacak. Yapımcılığını Kanal 7’de izlenme rekorları kıran Elif dizisininden tanıdığımız İnci Gülen Oarr’ın üstleneceği Yaralı Kuşlar dizisi yurt dışı satışları beklenen ve Türkiye ile aynı anda bir kaç ülkede de yayına giren bir yapım olacak. Yaralı Kuşlar dizisinin çekimleri 15 şubat cuma günü başlamıştı.
Yaralı Kuşlar Dizisi Konusu? Yaralı Kuşlar dizisinde yıllar önce kaçırılarak bambaşka bir yaşama mecbur bırakılmış küçük Ömer ile ablası bildiği Meryem’le hayata tutunmaya çalışması Kanal D ekranlarında hafta içi her gün izleyicisi karşısında olacak. Meryem kardeşi gibi sevdiği Ömer’i de alarak babasının zulmünden kaçar ve İstanbul’a gelir. İstanbul’un eski mahallelerinden birinde zorlu bir hayata başlarlar; ancak babaları onları arar ve peşlerinden İstanbul’a gelerek onları bulur.
Yaralı Kuşlar Oyuncuları Gizem Arıkan (Meryem) Son olarak Organik Aşk filminde yer almıştır. Bekar olan güzel oyuncu Gizem Arıkan tiyatro sahnelerinde oyunculuk deneyimi kazanmıştır. Neslihan Uzer ve Yaprak Atış menajerliğin oyuncusudur. Gizem Arıkan çocuk tiyatrosu oyuncusudur ve 25 yaşındadır. Kitap okumayı gezmeyi ve çocuklar ile vakit geçirmeyi çok seviyor. Gizem Arıkan hiç yaşlanmayacak kadar hayat dolu ve eğlenceli bir insan.
Meryem annesi öldükten sonra üvey babasının istismarına maruz kalan güzeller güzeli bir kızdır. Hem çalışan hemde okumaya çalışan Meryem Ömer’in bakıma ihtiyacı olduğu için okulunu bırakır ve ne iş bulursa çalışır. Çok fazla parada gözü olmayan Meryem hapiste yeni çıkan babası Durmuş’un kardeşi Ömer’e yaptığı zulme dayanamaz ve evi terk ederek İstanbul’a kaçar. Meryem İstanbul’a gittiğinde daha önce sadece adını duyduğunu ama hiç geçmediği bir kapı açılacaktır. Meryem artık hem kardeşi hem de aşk için yanacaktır.
Emre Mete Sönmez (ÖmeEfe) Emre Mete Sönmez Yaralı Kuşlar dizisi ile oyunculuk deneyimi kazanacak yeni bir çocuk oyucudur. Emre Mete Sönmez İstanbul doğumludur.
Ömer çocukken kaçırılmış ve ailesinden ayrılmıştır. Ömer Meryem’in elinde yoklukta ve imkansızlıklarla büyümüştür. Durmuş hapisteyken Ömer ve Meryem çok mutludur; Durmuş hapisten çıkınca Ömer’in babası sandığı Durmuş en çok korktuğu insan olur. Ömer hastadır ve Meryem Ömer’in ilaç parasını bile bulamamaktadır. Bir gün durmuş Ömer’i zengin bir aileye satar ve Ömer’in yaşayabilmesi için Meryem bunu kabul eder Ömer ablası gibi sevdiği Meryem’i bırakmak istemez.
Ali Yasin Özegemen(Levent) Ali Yasin Özegemen Konyalı 28 yaşında ve 1989 doğumlu yakışıklı bir oyuncu ve mankendir. Aktör olan Ali Yasin Özegemen Big Brother Türkiye yarışmasına katılarak tanınmıştır. Aslen Selanik göçmenidir. Konya’da doğup büyümüştür. İstanbul’da yaşayan Ali Yasin Özegemen Konaklama İşletmeciliği ve Otelcilik mezunudur. Fiziğine aklına ve yakışıklılığına çok güvenmektedir. Ali Yasin Özegemen Yedikule Hayat Yokuşu dizisinde hayat verdiği Yiğit karakteri ile ilk oyunculuk deneyimini yaşamıştır. Daha sonra Doksanlar dizisi kadrosunda yer alma başarısı göstermiştir. İzmir Rönesans Ajansta model olarak çalışmıştır.
Levent babasından kalan şirketi başarı ile yükseltmiş zengin bir gençtir. Aynı gün çok sevdiği eşi Rana’nın ölüm oğlu Efe’nin ise kayıp olduğu haberini alır ve yıkılır. Levent oğlunu her yerde aratmış ama bulamamıştır. Herkes Efe’nin öldüğüne inansa da Levent hiç bir zaman onun öldüğüne inanmamıştır. Bu kadar acıya dayanamayan Levent toparlanamamış yaşadığı şehri bile değiştirmiştir acısından kurtulmak için. Bir iş için yeniden İstanbul’a gelen Levent sokakta gördüğü Meryem’e ilk görüşte aşık olur ve farkında olmasa da oğluna da kavuşur.
Özgür Özberk(Tekin) Özgür Özberk son olarak Erkenci Kuş dizisinde hayat verdiği Fabri karakteri ile çok sevilmişti. Özgür Özberk 1974 Şstanbul doğumludur ve şuanda 45 yaşındadır. Hem senarist hemde yönetmen olan Özgür Özberk aynı zamanda da başarılı bir oyuncudur.2015 yılında katıldığı Benzemez Kimse Sana yarışması ile tanınmıştır. N’apcaz şimdi filminin hem senaristi hemde yapımcısı hemde yönetmenidir. 2013 yılında Aşkın Bedeli isimli günlük dizi de yer almıştır.
Tekin çok düzgün giyinen ve küçük çocukları dilendirip hırsızlık yaptırarak para kazanan kötü kalpli bir adamdır. Meryem’i görür görmez ona saplantılı şekilde aşık olan Tekin Meryem’i elde edebilmek için elinden geleni yapar.
Elif Erol(Hülya) Elif Erol Ketenpere filiminde hayat verdiği İmge karakteri ile tanınmıştır. İzmir doğumlu güzel oyuncu Elif Erol aslen Yunanistanlıdır. Ege Üniversitesi Konservatuar ve Tiyatro bölümü mezunu olan güzel oyuncu İzmir Devlet Opera Balesinde de görev yapmış ve oyunculuk deneyimi kazanmıştır. Profesyonel anlamda Bale ve Modern Dans yapan Elif Erol son dönemde ise dublaj ve seslendir çalışmaları yürütmektedir.
Fakir bir aileden gelen Hülya gözü yükseklerde bir kızken Bahadır ile evlenerek zengin bir hayata kavuşmuştur. Bahadır ile evlendikten sonra paraya ve güce kavuşan Hülya aslında geçmişi kirli bir kadındır. Para hırsı için elini kirleten Hülya rahat hayata kavuşmuş ama geçmişin kirini temizleyememiştir.
Ayşen İnci(Ulviye) 1955 Ankara doğumlu olan Ayşen İnci 64 yaşındadır. Shirli Annem dizisi ile çok tanınan ve sevilen Ayşen İnci Ankara Devlet Konservatuvarı mezunlarındandır. Son dönemde uzun süre Stv’nin Nizama Adanmış Ruhlar dizisinde rol alan Ayşen İnci 2018 yapımı Vurgun ve Şahsiyet dizilerinde de rol almıştır.
Ulviye Levent’in annesidir ve oğlunun bu kötü zamanlarında hep yanında olmuştur. Görmüş geçirmiş bir kadın olan Ulviye hep kimsesiz çocuklara yardım eden bunu da gizleyen bir kadındır; çünkü torununu kaybetmiş; bununla birlikte oğlunu da kaybetmiştir. Çocuklarının iyiliği için her şeyi göze alan Ulviye Levent’i tekrar İstanbul’a bağlayacak bir şey aramaktadır.
Utku Çorbacı (Bahadır) Utku Çorbacı 1 Ağustos 1987 doğumludur ve 32 yaşının içindedir. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Oyunculuk Bölümü mezunu olan Utku Çorbacı Galip Derviş dizisinde hayat verdiği Metin karakteri ile tanınmıştır.
Bahadır karısı Hülya’ya aşık bir adamdır. Aşkın gözünü kör ettiği Bahadır Hülya’nın emrine girmiş bir asker gibidir. Hülya’nın kötü huylarını hiç göremeyen Bahadır Hülya’nın oyunlarına hep kanar ama zamanı gelecek ve Hülya’nın oyunları tek tek ortaya çıkacaktır. Peki Bahadır vereceği büyük sınavda karısını her şeye rağmen affedebilecek midir?
Cemre Melis Çınar (Melis) Cemre Melis Çınar 1991 Ankara doğumludur ve şuanda 28 yaşındadır. Marmara Üniversitesi Televizyon bölümü mezunudur. Kanal 7 ekranlarında yayınlanan Elif dizisinde Arzu karakterine hayat vermesi ile tanınmıştır. Son olarak Kaçak Gelinler dizisinde yer almıştır. 45 kilo vererek inanılmaz bir değişiklik yaşayan Cemre Melis Çınar iyi bir dansçıdır.
Melis Hülya’nın kız kardeşidir. Fakir bir babanın kızı olsa da ablası Hülya Bahadır ile evlenince zenginlik içinde büyümüştür. Bahadır’ın kardeşi Levent’e deliler gibi aşıktır.
Emre ÇALTILI (Cemil) Emre ÇALTILI 1988 Konya Akşehir doğumludur ve 31 yaşındadır. Türker İnanoğlu Eğitim Vakfı’nda oyunculuk eğitimi alan Emre Çaltılı Hatırla Sevgili dizisinde hayat verdiği Veli karakteri ile tanınmıştır. Yeditepe Üniversitesi oyunculuk mezunu olan Emre Çaltılı İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncusudur. Son olarak Aliya dizisinde yer almıştır.
Cemil Levent’in yakın arkadaşı dostudur. Çok zengin bir aileden gelmese de çok çalışmış iyi okullarda eğitim almış zengin bir iş adamı olmuştur. Levent’in gitmesi ile Cemil de boşluğa düşer ama Levent geri gelince onun için her şeyi yapacak ve onu mutlu etmeye çalışacaktır. Aşka inanmayan Cemil ile aşk büyük bir oyun oynayacaktır.
Hasan Balılıktaş (Durmuş) Hasan Ballıktaş Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunudur. profesyonel Türk Halk Müziği sanatçısı da olan Hasan Ballıktaş Sivas 1962 doğumludur. Son dönemde Elif dizisinde Veysel karakterine hayat vermesi ile tanınmıştır.
Hapisten yeni çıkan Durmuş kötü kalpli bir adamdır. Ömer’i çocukken kaçırmış ve eşine ve çocuklarına eziyet etmiştir. Durmuş yatarak para kazanmak için her şeyi yapar. Ömer’i şimdi de zengin bir aileye satmak ister.
Canan Karanlık (Neriman) Canan Karanlık Kadın dizisinde hayat verdiği Ümran karakteri ile tanınmıştır. Badem Şekeri 2 filminde de kadroda yer almıştır.
Neriman Durmuş’un kardeşi Tekin’in dilencilerinin de anasıdır; Çocukların yemeklerini hazırlar. Çocuklara para getirmedikleri zaman çok kötü davranır. Çocukları para olarak görür.
Sezgin Irmak (Doğan) Sezgin Irmak 4 Mayıs 1986 İstanbul doğumludur ve 33 yaşındadır. Son olarak Kafes isimli sinema filminde yer almıştır. Süleyman Demirel Üniversitesi mezunudur. Aynı zamanda gazetecilik yapmakta ve roman yazarı olarak da çalışmaktadır.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.03.17 10:41 icgiyimsezonu İç Giyim sezonu Online Satış Sitesi

Fantazi İç Giyimde Yeni Modeller
İlgili kataloglarda yer alan fantazi iç giyim modelleri her yıl yenilenerek satışa çıkarılıyor. Farklı iç giyim modelleri alternatif renklere de sahip. Tüm ürünlerin görselleri incelenerek akabinde sipariş işlemleri tamamlanabilir.
İç Giyimde ilk Seçenekler: Fantazi Elbiseler
Bağcıklı mikro elbiseler fantazi iç giyim alanında değerlendirilebilecek ilk ürünlerdir. Sade ve minimal bir tasarıma sahiptir. Göğüs bölgesinde yer alan dekolte iplik detaylarıyla süslenmiştir. Vücut hatlarını ortaya çıkaran kaliteli bir tasarım gücüne sahiptir. Gizli paketleme avantajı ile beraber verilen adreslere gönderilmektedir.
Jartiyerli Barmen Kostümü
Jartiyerli barmen kostümü en marjinal iç giyim seçeneklerinin başında geliyor. Kol manşetleri düğmeli olan bu modellerde siyah ve beyaz renkleri dengeli bir tonda kullanılmıştır. Üçgen biçimindeki kravatı ile birlikte seksi bir kombin imkanı sunuyor. Ürün içeriğinde jartiyer çorapları da yer almaktadır. Sportif bir görünüme sahiptir. Hem small ve medium hem de large bedenleri tabloya bakılarak seçilebilir.
Farklı kostümleri üzerinde görmek isteyen kadınlara özel ürünler farklı seçeneklere ayrılıyor. En çok satılan modellerden bir diğeri de kolejli kız kostümü olarak lanse ediliyor. Üniforma kumaşından imal edilen bu yeni nesil kostümler, göğüsleri açıkta bırakan bir dekolteye sahiptir. Etek, kemer ve yaka olmak üzere üç parçadan oluşmaktadır.
Yaka kısmından aşağı doğru sarkan kravat kostüme ayrı bir hava katmayı başarıyor. Kırmızı, mavi ve bordo renkleri bu modellerde öne çıkan renklerdir. Kumaşın içerisinde likra da kullanılmıştır. Bu nedenle esneme payı mevcuttur. Modeller iki yıl garantilidir. Ancak yıkama ve kullanım kılavuzuna uyulduğu takdirde çok daha uzun ömürlü bir şekilde giyilebilir.
Ek olarak tanga ve askı ile birlikte toplamda beş parçadan oluşan versiyonları da mevcuttur. Ürünler her bütçeye uygun olup indirimli fiyatları ile satışa çıkarılmaktadır.
İç giyim, Bayan İç Giyim, Fantazi İç Giyim, İç Giyim Satış Sitesi, İç Giyim Kampanya, İç Giyim Firsat, İç Giyim Sezonu
http://icgiyimsezonu.com/
submitted by icgiyimsezonu to u/icgiyimsezonu [link] [comments]


2019.01.17 20:24 fragmanlife Ezra Dizisi Hikayesi ve Oyunculari

Ezra Dizisi Hikayesi ve Oyunculari Dizide; Ezra, Gazzeli dünyalar güzeli bir kız. Çocukken yetimhaneden çalınan küçük kız kardeşinin izini İtalya'da bulunca, onun yanına gitmek için Gazze'den kaçıyor. Ancak, bindiği mülteci teknesi Kıbrıs açıklarında batınca, teknedeki bütün mülteciler ölüyor ve bir tek Ezra kurtuluyor. Ezra'yı kurtaran dünyanın en zengin işadamlarından Çahangir Hüseyinov, daha ilk görüşte bu dünya güzeli deniz kızı Ezra'ya aşık oluyor.
Aynı anda, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nde başkomiser olan “Tek Tabanca” lakaplı Mustafa ve yardımcısı Ömer, kaçak altın kuryesi kılığında Çahangir ile görüşmeye gidiyorlar. İşte tam orada, Gazze’li Ezra ile Tek Tabanca Mustafa'nın yolları kesişiyor. Mustafa'nın polis kimliği, Çahangir karşısında deşifre olunca, mekandan kaçmak zorunda kalıyor. Ezra’da, Çahangir'den korkunca, Ezra'nın kaçıp sığınabileceği tek yer Mustafa'nın yanı oluyor.
Yönetmenliği ve senaryosu Tayfun Güneyer’e ait olan Ezra’nın oyuncu kadrosunda; Rüveyda Öksüz, Yusuf Çim, İsmail Filiz, Nurana Bagieva, Serkan Şenalp, Zeynep Koltuk, Gökhan Bekletenler, Doğukan Polat, Umut Özkan, Abdurrahman Yunusoğlu ve Asuman Dabak yer alıyor.
Rüveyda Öksüz Cesur Yürek / Berrin(Rüveyda Öksüz) Genç ve idealist bir avukat olan Berrin, hayatını hukuk mücadelesine adamıştır. Adaletin ancak hukuk devleti ilkeleriyle sağlanabileceğine inanır. Hukuk sistemi dışında kalan hak arayışlarının zorbalığa ve adaletsizliğe yol açacağına bütün kalbiyle inanan Berrin için, aşık olduğu adamın adaleti kendi elleriyle dağıtmaya karar vermiş bir kabadayı olması yaşayacağı en büyük ikilemdir.
Rüveyda Öksüz Kimdir, Kaç Yaşında? Miss Turkey 2013 birincisi olan Ruveyda Öksüz 24 Mayıs 1994 İstanbul doğumludur. Aslen Rizeli olan Ruveyda Öksüz, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay bilimleri öğrencisidir. Türkiye'yi Miss World 2013'te Endenozya'nın Bali Adası'nda yapılan yarışmada temsil etti. 2014 yılında Tayfun Güneyer'in yazıp yönettiği, Yusuf Çim ve İsmail Filiz ile birlikte başrolü paylaştığı Ezra dizisinde Gazzeli tıp öğrencisi Ezra karakterini canlandırmıştır.
Rüveyda Öksüz’ün Oynadığı Diziler Ezra / Ezra / 2014
Sen Benimsin / Nağme / 2015
Cesur Yürek / Berrin / 2016
Yusuf Çim YUSUF ÇİM (CAN YİĞİT) Kudret Fettah’ın evladı gibi büyütüp şirketini emanet ettiği, adil ve güvenilir biridir. Fettah ailesine sarsılmaz bir sadakatle bağlı olan Can, ailenin biricik kızı Hande’yle evlilik yolunda ilerlerken, Ferah’ın hayatına girmesiyle gerçek aşkla tanışır.
Yusuf Çim Kimdir, Kaç Yaşında? Akademi 35.5 Sanat Evinde oyunculuk eğitimi almıştır. 2009 yılından itibaren birçok markanın ve derginin katalog çekimlerinde yer almıştır. 2011 Best Model of Turkey öncesi ve sonrası birçok defile de boy göstermiştir. Müzik kariyeri 2013 Ağustos'da çıkardığı "Olsun Bi Kere" EP Albümüyle başlamıştır. Yer aldığı bazı diziler: Çilek Kokusu, Hanım Köylü, İçimdeki Fırtına, Seven Ne Yapmaz’dır.
izinin senaryosunda seyirci adeta yeni bir serüvenin içerisine sürüklenecek. Dizide; Ezra, Gazzeli dünyalar güzeli bir kız. Çocukken yetimhaneden çalınan küçük kız kardeşinin izini İtalya'da bulunca, onun yanına gitmek için Gazze'den kaçıyor. Ancak, bindiği mülteci teknesi Kıbrıs açıklarında batınca, teknedeki bütün mülteciler ölüyor ve bir tek Ezra kurtuluyor. Ezra'yı kurtaran dünyanın en zengin işadamlarından Çahangir Hüseyinov, daha ilk görüşte bu dünya güzeli deniz kızı Ezra'ya aşık oluyor.
Aynı anda, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nde başkomiser olan “Tek Tabanca” lakaplı Mustafa ve yardımcısı Ömer, kaçak altın kuryesi kılığında Çahangir ile görüşmeye gidiyorlar. İşte tam orada, Gazze’li Ezra ile Tek Tabanca Mustafa'nın yolları kesişiyor. Mustafa'nın polis kimliği, Çahangir karşısında deşifre olunca, mekandan kaçmak zorunda kalıyor. Ezra’da, Çahangir'den korkunca, Ezra'nın kaçıp sığınabileceği tek yer Mustafa'nın yanı oluyor.
2013 Miss Turkey birincisi Rüveyda Öksüz, çekimleri devam eden ve yakında SHOW TV ekranında izleyicilerle buluşacak olan 'Ezra' dizisi için iddialı konuştu. Yarışmadan sonra bir çok oyunculuk teklifi aldığını söyleyen Öksüz, 'Muhteşem bir projeyle oyunculuk hayatına girdim. Uzun soluklu bir dizi olacağına inanıyorum' dedi
RÖPORTAJ: Neziha KARTAL
SHOW TV'nin fragmanı yayınlandığından beri merakla beklenen yeni dizisi 'Ezra'nın çekimleri sürüyor. Yakında izleyicilerle buluşacak dizide Ezra karakterini, 2013 Miss Turkey birincisi olan Rüveyda Öksüz canlandırıyor. İlk oyunculuk deneyimi olan deneyimini yaşayacak olan Öksüz ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Hem kendisini çok heyecanlandıran diziyi hem de hakkında merak edilenleri konuştuk...
2013 Miss Turkey birincisi, seçildikten sonra hayatınız değişti. Yarışmaya katılmaya nasıl karar verdiniz?
Benim çocukluk hayalim Türkiye güzeli olmaktı. Yarışmaya hayallerimi gerçekleştirmek için girdim ve ikinci hayalim gerçek oldu.
Birinci hayaliniz neydi?
Üniveristeyi kazanmaktı. Onu da başarmıştım. Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümünde okuyorum.
Okula devam ediyor musunuz yoksa bitti mi?
Üçüncü sınıfım ama not ortalamam düşmesin diye bu yıl okulu dondurdum. Sonrasında devam edeceğim. Okulum benim için ayrı bir kültür. Bundan sonra oyunculuk yapacağım. Okulu zaten kültür için okuyordum.
Oyuncu olmak var mıydı aklınızda?
Yarışmaya girerken böyle bir düşüncem yoktu, yarışmadan sonra teklifler gelmeye başlayınca oluştu. Bundan sonra mesleğim oyunculuk. Şu an olmak istediğim yerdeyim. Muhteşem bir projeyle oyunculuk hayatına girdim.
Daha önce oyunculuk eğitimi aldınız mı?
Önceden aldığım bir eğitim yoktu ancak dizi öncesinde Betül Alganatay'dan kısa bir oyunculuk eğitimi aldım.
'Ezra' sizin ilk oyunculuk deneyiminiz. Kabul etme sebebiniz nedir?
Birçok teklif geldi ancak bu projeyi kaçırmak istemedik. "Tamamdır" dedik ve girdik.
Çok uzun ömürlü olacağına inıyorum. Benim için hem oyunculuk adına önemli bir adım hem de gerçekten inandığım bir proje. 'Ezra' geldiğinde "Ben Ezra olmalıyım" dedim.
Ezra nasıl biri, dizide ne anlatacaksınız?
Ezra Filistinli bir tıp öğrencisi. Bütün ailesini İsrail saldırılarında kaybediyor. Küçük kız kardeşiyle yetimhanede büyüyorlar. Ancak kızkardeşi başka bir aileye satılıyor. Kaçmaya karşı ancak sırf kardeşini bulabilmek için Gazze'den arkadaşlarıyle birlikte İstanbul'a geliyor.
Gazzeli bir kızı canlandıracaksınız, rolünüze nasıl hazılanıyorsunuz?
Bu konuda yönetmenimizin çok büyük yardımları oluyor. Çekimler başlamadan önce konuşuyoruz, ne yapmam gerektiğini nasıl hissetmem gerektiğini anlatıyor.
Filistin konusunu daha önce hiç araştırmış mıydınız?
Çok güncel bir olay olduğu için haberleri takip eden herkes bilir. Herkes kadar konuyla ilgli bilgim vardı ancak detaylı bir araştırma yapmamıştım. 'Ezra' sayesinde araştırma ve okuma fırsatı buldum.
Ezra karakterinin tepki almasından korkuyor musunuz?
Dizimizin konusu İsrail-Gazze konusu değil. Ezra Gazzeli bir kız ancak hikâye İstanbul'da geçiyor. Dizinin içinde çok farklı konular var. Komedi de var, aşk da var. Sadece Gazzey'i konu alan bir dizi olmayacak. Bu dizinin uzun ömürlü olacağına inanıyorum.
Siz gibi başrolü paylaştığınız Yusuf Çim'in de ilk oyunculuk deneyimi. Kimyanız tuttu mu?
Yusuf'la olan çekimlerim henüz başlamadı. 1-2 tane tanıtım çektik o kadar. Çekimler yeni başladığı için şuan Ezra'nın Gazze'deki hayatıyla ilgili çekimler yaptık. Ama iyi anlaştık, güzel bir uyum yakalayacağımıza inanıyorum.
Oyunculukla ilgili hayalleriniz neler?
Ben hayallerimi gerçekleştirerek ilerliyorum. Okulu kazandım, Türkiye güzeli oldum şimdide harika bir dizide, birbirinden değerli oyuncularla başrol oynuyorum. Başarısız olmak istemem.
Miss Turkey 2014 güzeli Amine Gülşe'ye tacınızı devrettiniz. Amine Gülşe'yi beğeniyor musunuz?
Tabii ki beğeniyorum. Zaten Miss Turkey'in çirkin kız çıkarttığı olmamıştur. Geçmişten günümüze kadar olan bütün Miss Turkey birincilerini çok beğeniyorum. Türkiye'de çok göz önünde olan insanlar da var aralarında ve hepsi çok güzel. Genel olarak Türk kadınlarını beğeniyorum.
Türkiye güzelisiniz ve birçok erkeğin hayal ettiği kişisiniz. Peki, sizin hayalindeki erkek nasıl biri?
Dürüst olması çok önemli. Hayatta en değer verdiğim şey dürüstlüktür.. Güçlü olmalı, ayakları yere sağlam basmalı. Aslında her kızın istediği şeyleri istiyorum diyebilirm. Tabiki duygu daha ön planda ama dış görünüş de önemli. Erkeğin yapılı olmasını tercih ederim. Her kadın, göbekli bir erkek yerine spor yapan, formda olan bir erkek ister.
Beğendiğiniz bir erkek var mı?
Biraz klişe olacak belki ama David Beckham'ı çok beğeniyorum.
Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?
Okulumdan dolayı uzay gözlemini çok seviyorum ve yüzmeye bayılıyorum. Suyun beni rahatlattığına inanıyorum.
Formunuzu korumak için nelere dikkat ediyorsunuz?
Dürüst olmak gerekirse sadece geceleri yemek yemiyorum. Kilo aldığım zamanlar dışında diyet yapmıyorum ve gün içinde canım ne isterse yiyorum. Zaten gece yemek yemediğim için pek fazla kilo almıyorum.
En sevdiğiniz ve sizi anlattığına inandığınız renk nedir?
İkizler burcu olduğum için ruh halim çok değişkendir. Bir gün en sevdiğim renk siyahken diğer gün beni pembenin anlattığını düşünebilirim. O yüzden kesin bir şey söyleyemem. Her rengi içimde barındırıyorum.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2014.05.13 21:43 ilgarerkan ESKİDEN HER ŞEY GERÇEKTEN GÜZELDİ

ESKİDEN HER ŞEY GERÇEKTEN GÜZELDİ
Çocuklar doğduğunda telefon başvurusu yapılırdı.
( Telefon sırası 8-10 yılda gelirdi )- 1970-80
Telefonun ve radyonun üzerine dantel örtü konurdu. - 1960
Gazocağı ve tel dolabımız vardı. Annem, tıkanan gazocağını, ucunda tel olan bir aletle açmaya çalışırken habire söylenirdi.- 1955
Banyoda tuhaf bir soba vardı ve tuhaf bir yakacakla ısıtılırdı. 1950- 60
Banyomuz kurnalıydı, hamam tasımız vardı. - 1950
Plastikleri çıkmadan önce tuvalette takunya bulunur ve herkesin ayağına olması için en büyük numara seçilirdi. -1950- 70
Okul kapısında ayva, şam tatlısı macun şeker, susamlı şeker, pamuk helva, kestane satılırdı. 5 kuruşa ince bir dilim şam tatlısı alırdık. - 1950-55
İlkokulda ABD yardımı sandviçler ve balıkyağı hapları dağıtılırdı.
Renkli patiskadan dikilme beli lastikli külotlarımız vardı. Artık yünlerden> örülen fanilalara, nazardan korunmamız için muska takarlardı! - 1945- 50-55
Okul açılacağı zaman Sümerbank ayakkabıları alınır, çok sevdiğim modeller için de bayram beklemem söylenirdi. - 1950- 60
Bayramlarda kıyafetlerimiz ve yeni ayakkabılarımız başucumuzda dururdu. Bazılarımız koynuna alır, yatardı. - 1955
Uyduruk oyuncaklarımız vardı. Hatırlı bir kişiden çok güzel bir oyuncak araba veya bebek geldiği zaman, bozulmaması için kaldırılır, bize verilmezdi! Biz ona, o bize bakardı. - 1950- 60
İlkokulda sepet kadar kurdele takardık. Ne kadar kabarık ve büyük olursa o kadar makbuldü. 2 kafa gezerdik. - 1945-50-55 (Tafta kurdela; jan janlıydı...)
Babalarımızın gömlek yakaları, bizim okul yakalarımız, Pazar akşamları kolalanırdı. Balina korduk dik durması için. - 1950-60
Genellikle herkes Pazar günleri yıkanırdı! Banyo merasimle yanar, çamaşır değiştirilirdi! - 1955
Ecnebi filmlere aydın aileler, Türk filmlerine de fakirler ve eğitimsizler giderdi. - 1950-60
Akşam 18.00 seansı tercih edilirdi. - 1955- 65
Filmler, sokak sokak dolaşan arabalardan bağırarak duyurulur, reklamı yapılırdı. - 1955
Sokaklardan, yoğurtçu, yorgancı, kalaycı, dondurmacı, eskici, bileyci, sülükçü(!) geçerdi. - 1940-50-60
Bozacı, lehimci, baltacı
Bekçimiz, postacımız, ayvaz, vs
25 kuruşa bisiklet kiralar "Şans, kader, kısmet, talih, niyet 5 kuruş" diye bağıran ve yuvarlak delikleri kazıtarak ilkel piyango çektiren çocukların peşine Fareli Köyün Kavalcısı gibi takılırdık. - 1955
Her evin en güzel ve en büyük odası misafir odası olarak ayrılır, kapısı kapatılırdı. Sonra da tüm aile küçük bir odaya tıkılır, hayat geçirilirdi. - 1950-60
Radyo en kıymetli eğlencemizdi. Orhan Boran ve Yuki kaçırılmazdı. Uğurlugil ailesindeki Arap Bacı'ya herkes hayrandı. - 1960-65
Radyo tiyatrosu sayesinde tüm klasikler ezberimize girmişti. Haluk Kurdoğlu, Semih Sergen ve Işık Yenersu'nun sesine âşıktım. Genellikle Kerim Afşar, Tomris Oğuzalp esas oğlan ve esas kız olurdu. - 1960
Türk Sanat Müziğini kentliler, Türk Halk Müziğini de köylüler dinlerdi. - 1950-75
İlkokulda okuma bayramı, kurdele bilmezdik. Herkes okurdu, kimse de bayram etmezdi. - 1950-70
Aşı olunacağı zaman tek iğne ile neredeyse koca sınıf bitirilirdi. Aids henüz çıkmamıştı, eşcinsellik duyulmamıştı. - 1950-60-65-70
İsveçli sarışın güzeller güzeli May Britt ile çirkinler kralı zenci Sammy Davis Jr evlendiğinde yer yerinden oynamıştı.
Okulda Kürt, Türk, Ermeni, Yahudi, köylü, şehirli bilmezdik. Kimse kimseye böyle garip soru sormaz, merak dahi edilmezdi. - Yarım yüzyıl öncesi
Herhangi bir sebeple götürülen hediye paketini açmak, geleneklerimize aykırıydı, ayıptı. Misafir gidince ilk iş onu açmak olurdu. - Yarım yüzyıl
Misafirlikte ne kadar aç olursanız olun, ikram tabağındakileri bitirmek de ayıptı. Görgülüler bir lokma mutlaka bırakır, görgüsüzler hepsini yerdi. - 1950-60
Dondurma mayıs sonunda çıkar annem temmuza kadar izin vermezdi. - 1945-55-65
Sokakta oynarken en sevdiğimiz yiyecek, bir dilim taze ekmek üzerine sana yağı ve toz şekerdi. - 1960-70
Kaçık çoraplar, çektirilmek için tuhafiyeciye götürülür, ertesi günü alınırdı. - 1955-60-65
Külotlu çoraptan önce tüm kadınlar jartiyer kullanır, yaşlılar baldırlarına lastik takardı. - 1950
60'lı yıllarda evlenen her genç kızın çeyizinde mutlaka 1 adet baby doll bulunurdu.
Fotoğraflarda gülmek laubalilikti. Pek çok kişinin düğün resimleri cenaze törenlerini andırırdı. Ağır, vakur ve ciddi olmak önemliydi.
Anneler, vapurda, trende, otobüste rahatlıkla bebek emzirirlerdi.
Yazlık sinemalara battaniye ve minderlerle gidilir, çekirdek çitlenirdi. Arad frigo buz satılırdı. Pahalı olduğu için babam almazdı. - Doğrudur!
Çarşıda, pazarda anne babamızdan bir şey istemek ayıptı. Ancak sorulursa yanıtlardık. Canımız istediği halde çoğunlukla da red ederdik. Evet...
Her gencin en kıymetli eşyası Dual pikaptı. Plak almak için harçlık biriktirirdik. Bazısı...
Defter kitap kaplama kâğıtları ya kırmızı ya da mavi olurdu.
Gazete kâğıtlarından kese kâğıdı yapar, undan yapılmış tutkalla yapıştırırdık. Evet...
"Bir maniniz yoksa annemler bu akşam size gelecek" bir teklif değil, bir kararın iletilmesi gibiydi. Bu soruya 'hayır' demek mümkün değildi, adetlerimize göre ayıptı. Önemli bir program varsa (bilet, başka ziyaret vs) derhal iptal edilir, aile telaş yumağına dönerdi.
Ne güzelmiş değil mi?
evvet çok Güzeldi!
submitted by ilgarerkan to PUB204 [link] [comments]


Kız bebek suveteri, süveter, kahve çekirdeği modeli FULL GENÇ ODASI VE ÇOCUK ODASI MODELLERİ🍓🍓🍓(2018-2019 ... Yeni model kız elbisesi çizimi 💕 kız nasıl çizilir - YouTube YENİ - TOP MODEL Tasarım ve Fashion Çıkartma Kitapları! Güzel Kız Çıkartma ve Tasarım Kitabı! Çiçek Demeti Tutan Yeni Model Elbiseli Kız Çizimi / Yeni Sezon Elbise Modelleri YENI 2017 MODEL ORGU KIZ BEBEK YELEK MODELLERI Model - Sarı Kurdeleler (HD Video Klip) - YouTube Türkiyem yeni model - YouTube Genç kızların yeni modası - YouTube

  1. Kız bebek suveteri, süveter, kahve çekirdeği modeli
  2. FULL GENÇ ODASI VE ÇOCUK ODASI MODELLERİ🍓🍓🍓(2018-2019 ...
  3. Yeni model kız elbisesi çizimi 💕 kız nasıl çizilir - YouTube
  4. YENİ - TOP MODEL Tasarım ve Fashion Çıkartma Kitapları! Güzel Kız Çıkartma ve Tasarım Kitabı!
  5. Çiçek Demeti Tutan Yeni Model Elbiseli Kız Çizimi / Yeni Sezon Elbise Modelleri
  6. YENI 2017 MODEL ORGU KIZ BEBEK YELEK MODELLERI
  7. Model - Sarı Kurdeleler (HD Video Klip) - YouTube
  8. Türkiyem yeni model - YouTube
  9. Genç kızların yeni modası - YouTube

Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. ~~~ Kullandığım kalemler ~~~ Faber-Castell Tk Fine 2317 (Beyaz uçlu kalem) Pastel Dağıtıcı ~~~ İletişim ~~~ İnstagram : cizimm.zamani Mail : cizimm.zamani ... GNL Entertainment YouTube kanalına abone olun: https://goo.gl/d4Clnl Model - Sarı Kurdeleler şarkı sözleri: Dün gece yaralı küçük bi kız bulunmuş Etrafına sa... ToysTV Kanalımda yeni YouTube videom – YENİ - TOP MODEL Tasarım ve Fashion Sticker Çıkartma Kitapları! Güzel Kız Çıkartma ve Tasarım Kitabı! Bu videomda çok severek oynadığım Top ... Abone Olmak için Tıklayınız → http://showtv.tv/ANcO8B Facebook Hesabı: https://facebook.com/showanahaber Twitter Hesabı: https://twitter.com/showanahaber G+ ... Merhaba Arkadaşlar ! Yeni video ya hoş geldiniz. Bu video da sizlere elinde çiçek demeti taşıyan şık giyinimli yeni model elbiseli güzel kız nasıl çizilir onu göstermeye çalıştım ... How to Grow Roses From Cuttings Fast and Easy Rooting Rose Cuttings with a 2 Liter Soda Bottle - Duration: 28:23. Mike Kincaid Recommended for you en yeni genç odası ve çocuk odası modelleri.çeşit çeşit ranzalar, arabalı yataklar, birbirinden renkli mobilyalar.hem kız hemde erkekler için çok güzel model... Merhaba hanımlar yeni bir çalışmayla beraberiz bu kez kız çocuklarımız için bir model yapıyoruz herkese kolay gelsin. Facebook grup /elişi delisi İnstangram/...